İdealar İle Duyulur Evren Arasındaki İlişki Sorunu ve Demiourgos

Platon’un ikici (düalist) bir tutumla ideaları duyulur evrenden ayırması önemli bir soruna yol açmaktadır. Bu sorunu şu şekilde özetlemek mümkündür: Duyulur şeyler tamamen maddi yapıdadırlar ve bu yüzden duyu organlarıyla algılanabilirler.



Oysa idealar hiçbir maddi özellik taşımayan, sadece düşünceyle kavranabilen soyut yapılardır. Platon’a göre idealar duyulur şeylerin nedenidir ve onlara özlüklerini verir. O hâlde duyulur şeylerle idealar arasında bir ilişki olduğu kesindir. Fakat tamamen maddi yapıda olan ve bu yüzden duyu organlarıyla algılanabilen şeylerle, hiçbir maddi özellik taşımayan ve bu yüzden tamamen düşünceyle kavranabilen soyut idealar arasındaki ilişki nasıl kurulacaktır? Soyut bir yapının, somut maddi bir yapıyla ilişki içine girmesi nasıl mümkün olabilmektedir?

Platon, idealar ile duyulur nesneler arasındaki ilişkiyi farklı eserlerinde çeşitli biçimlerde açıklamayı denemiş ve bunu yaparken “pay alma”, “katılma”, “bulunma”, “taklit etme” gibi ifadelere başvurmuştur. Bu çözüm önerilerine göre duyulur nesneler, idealara “katılırlar”, onlara onlardan belli oranda “pay alırlar” ve onlar gibi olmaya çalışırlar, onları taklit ederler. Tersinden düşünülecek olduğunda ise idealar tek tek duyulur şeylerde “bulunurlar.” Her şey, ancak ideasından pay alarak ideasına katılarak ya da ideasının onda bir şekilde bulunuyor olmasıyla ne iseo olur (Phaidon, 100 d).



Platon, duyulur şeylerle idealar arasındaki ilişkiyi açıklayabilmek için çeşitli eserlerinde “pay alma”, “katılma”, “bulunma”, “taklit etme” gibi ifadelere başvurmuştur.

Fakat bu açıklamaların sorunu tam anlamıyla çözemediğini düşündüğü içindir ki Platon yaşlılık dönemi eserlerinden biri olan Timaios’ta sorunu çözmek için bir başka teşebbüste daha bulunmuştur. Bu eserde Platon, Demiourgos adını verdiği düzenleyici bir Tanrısal güçten söz eder. Kelime anlamı el işçisi, zanaatkâr olan ve bir tür evren mimarı olarak düşünüldüğü anlaşılan Demiourgos, başlangıçta hiçbir biçime, renge, kokuya, kısacası onu insan için algılanabilir kılacak hiçbir vasfa sahip olmayan ve bu yüzden bir tür var olmama durumunda bulunan kaotik durumdaki ilk-maddeyi, idealara bakarak düzene sokmuş, belli bir biçime, renge, kokuya vs. kavuşturmuştur. Demiourgos, özünde iyi bir varlık olduğu için şekillendirdiği kaotik maddeye mümkün olan en iyi biçimi vermiştir. Bu yüzden evreni, belli bir amaç doğrultusunda düzenlediği söylenebilir. Bu amaç da evreni mümkün olduğunca iyi kılmaktır. O hâlde henüz hiçbir niteliğe sahip olmayan, yani bir tür var olmama durumunda bulunan kaotik madde, edindiği her niteliği formlardan almış, ona bu nitelikleri kazandıran Demiourgos’un etkinliği de formların bilgisine dayandırılmıştır (Timaios 29a-33a). Görünür evren düzeni işte bu şekilde ortaya çıkar. Demiourgos, insan ruhunu dahi yine bu şekilde, ilk-maddeden formları n bilgisi ile yapmıştır.



Timaios’ta sunulan bu evren tablosuna dikkat edildiğinde onda başlıca üç unsurun bulunduğu görülür. Bunlardan ilki idealar, ikincisi idealardan bağımsız bir varlığa sahip olan ve henüz hiçbir nitelik taşımayan kaotik durumdaki ilk-madde, üçüncüsü ise formlara bakarak kaotik ilk-maddeyi şekillendiren, düzene kavuşturan Demiourgos’tur. Bunların üçü de ezeli ve ebedi yapılardır. Yani sonradan meydana gelmemişlerdir ve yok da olmayacaklardır. Demiourgos, idealarla madde arasındaki ilişki sorununu bir anlamda çözmekte Demiourgos’un zihni, bu ilişkinin sağlandığı yer olmaktadır. İdeanın bilgisi, Demiourgos’un zihninden şekillendirici bir güç olarak ilk-maddeye aktarılmaktadır.

Platon Timaios’ta evrenin üç nedeni olduğunu söyler; İdealar, ilk-madde ve Demiourgos. Bunların üçü de ezeli ve ebedidir.



Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı