Wolfgang Köhler ve Gestalt Yaklaşımı, İçgörü Nedir?

Köhler'in Wertheimer ve Koffka ile birlikte geliştirdiği Geştalt psikolojisi, 20. yüzyılın başlarında etkisini giderek yitiren yapısalcı psikolojiyle, psikolojide gitgide güç kazanan davranışçılığa eleştirel biçimde yaklaşan, algılama mekanizmalarına ağırlık veren bir akımdı.



Gerek davranışçı, gerek yapısalcı psikolojinin, psikolojik olguları parçalarına ayırıp incelemeyi amaçlayan ortak yaklaşımını yadsıyan Gestaltçılar, algılamanın bir bütün olarak kendine özgü bir dinamiği olduğunu vurgulamış, algılanan bütünün, parçalarının toplamından nitel olarak farklılığına büyük önem vererek, bu savlarını kanıtlayacak yeni tür deneyler gerçekleştirmişlerdi. Bir yandan yapısalcı psikolojinin, bilincin geçmişteki deneyimlerle zenginleşen içeriğinin içgözlem yöntemleriyle incelenerek öğelerinin bulunabileceği savma, öte yandan davranışçılığın, bilinci tümüyle yadsıyan mekanik görüşüne karşı çıkıyorlardı. Bu bağlamda algılamanın (ve bilincin), uyaranların birbirleriyle ilişkileri sonucu kendiliğinden ortaya çıkan dinamiğini vurgulamaktaydılar.

İçgörü Nedir?

Köhler'in Tenerife'deki araştırmalarının, Gestalt psikolojisinin özellikle davranışçı öğrenme kuramlarına yönelttiği eleştiriler bakımından kalıcı bir değeri vardır. Başta Thorndike olmak üzere davranışçı görüşe yakın kuramcılara göre öğrenme, geçmiş deneyimlerden sınama ve yanılma yöntemiyle elde edilen birikimlerinin üstüne mekanik bir biçimde kurulmuştur. Örneğin bir organizma yiyecek bulmak —ya da belirli bir biçimde ödüllendirilmek üzere— bir sorunu çözerken, geçmişte bu konudaki yanılgı ve başarılarından yararlanmakta, bilinci gerektirmeyen ve mekanik bir biçimde gerçekleşen bu olgunun sonucu sorunun çözümü aniden değil, belirli bir birikimin sonunda ortaya çıkmaktadır. Şempanzelerde öğrenmeye ilişkin çeşitli deneyler yapan Köhler ise çözümün, organizmayı çözüme götüren tüm öğelerin aynı anda kavranmasıyla bir “içgörü” sonucu ortaya çıktığını ileri sürmüştür. Örneğin, Köhler'in ünlü şempanze deneği Sultan, kafesinin dışında bulunan ve normal koşullarda erişemediği bir muz hevengini, iki sopayı iç içe geçirerek elde edebileceğini, çözüm için gerekli tüm öğeleri teker teker inceledikten sonra “aniden” bulmuştu. Köhler, bu tür deneylerde, öğrenme sırasında çözüm için gerekli öğelerin açıkça görülebilmesine ve aynı anda kavranıp çözüme varılmasına dayalı içgörü yönteminin, özellikle Thorndike'ın vurguladığı deneme ve yanılmaya dayalı mekanizmalardan hem daha yaygın, hem de eğitim açısından daha yararlı olduğunu vurgulamıştır.



Köhler ABD'deki araştırmalarını psikolojik görüngülerle fiziksel olgular arasındaki ilişki üzerinde yoğunlaştırdı, doğanın bütünlüğünü vurgulayarak, psikolojiyi fizyolojinin, fizyolojiyi de fiziğin yasaları içinde ele almaya çalıştı. Bu arada psikolojik algılamayla bunun sinir sistemindeki (beyindeki) fizyolojik etkisinin eşbiçimsel olduğunu ileri sürerek, araştırmalarını daha çok, uyarma sırasında beyindeki etkinliği ölçmeye yöneltti. Bu nedenle beyindeki elektrik dalgalarının ve özellikle de düz ya da çok yavaş değişen akımların incelenmesine ağırlık veren Köhler, dolaylı da olsa, sinirsel iletimi sağlayan impulsların dışındaki elektriksel etkinliklerin de beyindeki işlevler açısından önemli olduğunu göstermiş oldu. Bu alanda yaptığı araştırmalarıyla belirli bir biçimdeki görsel uyarının sürekli gözlenmesi sonucu, önceden kestirilebilecek algılama yanılgılarının ortaya çıkabileceğini bulduğu gibi, sürekli uyarılma sonucu ortaya çıkan geçici algılama bozukluğu ya da çarpıklığının, diğer tüm uyaranlar (örneğin işitsel uyaranlar) için de geçerli olduğunu, bu gibi durumlarda sinirsel etkinliklerin de belirli değişikliklere uğradığını gösterdi. Bellek mekanizmalarını da inceleyen Köhler, anımsanan olayın, algılanan olaydan temelde farklı olmadığını, her iki olgunun beyinde aynı dinamiklerden etkilendiğini ileri sürerek, unutmayı Geştalt psikolojisinin algılama ilkeleri çerçevesinde açıklamaya çalıştı.

Köhler deneysel ve kuramsal çalışmalarıyla psikolojik olgulara bütünsel bir açıdan bakılmasını sağlamış, ancak bugün bir akım olarak canlılığını yitirmiş olan Geştalt psikolojisinin dar çerçevesinde yorumladığı, özellikle fizyolojiye ilişkin gözlem ve savları eski etkisini yitirmiştir. Buna karşılık, özellikle içgörüsel mekanizmayı vurgulayarak öğrenme kuramlarım, beyin fizyolojisini inceleyerek de fizyolojik psikolojinin gelişmesini etkilemiştir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı