Herakleitos ve İnsanların Bilgisel Bakımdan Durumları

Herakleitos, insanları, bilgi bahsindeki durumları bakımından ikiye ayırır; anlamayı bilenler ve bilmeyenler. Anlamayı bilenler araştırıcı kişilerdir. Diğerleri ise sağır gibidirler. İşitseler bile anlamazlar. Varlıkları ile yoklukları birdir.



Onlar yanı başlarında olan olağanüstü şeylerden bile asla haberdar değildirler. Olaylardan ders almayı, tecrübe kazanmayı bilmezler. Aslında insanların büyük bir kısmının durumu böyledir. Bunlar evrendeki uyumu da göremezler ve karanlık içinde yaşarlar. Bunlar, ruhları ateşten uzaklaşmış insanlardır. Çünkü bunlar yanı başlarındaki nuru, ateşi görmeyen insanlardır. Herakleitos 17. fragmanda onların bu durumlarını şu cümlelerle ifade etmektedir:

“Birçok insanın başından bir sürü olay geçer, ama bu olayları bir türlü anlayamazlar, sanki anlamış gibi gezerler. İnsanlara logosa uymak gerektiğini söyledim, ama onlar beni anlamadılar. Çünkü onlar benim sesime kulak vermediler. Onlar uykuda yaşayanlar gibidir. Evrendeki yasaya, ortak olana uyun dedim. Onlar bana uymadılar. Sanki her birinin özel görüşü varmış gibidirler.”



Herakleitos doğa yasaları ile tanrısal yasalar arasında, yani doğa ile tanrısal yapı arasında bir ayrım yapmaz. Bunları birbirine paralel görür.


- Evrenin yasasını, yani logos'u anlamayan insanlar

14. fragmanda ise şunlar söylenir: “Bu insanlar evrendeki ilahi yasayı anlamayan insanlardır. Evrendeki ilahi yasaya uygun olarak yaşamalı her insan.” Ona göre “Bütün insanların yasaları ilahi yasadan beslenmelidir.” Bu fragmanda Herakleitos’un yurttaşlarına, evrende hüküm süren tanrısal yasaya uygun bir site düzeni kurun, sitenin yasalarını evrendeki tanrısal yasaya uydurun diye salık verdiği anlaşılmaktadır. Bu fragmanlardan yola çıkarak düşündüğümüzde Herakleitos’un doğa yasaları ile tanrısal yasalar arasında, yani tabiatla ilahi kanunlar arasında bir ayrım yapmadığı, bunların ikisinin birbirine paralel olduğunu düşündüğü söylenebilir. Ona göre insanların büyük çoğunluğu evrendeki ilahi yasayı görememektedir. Bu anlamda Herakleitos, tek tanrıcı bir anlayışı savunan Ksenophanes’in yolundan gitmiştir. Evren ile Tanrıyı özdeşleştirmiş ve buna da logos adını vermiştir. Herakleitos’tan günümüze kalan fragmanlar bir bütün olarak titizlikle incelendiğinde, Herakleitos’un evrende hüküm süren tanrısal yasa ile insanların bu yasa karşısındaki durumlarına ilişkin değerlendirmelerini şu şekilde toparlamak mümkündür;



- İnsanlar bu yasayı (yani logosu) anlamadıkları gibi çevrelerinde olup biten olayları da anlamamaktadırlar. Kör gibidirler ve olaylardan ibret çıkaramamaktadırlar.

- İnsanların logosu anlamamalarının temel sebebi subjektif olmalarıdır. Yani sanki her şeyi bilirmiş gibi davranmakta, evrene ilişkin kendi yetersiz bilgileriyle yetinme yoluna gitmektedirler.

- Bilim yaparken de (yani doğayı sorgularken de) felsefede de objektif bir tutum takınılmalıdır.

- Oysa Herakleitos’a göre insanlar yarım yamalak bilgilerle bilim yapmaya çalışmaktadırlar.

- Düşünme gücü (akıl) bütün insanlarda ortaktır. Herkes anlayabilir ama insanlar kendilerinde bulunan akıl gücünü köreltmektedirler. Bunun temel sebebi de tembellikleridir.

- Evrendeki tanrısal yasa olan logosu anlamayan insanlar hayvanlar gibi yaşamaktadırlar. Bu da bedensel tutkulara aşırı şekilde bağlı olmalarından kaynaklanmaktadır. Bunlar akıllarını geliştirip keskinleştirmek yerine bedensel ihtiyaçlarına ön plana çıkarmaktadırlar.

Herakleitos, insanı evrensel uyum yasasını kavramaktan uzaklaştıran ve onu cehalet karanlıklarına sürükleyen bu bedensel hazları küçük görmüş, insanın arzuları peşinden koşmasını en kötü şey olarak nitelendirmiştir. Çünkü arzular karşılığında insan adeta ruhunu satmakta, bedeninin efendisi değil, kölesi olmaktadır. Oysa Herakleitos’a göre bilgelik yolundaki ilk önemli adım bedenin kölesi değil, efendisi olmaktır ve bu da bedensel arzulara hakim olmaktan geçer. Oysa insanlar hayvanlar gibi yaşadıkları için sanat, bilim ve felsefe üretmeye zamanları kalmamaktadır. Herakleitos bilgelik yolunda ilerleyen ruhun durumunu ele alırken en kötü ruhun sulu, en iyi ruhun ise kuru ruh olduğunu söylemekte ve böylece evrensel yasa olan logosla özdeşleştirdiği ateşi, insan ruhunun bilgeliği bahsinde de kullanmaktadır. İnsan ruhunu tutkulardan arındırıp bilgeleştirdikçe ruh sulu bir yapı olmaktan çıkacak ve Herakleitos’un evrensel uyum yasasıyla özdeşleştirdiği ateşe
daha yakın olan kuru bir ruh hâlini alacaktır. Herakleitos’a göre insanın kendi ruhunda olup biten ve tutkuları yenmeye yönelen bu savaşı en büyük savaş olarak nitelendirmektedir.



Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı