Törel Kuramı Nedir, Ne Demektir?

Dewey'e göre Gerçek törel hedefler; insan gereksinim ve isteklerinin karşılanması, insanların ahlaksal duyarlıkta sürekli olarak gelişmesi ve daha iyi bir toplumsal dünyanın kılgısal olgusallaşması yönünde ilerlemedir.



"İyi insan ahlaksal olarak ne denli değersiz olsa da daha iyi olma yolunda ilerlemekte olan insandır. ... Büyümenin kendisi biricik ahlaksal 'erek'tir." Ancak belli sonuçlara ulaşıldığı sürece ahlaksal iyiden ya da ahlaksal hedeflerden söz edilebilir.

Saltık iyiler ya da kötüler yoktur; her bir durum belirli bir durumdur ve belirli inceleme yöntemlerini gerektirir. En büyük iyilik en büyük kötülüğün ortadan kaldırılması ya da insanın en büyük gereksinimlerinin karşılanmasıdır. İyilik ve kötülük arasında seçim kuramsal bir zeminde değil ama insanı rahatsız eden belirli kötülükleri olabildiğince indirgeme ya da hafifletme amacı için yapılır.



Dewey ne bir iyimserdi ne de bir kötümser. James gibi o da bir meliorist idi ve dünyanın yalnızca istenebilir sonuçları ortaya çıkarmada insanın kararlılığı ile daha iyi yapılabilecek olduğuna inanıyordu Ne mutluluk ne de iyilikler tam bir eksiksizliğe erişebilir, çünkü bunlar ahlaksal ilerlemenin daha yüksek düzeylerine götüren adımlardan başka bir şey değildirler.

Dahası, Pekinlik (kesinlik) İçin Arayış'ta daha öte geliştirildiği gibi, Dewey'in değer kuramı edimsel olarak istenen her şeyi başarma biçimindeki Yararcıl hedef, ile onun en istenebilir ve en doyurucu olana, övülmeye, sevilmeye ve haz duyulmaya değer her şeye doğru ilerleme biçimindeki kendi hedefİ arasında bir ayrım yapıyordu.

Doyurucu ya da istenebilir eylem yolları önceden saptanabilecek belli nitelendirilebilir koşullara karşılık vermeli ve böyle olarak gelecek eyleme kılavuzlar olarak hizmet edecek yargılar, hesaplamalar ya da değerlemeler üzerine dayanmalıdırlar. "Değerlere ilişkin yargılar koşullara ve görgülenen nesnelerin sonuçlarına ilişkin yargılardır; istek, duygu ve hazlarımızın oluşumlarını düzenlemesi gerekene ilişkin yargılar." Değer ancak doyumun olduğu yerde vardır. Belli koşulların yerine getirilmesi doyumları değerlere dönüştürür.



Ahlaksal yasalar fiziksel yasalara benzetilebilir, çünkü formüller olarak hizmet ederek verili koşullar altında belli karşılıkları vermede bize yol gösterirler. Ahlaksal yasalar hiçbir zaman kuraldışına izin vermeyen saltık kurallar değildirler. İnsanın doğası yalnızca düşünmekten ya da kuramlar yaratmaktan daha çok davranmak olduğu için, somut eylemden ayrılmış kuram boş, kısır ya da sonuçsuzdur. Anlığın işlevi eyleme hizmet etmektir ve eylem anlığın buyruklarına uyduğu zaman insana yararlıdır. Değerler anlıksal olarak yönlendirilen etkinlikten sonuçlanan kılgısal imlemli iyi şeyler olarak görülmelidir.

Dewey ahlaksal sorumluluğun toplumsal olduğu ilkesini vurgulayarak "tüm ahlak toplumsaldır" diyordu. İnsan ahlaksal yükümlülükler üstlenmeksizin bir toplumda yaşayamaz. Eğer kişi kendi toplumunun ahlaksal düzenlenişine aldırmazsa, o zaman büyük bir olasılıkla bundan yabanıl bir topluma girmekle kaçabilecektir, ama orada bile ahlaksal ilkelerden bütünüyle kaçınmak olanaksızdır, çünkü yalnızca bir yükümlülükler kümesini bir başkasıyla değiştirdiğini görecektir. İnsan ancak dünyada yalnız başına olsaydı ahlaksal olma yükümlülüğünde olmaz, ama o zaman soru da doğmazdı.

Haklar da toplumsaldır , çünkü bir kişi haklarını onlar için sorumluluk kabul etmeksizin ileri süremez. Kişinin kendi için özgür konuşma hakkını ileri sürmesi ona başkalarının da özgür konuşma haklarına saygı gösterme sorumluluğunu getirir. Ahlaka aykırı davranış bütün topluma zararlıdır, ve bu nedenledir ki sınırları çiğneyen tehlikeli bireyler toplumdan uzaklaştırılır.



Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı