İdelerimizin Kaynakları Nelerdir?

Locke Denemeler’in 2. kitabına “ideler düşüncenin nesneleridir” sözüyle başlar. “Herkes düşündüğünün ve düşündüğü sırada zihninin uğraştığı şeyin ide olduğunun bilincinde olduğuna göre insanların zihinlerinde ‘aklık,’ ‘düşünme,’ ‘devim,’ ‘fil,’ ‘ordu,’ ‘karanlık’ gibi sözcüklerin anlattığı türden idelerin bulunduğu kuşkusuzdur: ilk araştırılması gereken şey insanların bunları nasıl edindiğidir” (Locke, 1996: 85).



Locke insan zihnini öncelikle üzerine hiçbir şey yazılmamış beyaz kâğıt (tabula rasa) kabul eder. Bu kâğıt deneyim (experience) yoluyla dolmaya başlar. Deneyimin yolu duyumlardan ve iç algı denen düşünümden geçer. Bütün ideler duyumdan ya da düşünümden gelirler. Duyularımız önce duyulur tikel nesnelere yönelir ve bu nesnelerin etkisi sonucu zihne bunların seçik algıları iletilmiş olur. Böylece sarı, sıcak, sert, acı, tatlı ideleriyle, duyulur nitelikler dediğimiz öteki niteliklerin ideleri edinilmiş olur. ‹delerimizin çoğu duyular yoluyla kazanıldığı için Locke bu kaynağı duyum (sensation) olarak adlandırır. ‹delerimizin öteki kaynağı ise zihnimizin işlemleridir: Zihnimiz duyular yoluyla kazandığımız ideler üzerinde çalışıp onları algılar. Böylece nesnelerden edinemeyeceğimiz başka bir ideler kategorisi sağlarız: Bunlar algılama, düşünme, inanma, usavurma, bilme, isteme gibi zihinsel edimlerdir. Bilinçlerine varmak suretiyle bunlardan da seçik ideler elde ederiz.



Bunlara da düşünüm denir. Çünkü bu kaynağın sağladığı ideleri zihin yalnızca kendi iç işlemleri üzerinde düşünerek edinir. Şu halde duyumun nesneleri olan dışsal maddesel şeylerle, düşünümün nesneleri olan zihnimizin kendi içindeki işlemleri idelerimizin kendiliğinden devinime geçen biricik kaynaklarıdır. Locke zihnin iç işlemleri derken, herhangi bir düşünceden çıkan kıvanç ya da sıkıntı gibi coşkuları da anlamak gerektiğini söyler. Zihnimizin tüm içeriği ya duyumdan ya düşünümden gelir ve düşünüm daima duyumdan sonradır. Önce duyular yoluyla dış dünyadaki nesnelerden sağlanan ideler algılanır, sonra zihin bunların üzerinde düşünür. Yani zihinde, daha önce duyulardan geçmemiş hiçbir şey bulunmaz.

Zihin başlangıçta boş bir levhadır (tabula rasa). Bu boş levha duyusal deneyim yoluyla dolmaya başlar ve her tür bilgi bu deneyimlerden doğar. Zihinde, daha önce duyulardan geçmemiş hiçbir içerik yoktur.



Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı