El Gazali (Gazzâlî)'nin Hayatı ve Eserleri

Ebû Hâmid Muhammed b. Muhammed el-Gazzâlî 1058 yılında İran’ın Horasan bölgesinde bulunan Tûs’ta doğdu. Hüccetülislâm ve Zeynüddin gibi lakaplarla anı- lırsa da meşhur olan nisbesi Gazzâlî (Gazâlî), künyesi Ebû Hâmid olup Ortaçağ Batı skolastiklerince Abuhamet ve Algazel diye tanınmıştır. Fars asıllı olduğu sanı- lan Gazzâlî’nin ailesi hakkında Ahmed adında bir erkek ve birkaç da kız kardeşi olduğu dışında bilgiye sahip değiliz.



Babası bir yandan Tûs’taki iplikçilikle geçimini sağlarken bir yandan da aydın çevreyle ilişki kuruyor, katıldığı cami derslerinde bilgisini arttırıyor, hatta imkânı ölçüsünde ilim erbabına maddî destek sağlıyordu. Ölümünden kısa bir süre önce iyi eğitim almalarını arzuladığı oğulları Muhammed ve Ahmed’i bir sûfî dostuna emanet etti. Geleneksel ilk öğrenimini bu baba dostunun yanında gören Gazzâlî’nin daha çocukluk döneminde manevi hayatının oluşması nda hem babasından hem de yeni hamisinden etkilediği tahmin edilebilir. Baba dostu hami Gazzâlî ve kardeşini, babalarının geride bıraktığı az miktardaki imkânı onların eğitimi için kullandı ve kendilerine daha fazla yardımcı olamayacağını belirterek bir medreseye yerleştirdi. Gazzâlî, Ahmed b. Muhammed er-Râzkânî adlı âlimden aldığı fıkıh dersleriyle Tûs’ta başlayan öğrenimini daha sonra Cürcân’a giderek beş yıl süreyle burada devam ettirdi (Çağrıcı, 1996: 489-490).

Bir kafile içinde Tûs’a dönerken soyguncular tarafından yolları kesilir ve her şeyleri alınır. Gazzâlî, Cürcân’a sırf ilim tahsili için gittiğini söyleyip eşkıya reisinden hiç olmazsa ders notlarını geri vermesini ister.. Eşkıya reisi, bilgileri hafızasına yerleştirmek yerine kâğıtlarda mı bıraktığını sorup alay ettikten sonra notlarını geri verir. Bu eleştiriyi Allah’ın bir ikazı sayan Gazzâlî üç yıl içinde notların tamamını hafızasına alır.



Selçuklu veziri Nizâmülmük’ün sürdürdüğü burs uygulamasından de yararlanarak ilim tahsiline devam edebileceği düşüncesiyle 1080 yılında Nîşâbur’a giderek buradaki Nizamiye Medresesi’ne giren Gazzâlî, burada dönemin en tanınmış kelâm âlimi olan el-Cüveynî’nin öğrencisi oldu. Kelâm ve felsefeyle onun derslerinde tanışan Gazzâlî’nin Nîşâbur’daki öğrenimi sırasında büyük ölçüde yararlanıp etkilendiği şahsiyetlerden biri de meşhur sûfî Ebû Ali el-Fârmedî olmuştur. Cüveynî’nin vefatı üzerine 1085’te Nizâmülmülk’ün karargâhına gitmesi ve yirmi sekiz yaşında bulunmasına rağmen vezirden saygı görmesi Gazzâlî’nin hayatında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Burada geçirdiği altı yıl içinde iyi yetişmiş bilgin ve düşünürlerden faydalanmış, ayrıca yaptığı ilmî müzakere ve tartışmalarla başarısını ve ününü arttırma fırsatı bulmuştur.

1091’de Nizâmülmülk tarafından Bağdat Nizamiye Medresesi müderrisliğine tayin edilen Gazzâlî, bir yandan üç yüz kadar öğrenciye ders verip telif ve tasnif çalışmalarını sürdürürken diğer yandan kelâm, Bâtınîlik, felsefe ve tasavvuf üzerine araştırma ve incelemeler yaptı. Eleştirel bir yaklaşımla yaptığı bu incelemeler sonunda ulaştığı sonuç onu zihnî-ruhî bir bunalıma sürükledi. Giderek fizyolojik rahatsızlıklar ortaya çıkmaya, ders anlatırken zorlanma başlamış, çektiği iştahsızlık ve hazımsızlık nedeniyle takatten düşmüştü.

Sahip olduğu imkân ve içinde bulunduğu durumun iç dünyası ve manevi hayatını tehdit ettiğine karar veren Gazzâlî, bütün malının ailesine yetecek olandan fazlasını yoksullara dağıtıp medresedeki yerini kardeşi Ahmed’e bırakarak 1095 yılında Şam’a gitmek üzere Bağdat’tan ayrıldı. İki yıl kadar kaldığı Şam’da vaktini nefis muhasebesi yaparak kendini keşfedip ahlaken olgunlaşmak için Emevî Camii’nin bir köşesinde riyazetle geçirdi. Daha sonra Kudüs’e gidip bir süre de orada inziva hayatı yaşayan Gazzâlî ardından hac farizasını yerine getirdi ve yaklaşıp on bir yıl sonra 1106 yılında hasretini çektiği Nişâbur’a ve ailesine döndü. Buradaki Nizamiye Medresesi’nde tekrar öğretim görevine başlamışsa da eskisi kadar zevkli ve hareketli geçmediği anlaşılan bu tedris hayatı üç yıl kadar sürdü ve 1109 yılında doğduğu yer olan Tûs’a döndü. Evinin yanına bir medrese ve sûfîler için bir tekke yaptıran, ömrünün son yıllarını ders verip eser yazarak geçiren Gazzâlî 18 Aralık 1111 tarihinde vefat etti. Kabri, Tûs’ta ünlü şair Firdevsî’nin mezarının yakınındadır.



İslam ilim ve düşünce tarihinin en etkili şahsiyetlerinden biri olan Gazzâlî, elli dört yıllık kısa ömrüne fıkıhtan tasavvufa, kelâmdan mantık ve felsefeye, ahlaktan eğitime kadar geniş bit yelpaze oluşturan çeşitli alanlara dağılan dört yüz esere imza atmıştır. Onun günümüze ulaşan eserlerinden bazıları şunlardır: Mi’yârü’lilm( Bilginin Ölçütü), Mihakkü’n-nazar fî ilmi’l-mantık, Şifâü’l-galîl, el-Kıstâsü’lmüstakîm, Fedî’ihü’l-Bâtıniyye (Bâtınîliğin İç Yüzü ), el-İktisâd fi’l-İ’tikâd (İtikadda Orta Yol), el-Maksadü’l-esnâ, İlcâmü’l-avâm an ilmi’l-kelâm, Makâsıdü’l-felâsife (filozofların Amaçları), Tehâfütü’l-felâsife (filozofların Tutarsızlığı), Mişkâtü’l- envâr (Nurlar Feneri), el-Münkızü mine’d-dalâl (Dalâletten Kurtuluş), er-Risâletü’l- ledünniyye, Mîzânü’l-amel, İhyâ’ü ulûmi’d-dîn, Bidâyetü’l-hidâye, Kimya- yı Sa’âdet.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı