Francisco Suarez'in Doğal Yasa Anlayışı

Orta Çağ felsefesinin en önemli kavramlarından bir tanesi de yasa kavramıdır. Orta Çağ felsefesi, bilindiği gibi, dini kaygıların çok ağır bir şekilde hissedildiği bir dönemdir. Tanrı’nın bu çerçevedeki yeri en üsttedir ve O, her şekilde bütün bir evrenin yöneticisidir. Tanrı’nın idaresi altındaki evrenin ve o evrendeki yaratılmış varlı kların, O’na yönelmeleri; başka bir deyişle O’nu anlamaları, her şeyden önce Tanrı’nın kurallarını, yasalarını bilmekle ilgilidir. Yasa bilinmeden, o yasanın sahibi anlaşılamaz ve O’na yönelmek mümkün olamaz. İnsanlar, birer yaratılmış varlık olarak, aynı zamanda yapmamaları, sakınmaları gerekenleri de gene bu yasa aracılığıyla ortaya koyarlar. Bu yüzden, neredeyse bütün filozoflar yasa kavramını ele almışlardı r. Bu kavram, bir bakıma, ahlak anlayışının da çerçevesini belirlemektedir.



Francisco Suarez, Doğal ve İlahi Yasaları soruşturduğu çalışması Tractatus de Legibus ac Deo Legislatore’de (Coimbra, 1612) Thomas Aquinas’ın ortaya koymuş olduğu yasa tanımı eleştirir. Thomas Aquinas’a göre “yasa, insanın eylemlerinin ölçüsü ve kuralıdır. Buna göre insan, bir eylemi gerçekleştirmeye meyleder veya ondan uzaklaşır” (Suarez, Tractatus de Legibus ac Deo Legislatore: I, I, I, vol. 5, p. ı ; Aquinas, Summa Theologiae: I-II, 90, ı; akt. Maurer, 1982: 367). Francisco Suarez bu tanı mı dar bulur. Zira bu tanım sadece insanlarla ilgili değildir; her şeye uygulanabilir. Bunun yanı sıra, bu tanım aracılığıyla yasa ile tavsiye arasındaki ayırım da yeterince net bir şekilde ortaya çıkmaz. Oysa çok açık bir şekilde yasa, irade ile ilgili bir yol çizmekte; tavsiye için ise aynı şeyi söylemek mümkün görünmemektedir.

Francisco Suarez’e göre yasa, adil ve düzgün bir irade eylemidir ve bunun aracı lığıyla, insandan daha yüksek bir iradeyi sergileyen Tanrı, daha aşağıdakileri şöyle veya böyle eylemde bulunmaya mecbur kılmaktadır. Dolayısıyla yasa söz konusu olduğunda irade vazgeçilmez bir konum sergilemektedir. İrade bu kadar ön planda olduğunda da, yükümlülük veya sorumluluk önemli kavrayışlar olarak belirginlik kazanmaktadır. O halde yasa, herhangi birine ahlaki sorumluluklar yüklemekte ve onu şu veya bu şekilde düzgün davranmak konusunda yönetmektedir.



Francisco Suarez’e göre, yasanın en merkezi özelliği olarak sorumluluğu gösterebiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken şey, sorumluluğun yasa koyucunun iradesinden kaynaklanıyor olmasıdır. İradenin ve belli bir ölçüde aklın işin içinde olması, yasanın ve dolayısıyla yasa koyucunun adil ve düzgün olması zorunluluğunu getirir. Yukarıda da dile getirildiği gibi yasa, Suarez’e göre iradenin biçimlendirdiği bir durumdur. Tam da bu noktada, Francisco Suarez’in Thomas Aquinas’tan daha çok Duns Scotus’tan etkilenmiş olduğunu görürüz. Thomas Aquinas’a göre yasa, belli bir amaca yönelik olarak araçların yönetimi ve yönlendirilmesidir. Burada belli türden bir yönetim tarzı söz konusudur. Yönetim işinde buyruksuz olunamaz; buyruk da aklın bir ürünüdür (Maurer, 1982: 368).

Francisco Suarez’in yasaya yüklemiş olduğu moral bağ sonucunda, yasa akıl ile değil, fakat irade ile bir buyruk ilişkisine girer. Aklın yargısında ahlaki hiçbir unsur yoktur; oysa yasanın birincil özelliği iradedir. İradenin görevi, insanın belli bir amaca doğru ilerlemesini, yol almasını sağlamak adına araçların kullanılması eylemini düzenlemektir. Bu bakımdan, Francisco Suarez’e göre irade, bütün “insan eylemlerinin biricik ölçütü ve kuralıdır” (Maurer 1982: 369). Gene bütün bir Orta Çağ- da söz konusu olduğu gibi, Suarez için de geçerli olan şey, insan iradesinde gözlemlenen durumun en üstün biçiminin Tanrı’da da kendisini göstermesidir. Bu noktada insani iradenin İlahi İradeden pay aldığını söylemek de mümkündür.

Bütün insani iradeye hakim olan, onların tümünü ve evreni idaresi altında tutan da Tanrı’nın iradesidir. Bu irade, aynı zamanda, evrendeki bütün yaratılmış olanların iradelerini belirler; zira, Suarez’in anlayışına göre yasa Tanrı’nın iradesinin bir sonucudur. Bu yasa türüne ezeli-ebedi yasa adını veren Francisco Suarez’e göre doğal yasanın buyrukları da bu yasaya göre biçimlenir. Adam öldürmeyeceksin, hırsızlık yapmayacaksın tarzında buyruklar doğal yasayla ilgilidir. İlahi yasa dışındaki bütün yasalar ondan türerler ve ondan pay alırlar. Nasıl ki ilahi yasa Tanrı’nın iradesi sonucunda ortaya çıkmaktaysa; aynı şekilde insani yasalar da insan yasa koyucular tarafından yapılır (Maurer, 1982: 369).

Francisco Suarez, doğal yasa konusunda Thomas Aquinas ile benzer düşünceleri paylaşmaktadır. Ona göre de doğal yasa akılsal özellikleri olan yaratılmış bir varlıkta ezeli-ebedi yasadan pay alma yoluyla ortaya çıkmaktadır. Bu türden yasaya doğal yasa denmesinin nedeni; bu yasanın sadece doğa-üstü bir varlıktan ayrı bir kuruluşa sahip olması değil; fakat aynı zamanda onun insandan bağımsız bir şekilde ortaya çıkmamasıdır. Dolayısıyla bu yasa, bizzat Tanrı’nın insanın içine yerleştirmiş olduğu (insan) doğasında kurulmaktadır. İşte bu yüzden ona doğal yasa denmektedir (Maurer, 1982: 370).



Francisco Suarez’in öğrencilerinden biri olan Gabriel Vasquez (Vaskez okunur) doğal yasa ile akılsal doğayı birbirine özdeş kabul etmiştir. Ona göre, iyi eylemler, o eylemlerin ideal insan doğası ile olan upuygunluğu sonucunda ortaya çıkmaktadı r. Kötü eylemler ise bu ideal doğayı bozan niteliktedir. Ahlakın temeli de o takdirde insanın akılsal doğasıdır. Suarez elbette bu anlayışa karşı çıkmaktadır. Yukarı da da değinildiği gibi, Suarez’e göre doğal yasa insandaki doğru akıl olmakla birlikte yasa aklın değil iradenin bir eseridir (Maurer, 1982: 370; Kretzmann & Kenny & Pinborg, 2008: 830).

Francisco Suarez’in etkisi, kendisinden sonraki felsefe geleneği içinde etkili bir şekilde devam etmiştir. Suarezcilik şeklinde ifade edilebilecek bir anlayış ortaya çıkmıştır. Bu anlayış içinde Thomas Aquinas’tan, Duns Scotus’tan etkiler, izler görmek mümkündür. Öz ve varoluş arasındaki ayrımı ortaya koyması ve bunun sadece akılda ortaya çıktığını söylemesi, onu elbette tümeller tartışması içinde adcı kanata yaklaştırmaktadır.



Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı