Hugo Grotius'un Hukuk Anlayışı

Grotius’un hukuk alanında çığır açan görüşleri, bir devlet görevlisi olarak uygulamalarından ve felsefe sorunlarına yaklaşımından kaynaklanan bir bireşimdir.



Otuz Yıl Savaşları’nın çalkantılı Avrupası, büyük sömürgeleri olan Hollanda, ona uluslararası ilişkiler ve savaşlar konusundaki düşüncelerini biçimlendirmede olanak sağladı. O dönemde yaygın olan doğal hukuk (ius naturale) kavramım benimseyen Grotius, onu Stoacılar’da olduğu gibi, us taşıyan bir yaratık olan insanın doğası gereği saydı. Rönesans ve Reform olaylarının amaçlarından biri olan kilisenin saltık erkinin yıkılması ve doğal hukukun üzerindeki dinsel hukukun etkisinin azaltılması için çalıştı. Ona göre, insanlar Tanrı’yı bilmeseler, ona inanmasalar bile doğal hukuk vardır. Ancak bu Tanrı’nın varolmadığı ya da doğal hukukun onun istencine ters düştüğü anlamına gelmez. Doğal hukuk, insan usuna uygun olmasından da çıkarsanabileceği gibi, Tanrı istenciyle uyum içindedir.

rotius, tanrısal hukuk kavramından bu anlamda bağımsız bir doğal hukuk kavramı geliştirmekle kalmaz, onu devletin de üstünde bir yetke sayar. Önsüz-sonsuz olan, değişmeden varlığım sürdürecek nitelik taşıyan doğal hukukun, ona göre iki ana ilkesi vardır. Bunlardan ilki iyelik hakkıdır. Öteki ise “pacta sund semanda” olarak dile getirdiği, yapılan anlaşmalara bağlı kalmaktır. Bunlara bağlı olarak, yapılan zararı ödemek ve kötülüğü cezalandırmak da doğal hukukun kapsamına girer. Doğal hukuktan türetilen pozitif hukuk (ius çivile) ise, insanın tarih sürecinde koşullarla uyum içinde ortaya koyduğu bir hukuktur. Bu nedenle, onun doğal hukuk kurallarına uygun olması, ancak belli uygarlık düzeyine gelmiş toplumlardan beklenebilir.



Grotius, yurttaşı Erasmus’tan da etkilenmiş bir düşünür olarak, insan usuna ve değerlerine önem verir. İnsan toplumlarmm oluşmasında appetitus socialis adım verdiği topluluk içinde yaşama eğiliminin etken olduğu görüşünü savunur. Bu eğilimin etkisiyle bir araya gelmiş olan insanlar, kendi aralarında sözleşip istekleriyle devleti biçimlendirmişlerdir. Bu nedenle devlet, birey haklarını doğal hukuk yasaları doğrultusunda koruması gereken bir kurumdur. Bireyin en temel hakkı, iyeliktir. Yaşama hakkını da bu bağlamda inceleyen Grotius, gövdeyi insanın mülkü olarak görür. Bu nedenle, savaşta tutsağını öldürmeyen kişi, onu kendi kölesi yapabilir. Çünkü, gövdesi o tutsağın yaşam hakkının karşılığıdır. Gövde de her mülk gibi satılabilir.



Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı