Bilgibilimin Doğallaştırılması

Dewey, her türlü düşünsel soruşturmanın, eninde sonunda bir tür problem çözme etkinliğine dayandığını düşünmektedir. Düşünme süreci karmaşık, şüpheli, muğlak veya sorunlu bir noktadan kurtulmamızı içerir. Sonuçta daha basit, kesin, açık ve sorunsuz bir noktaya kendimizi taşırız.



Bu yaklaşımın arka planında bazı varsayımlar yer almaktadır, öncelikle Dewey’e göre biz insanlar dünyanın edilgin izleyicileri değilizdir. Kendimizi dünyaya katılan, onun bir parçası olan ve sürekli dünyayla etkileşen varlıklar olarak düşünmemiz daha doğrudur. Klasik felsefe anlayışları, bilen ile bilinen arasında keskin bir ayrım yapmakta ve bunun sonucunda içinden çıkılmaz bilgibilimsel sorunlar yaratmaktadır. Dewey, temsile dayalı bilgibilimsel anlayışlara şiddetle karşı çıkmaktadır. Bu anlayışa göre, biz sadece zihnimizde doğrudan karşı karşıya olduğumuz içerikleri bilebiliriz ve nesnel olanla doğrudan karşı karşıya gelme olanağımız bulunmamaktadır. Dewey’e göre ise bilen bilinen ayrımı, en baştan doğru bir ayrı m olmadığından, böyle bir varsayıma dayalı bir bilgi anlayışı kabul edilemez. Sadece zihinsel olarak bize temsil olunanı bilebileceğimize dair bilgibilimsel anlayışın yarattığı bir başka sorun daha bulunmaktadır. Bu anlayışı savunanlar, bize verilenin ötesinde varsayımlar öne sürmekten kaçınmamızı, savlarımızı ve düşünüş biçimlerimizi doğrudan temas ettiğimiz zihinsel içeriklerle sınırlamamızı salık vermektedirler. Dewey, bu tavsiyeye de karşı çıkmaktadır. Dewey’e göre biz insanlar, doğa ile etkileşimimiz içerisinde sürekli varsayımlar oluşturmakta, bunları sınamakta ve bu varsayımlar arzu edilir sonuçlar ürettiği ölçüde onları kullanmaya devam etmekteyizdir. Bu noktada aşırı kuşkucu bir yaklaşımla varsayımlar üretmekten kaçınmak, dünyadaki varoluş biçimimizle ters düşmektedir. Mesele, öne sürdüğ ümüz bir varsayımın mevcut zihinsel içeriklerle uyumlu olup olmaması değil; bizim gelecekteki amaçlarımızı ulaştırmak üzere işe yarayıp yaramaması, gelecekte karşılaştığımız yeni durumlardaki testlerden geçip geçememesidir. İyi bir varsayım, zamanın testlerine dayanan ve bu itibarla da işe yarayan bir varsayımdır.



Düşünme etkinliğini bu biçimde ele almak, geleneksel bilgi anlayışı ile bir karşıtlık oluşturmaktadır. Herhangi bir anda, bilgimizin mutlak anlamda kesin olmasını istemek anlamsızdır. Belli bir anda en kesinmiş gibi görünen inançlarımız bile, gelecekte bu kesinliklerini yitirebilir. Kesinliğe farklı ve karşıt yaklaşımları ile birbirlerinden ayrılan ampirisist (deneyci) ve rasyonalist (akılcı) felsefe anlayışlarının her ikisi de bu itibarla, Dewey’e göre sorunludur.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı