Gottfried Leibniz Yöntem Anlayışı

Descartes ve Spinoza gibi Leibniz’e göre de güvenilir bilgiye götüren biricik yöntem matematik yapıda olmalıdır çünkü matematikteki bilgiler tüm kurucu öğelerinin birbirine uygun olduğu, mutlak doğruluk değeri taşıyan bilgilerdir. Matematikte her şey kesin, net ve açıktır. Bu nedenle eğer matematiksel yapıya götürecek bir yöntem uygulanabilirse, diğer bilimler de matematik gibi doğruluğu apaçık bilgi sistemleri haline gelebilir, birbirleriyle uyumlu kılınarak evrensel bir bilim sistemi ya da ansiklopedisi ortaya çıkarılabilirler.



Bu yüzden Leibniz, De arte Combinatoria (1666) adlı yazısında, ilk kez bir Ortaçağ düşünürü olan Raymond Lulle tarafından dile getirilen, Galileo ve Descartes tarafından da bahsi edilmiş bir yöntem öne sürdü. Buna göre karmaşık yapılı terimler yalın terimlere doğru çözümlenmeliydi: Ele alınan terim şekilsel olarak onu oluşturan parçalarına geri götürülecek ve böylece terim tanımlanmış olacak, ardından eldeki parçalar da kendi parçalarına ayrılarak onlar da tanımlanmış olacaklardı. Bu tarz bir çözümleme ile ilk tanımın terimlerinin tanımları verilecek, süreç daha fazla tanımlanamaz olan öğelere dek devam edecektir.

Bu tanımlanamaz öğeler ya da terimler insan düşüncesinin abecesini oluşturacaktır; tıpkı tüm sözcüklerin Abecenin tanımlanamayan harflerinin şu ya da bu şekilde birleşimleri olmaları gibi. İkinci adımda ise bu tanımlanamaz terimler matematiksel simgelerle gösterilecektir. Bu simgeleri bileşik haline getirebilmenin doğru yolu bulunabilirse, yeni sonuçlar çıkarmaya yarayan bir buluş mantığı oluşturulmuş olacaktır. Ayrıca bu yöntem zaten bilinenleri de tanıtlamaya- doğruluklarını göstermeye yarayacaktır. Leibniz bu tanımlanamayan terimlere ilk olanaklar (Primae possibilitates) adını verir çünkü bunlar kendilerinden türetilecek olan bütün önermelerin temelini oluşturmaktadır. Bu yöntem yeni önermelerin ve bunları da birleştirerek yeni önermelere ulaşmanın bir sanatını -birleştirme sanatını (ars combinatoria) ortaya koymaktadır. Görüldüğü gibi bu yöntem tümdengelimci-formel ve matematiksel bir mantık oluşturma çabasını sergilemektedir. Bunun 20. yüzyılda Bertrand Russell’ın oluşturduğu matematiksel mantığı önceleyen bir çalışma olduğu söylenebilir.



Leibniz, hiç kuşkusuz tüm gerçekliklerin bu şekilde a priori olarak çıkarsanabileciğini düşünmüyordu. Örneğin, Paris’in Fransa’nın başkenti olduğu, Napolyon’un Fransız imparatoru olduğu gibi gerçeklikler, tarihsel olgular üzerine yapılan araştı rmalar yoluyla bilinen gerçekliklerdir. Ya da kedilerin miyavladığı, köpeklerin havladığı gibi gerçeklikler de empirik deneyimler aracılığıyla bilinen gerçekliklerdir. Ama Leibniz önerdiği tümdengelimsel matematik yapılı birleştirme sanatını mantık ve matematik dışında metafizik, fizik, hukuk gibi alanlarda doğru önermeler türetebilmek için kullanabileceğini düşünüyordu. “Gerçek matematiksel simgeciliğin bulunuşu evrensel bir dil, bir characteristica universalis sağlayacak ve değişik inceleme dallarında bu dilin kullanımıyla insan bilgisi sınırsız olarak öyle bir yolda geliştirilebilecekti ki, karşıt kuramlar için arı matematikte olduğundan daha öte bir yer kalmayacaktı” (Copleston, 1996: 11).

Leibniz bu şekilde, mantık ve matematiğin de içinde bölüm olarak bulunduğu evrensel bir bilim düşlüyordu. Çünkü evrendeki tüm varlık alanları arasında özsel bağlantılar olduğunu öngörüyordu. Ona göre tümdengelimli bir mantık ya da matematik sistemi evrenin uyumlu bir sistem olduğunun bir göstergesidir. Böylece tümdengelimli bir metafizik bilimi, genel bir varlık bilimi olabilirdi. Bu genel evrensel bilimin kurulması, insan bilgisinin kapsamlı bir ansiklopedisini oluşturma düşüncesini de geliştirmesine yol açmıştır. Bu sistem içinde temel yalın öğelerden başlanarak tüm bilgi dalları birbirleriyle ilişkili olarak görülebilecek ve ele alınabilecekti. Bu sistem içinde teolojik düzenlere bile yer açmış idi. Ne var ki Leibniz, ne ars combinatoriayı, ne de evrensel bilgi ansiklopedisi tasarımını gerçekleştirebildi. Bu tür bir yöntem anlayışının sonuçları sonraki yüzyıllarda farklı girişimler eliyle yaşam buldu.



Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı