Evrenin Yasasını (Logos'u) Anlamayan İnsanlar

Herakleitos, günümüze ulaşmış olan fragmanlarında, evrende hüküm süren yasayı, yani logosu anlamayan insanları başlıca üç gruba ayırmaktadır. Birinci grupta yer alan insanlar her büyük laf karşısında ağzı açık bakakalan budalalar gibidirler.

Ayak takımınınki gibi bir yaşama tarzları olan aşağılık adamlardır. Herakleitos’un burada ayak takımı ya da aşağılık insan grupları ifadesiyle gelir seviyesi düşük, fakir sınıfları nitelendirdiği düşünülmemelidir. Çünkü ona göre yaşama tarzının soylu olması ya da aşağılık olması ne gelir seviyesiyle ne de sınıfsal değerlerle ilgili durumlardır. Ona göre soyluluk, tamamen düşünme soyluluğudur. İnsanın evrene ilişkin düşüncelerinin soylu olmasıdır. Ayrıca bu değerlendirmesiyle her büyük lafa kötü demiş olmamakta fakat her büyük lafa bakıp kalmayı eleştirmektedir. Çünkü insanların önemli bir kısmı tembeldir ve kendileri yerine başkalarının konuşmasını yeğlerler. Herakleitos bu durumu 104. fragmanda şöyle dile getirmektedir; “Nedir ki onların aklı ya da inançları? Onlar halk türkücülerine kanıyorlar ve toplumu kendine öğretmen yapıyor ve hiçbir şey de bilmiyorlar, çünkü çok’un kötü azın ise iyi olduğunu bilmiyorlar.”

Bu fragmandan anladığımız kadarıyla çokluk hiçbir şey için ölçü değildir. Asıl ölçü iyi ve adil olandır. Buradaki çoklukla çok paraya ya da çok güce sahip olmakta dahil olmak üzere her türden çokluğun ifade edildiği anlaşılmaktadır. Bu esas üzere insanın görevi araştırmaktır, doğru olanın yanında olmaktır. Böylece Herakleitos insanlara aktif bir araştırma ve sorgulama durumu içinde olmalarını salık vermektedir. Demek ki insanların büyük çoğunluğu ortalıkta dolaşan birtakım fikirlere hayranlık duymakta, fakat bunları sorgulamayı, iç yüzünü araştırmayı akıllarının ucundan bile geçirmemektedirler. Herakleitos, bu insanlardan duyduğu rahatsızlığı “ana baba sözünden çıkmayan benim yanıma gelmesin” sözleriyle dile getirmektedir. O hâlde kısaca ifade etmek gerekirse bu birinci grupta yer alan insanlar bilgiyi herhangi bir otoriteden edinen ve edindiği bilgiyi hiç sorgulamadan alan budalalar olarak nitelenebilirler.

Herakleitos ikinci grupta yer alan insanları ise tanımadıklarına havlayan köpeklere benzetir. Bu özellikleriyle, ilk grupta yer alan budalalardan daha tehlikelidirler çünkü her şeyi ben bilirim düşüncesiyle önlerine gelen herkese saldırırlar. Başkalarının görüşlerine saygı göstermezler. Belli bir düşünce oluşturmuş ve o düşünceyi kayıtsız şartsız doğru kabul ederek belli bir dogmayı yüceltmişlerdir. Kısacası tanımadıklarına havlayan köpekler, farklı olanı kabul etmeyen insanlardır. Herakleitos’a göre filozof, farklı bir düşünüşte olduğunu söylemelidir. Ona göre, insan yaşama tarzından memnun değilse ya dünyayı ya da hayat tarzını değiştirmelidir. Dünyayı değiştiremeyeceği durumlarda hayat tarzını değiştirmesi gerekir. Oysa insanların çoğu bunu yapmamaktadır. Herakleitos’a göre insanın düşünmesinde bir sorun varsa düşünme tarzını değiştirmelidir. Bu ikinci grupta yer alan insanlar belli bir dünya görüşüne sahip olmuşlardır ve bunun dışında hiçbir düşünceyle ilgilenmek istememektedirler. Dahası, bu kabul gören dünya görüşünün ötesine geçmek isteyenleri de engellemek eğilimindedirler.

Herakleitos’un evrendeki yasayı, logosu tanımayan, anlayamayan insan gruplarından sonuncusu ise filozoşar ile şairlerden oluşmaktadır. Herakleitos şair derken herkesten önce Homeros ile Hesiodos’u, filozof derken ise Ksenophanes ile Pythagoras’ı kast eder. Herakleitos’tan günümüze ulaşan fragmanlardan birinde Homeros insanların en aptalı olarak nitelendirilir. Homeros’un, neredeyse bütün bir Yunan kültürünün temel taşlarından biri, hatta en birincisi olduğu düşünülecek olduğunda bu meydan okuma gerçekten çok sarsıcı ve önemlidir. Herakleitos düpedüz onun bir salak olduğunu söylemekte ve insanları, evren anlayışlarını ondan edindikleri için eleştirmektedir. Bu konuda Ksenophanes’in eleştirel tutumunu sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Aynı şekilde Yunanlıların bir diğer büyük mit kurucusu olan
Hesiodos’a da saldırmakta ve bu iki ismin Yunan toplumunu adeta zehirlediklerini savunmaktadır. Herakleitos’un bu iki isme bilhassa yüklenmesinin sebebi, onların Yunan dünyasında otorite olarak anılmaya en çok layık olan isimler olmalarından kaynaklanır. Herakleitos insanların etraşarındaki başka insanlardan birtakım bilgiler edinmelerini elbette yanlış bulmamaktadır fakat bu bilgileri hiç sorgulamaksızın almaları büyük bir yanılgıdır. Herakleitos, Homeros’un ve Hesiodos’un fikirlerinden
yola çıkılarak asla bilge olunamayacağını savunmakla kendi dönemi için oldukça kışkırtıcı bir düşünür olmuştur ve bu kışkırtıcı yönü günümüzde bile etkisini sürdürmektedir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı