Francisco Suarez'in Hukuk Anlayışı

Suarez’in, Vitoria tarafından ortaya atılmış olan devletler hukuku kavramını geliştirdiği Tractatus de legibus ac Deo legislatore (“Yasa Koyucu Tanrı’nın Yasalarının İncelenmesi”) adlı kitabında, hukuk, sistemleri ve bu sistemlerin karşılıklı ilişkileri üzerine görüşleri yer almaktadır. Suarez, hukukta usun bir payı olduğunu kabul etmekle birlikte, hukukun özünün yükümlülük olduğunu, yükümlülüğün de özsel olarak istenç edimi olduğunu ileri sürer. Aquinoİu Thomas gibi, hukuku, ezeli, ilahi, doğal ve beşeri olmak üzere dört kategoriye ayırır ama her birini istenç edimi tanımlaması açısından ele alır. Ezeli hukuk, tüm diğer hukuk kategorilerinin kendisinden türetildiği ve tüm yaratıkları kapsamına alan ilahi takdirdir. Her zaman Tanrı ile birlikte var olur ve değişmezdir. Ezeli hukuk yalnızca diğer hukuklar aracılığıyla yürürlüğe konur. İnsanın hukuk bilgisi sınırlıdır ve bu ilahi hukuku kabulünde, doğal hukuku keşfetmesinde, beşeri hukuku yürürlüğe koymasında yansır.



İlahi hukuk doğrudan Tanrı tarafından belirlenir ve genel ilkeler içerir. İnsanın ilahi hukuka uymasını sağlayan yaptırımın kaynağı doğrudan Tanrı’nın gücü ve istencidir. Doğal hukuk, tanrısal istencin sonucu olmakla birlikte, insan usu yardımıyla kavranır. İlkeleri genel ve ilksel olan doğal hukuk, insanın doğası ile özdeşleşmez. Beşeri hukuk ise, ilahi ve doğal hukukun genel ilkelerini tamamlayan yürürlüğe konulmuş adil ve istikrarlı kurallardan oluşur. İlahi hukukun tersine beşeri hukukun gücü ve yaptırımı, doğrudan yasa koyucunun istenci, dolaylı olarak Tanrı’nın istenci tarafından belirlenir.

Suarez devletler hukukunu da, geniş ölçüde doğal ustan türetilmekle birlikte, geleneksel uygulamalar üzerine kurulu bir beşeri hukuk olarak tanımlamıştır. Devletler hukuku ile doğal hukuk arasında ilk kez net bir ayrım yapmış, devletler hukukunun, doğal hukukun tersine değişmez olmadığını savunmuştur. Devletler hukukunun gerekliliği, insanlığın çeşitli uluslar ve krallıklar olarak bölünmüş olmakla birlikte, bir bütünlük oluşturmasından kaynaklanmaktadır. İnsanlık bütününün parçası olan hiç bir topluluk, karşılıklı yardımlaşmaya ve işbirliğine gerek duymaksızın kendi kendine yetemez. Bu nedenle halklar arasında var olan ahlaksal ve siyasal birliğe dayalı bir egemen devletler birliği ve bunu düzenleyecek bir hukuk sistemi gereklidir.

Sözleşme ve İlahi Hak Kavramları

Suarez’e göre devlet, insanların toplumsal yaşama yönelik doğal eğilimlerinin bir sonucudur. Halkın güvenini koruyabildiği sürece en iyi yönetim biçimi olan monarşide, hükümdarın otoritesi, kral ve halk arasındaki sözleşmeye dayalıdır. Ancak bu sözleşme, hükümdar zulme başvurmadığı ya da halka iyi davrandığı sürece geçerlidir. Suarez, sözleşme düşüncesini, diğer birçok düşünür gibi, kilisenin savlarını desteklemenin aracı olarak kullanmaktadır. Kuralları din tarafından saptanan “iyi yaşam”a uygun olmamak anlamında halka iyi davranılmadığında, Papa'nın çağrısı üzerine halkın direnme hakkı, yine bu sözleşmede vardır. Bu açıdan papa, dolaylı olarak, hükümdarların davranışlarının yargılayıcısı durumuna gelmektedir. Suarez, bir bireyin doğal ya da ilahi bir hak savıyla diğerlerine üstünlük kurmasının söz konusu olamayacağını savunmaktadır. Üstün gücün ilk kaynağı Tanrı’dır ve herhangi bir bireye değil, topluluğa, insanların tümüne ait kılınmıştır. Bu hak, bir bireye (krala), geri alınabilmek kaydıyla ve halkın gönüllü rızasıyla devredilebilir. Bu açıdan kralların ilahi hakkı olduğu savma karşı çıkan Suarez’in bu düşüncelerinin yer aldığı Defensio Fidei Catholicae (“Katolik İnancın Savunması”) adlı kitabı, kralların Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileri olduğu biçimindeki düşüncenin yaygın olduğu İngiltere’de kral I. James tarafından yaktırılmıştır. Suarez, Skolastik felsefenin son büyük temsilcisi ve dönemin en önemli tanrıbilimcisi kabul edilmektedir. Skolastisizm’e en yetkin biçimini vermesi nedeniyle, Katolik ülkelerde olduğu kadar Protestan ülkelerde de yaygın bir ün kazanmıştır. Ölümüyle birlikte, İspanya’da felsefi canlılık sona ermiş ve onun Thomas yorumu birkaç yüzyıl boyunca tartışmasız egemenliğini sürdürmüştür. Öte yandan doğal hukuku yeni bir biçimde yorumlayarak ve devletler hukuku kavramına anlamlı bir içerik kazandırarak, bu konuda daha sonraki çalışmalar üzerinde etkili olmuştur.




Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı