Marsilio Ficino'nun Rönesans'a Etkileri ve Önemi

Bu adamdır işte Rönesans'ı başlatan olayların en büyük şahidi. Cosimo de Medici, ne emrettiyse yapmış, sadık bir hizmetkardır kendisi. Ancak Rönesans'ı başlatan, eski yunan kültürünün yeniden doğması, eski eserlerin Latinceye çevrilmesi, resim, heykel ve felsefe gibi skolastik düşüncenin egemenliğinde yitip gitmiş kavramların yeniden ortaya çıkması için Medici ailesinin çabaları aslında oldukça mistik isteklere dayanıyor.



Cosimo Medici, Hermes'in yazdığı söylenen ve içindeki kelamı anlayabilenin ölümsüz olacağı iddia edilen kitabı arayıp duruyordu. Sonunda kitabın sayısız cildinden sadece 5 tanesini balkanlarda bulabildi. Bu kitaplar derhal Floransa'ya getirildi ve Marsilio Ficino tarafından Latinceye çevrildi. Ancak bu kitapların içeriği de, döneme fazlasıyla yakın olduğu için, kitapların Hermes tarafından yazılmadığı oldukça aşikarken bile, çeşitli kaynakların birleşimi olan bir eser olduğu da açıktır. Bu kitap corpus hermeticum adıyla anıldı. İşte bu kitap çevrildikten sonra Plotinus, Iamblicus gibi Neoplatonist düşünürlerin eserleri yeniden gündeme getirildi ve Rönesans', neoplatonizmin gücüyle ortaya çıktı. Rönesans'ı başlatan şey elbette sadece bu değildi. Almanya'da ve İngiltere'de edebiyat, resim ve felsefe alanında yavaş yavaş başlayan skolastik felsefe karşıtı eylemlerin öncülüğünü böyle kitapları çevirerek, sanatçılara destek vererek ve kiliseden koruyarak Medici ailesi yapmıştır.



Denize bir taş attığınızda, çevresinde sıra sıra halkalar oluşturarak bir etki yaratır. Platon’un mirası olan düşünce ve eserleri de halka halka yayılarak bugüne kadar ulaşır. Antik Çağ sonrasında Ortaçağ’ın karanlığı Avrupa’da halkaların yayılmasında bir duraklama dönemi yaşatır. Bu karanlık Platon öğretilerinin de üzerini kaplar. Plotinus, Proclus ve Iamblicus tarafından temsil edilen Yeni Platoncu Felsefe, Hıristiyanlığın başlangıcında bir antik felsefe yenilenmesi olarak gelişir. Bu rolünü Rönesans' döneminde de sürdürerek o dönemde de felsefenin yenilenmesinin kökenini oluşturur. Rönesans’ta kurulan Platon Akademi’nin kuruluşu da halkaların yayılarak o ana ulaşması ve Marsilio Ficino tarafından Platon’a ait eserlerin değerlendirilmesinin bir sonucudur. 12. yüzyılda, Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılması sonrasında kaybolan Yunan el yazmaları Arap bilginler tarafından yeniden ele alınması öğretileri ışıkla buluşturur. Klasik kültürün Doğu’da Arap-İslam felsefesi tarafından ele alınıp Batı’da yeniden keşfedilmesini kolaylaştıran bir diğer unsur da Bizans’tır. Henüz Batı’da hiç tanınmayan Yunanlı yazarları tanıyan Bizanslı bilginler, antik metinleri yeniden düzenleyip yorumlamıştır.

Rönesans' döneminde, İtalyan hümanistlerin Aristotelesçi Skolastik’e tepki göstermeleri Platon felsefesini öne çıkarır. Skolâstik ve Ortaçağ düşüncesinin baş kahramanı Aristoteles’e karşı Platon’un savunmasının yapıldığı dönemde Floransa Konsülü toplanır. Bu konsül için 1438 yılında Bizans’tan gelen bilginler Platon’la ilgili önemli kaynakları da beraberinde getirir. Bizans İmparatorluğu sona ermeden çok önce Bizanslı bilginler Yunan-Helenistik kültürünü İtalya’ya getirir. Kaynakların hayat bulması ve Platon’la ilgili düşüncelerin filizlenmesini sağlayan İstanbullu Georgios Gemistos Plethon’dur (1355–1450). Platon’un coşku derecesinde hayranı olan Plethon, Floransa Ģehir devletinin başında bulunan Cosimo de Medici’nin desteğiyle, Platon’la ilgili dersler ve konferanslar vererek Platon Akademisi’nin yeniden oluşturulması düşüncesine öncülük eder. Plethon’dan sonra bu düşünceyi sürdüren kişi, yine konsül döneminde İtalya’ya gelen Trabzonlu Kardinal Basilius Bessarion’dur (1403–1472) Bessarion’da öğretmeni Plethon gibi Aristoteles’e karşıdır. Fakat Aristoteles’e karşı Platon’u öne çıkarırken daha ölçülüdür. Bu iki Bizanslı düşünür, Kilise ve devlete yeni bir temel oluşturmada Platon felsefesi ve Yeni-Plâtonculuktan yararlanırlar.



“Plethon’un öğrencisi Bessarion’a göre, Platonik ruhun yeniden dünyaya gelmesini temsil etti ve tamamen politik bir proje olan “Pagan Canlanması” programını Sparta’ya yakın olan Mistra’da geliştirdi. Diğer dinlerin yok olduğuna ikna olarak, Plethon İmparator Julian’ın gayretleri ile Paganizmin yeniden kurulmasını model alan Hümanist bir organizasyon fikrini ciddi bir şekilde düşündü. Bu düşünce daha sonra Marsilio Ficino ve Pico della Mirando’laya geçti. Zerdüşt’ten Pisagor’a, daha sonra Sokrates ve Platon’a ve son olarak da Yeni Platoncuları kapsayan bir soyağacı kurarak öğretileri birleştirdi.”1

Floransa’da Camaldolese kardeşlerin antik metinler üzerine çalışmaları ve araştırmaları Bizanslı bilginlerin Floransa’ya gelişiyle tamamlanır. Floransa Rönesans’ın kültürel başkenti ve Yeni Platonculuğun mirasçısı olur. Akademinin kuruluşuyla Avrupa’da Platon üzerine ortaya çıkan incelemeler yayılmaya başlar.

Platon Akademisinin tohumu 1438 yılında atılmış ve 1462 yılında hayat bulmuştur. Platon Akademisi’nin kurulmasında öne çıkan isim Ficino’dur. Rönesans’ın var oluşunda önemli rol oynayan Ficino her şeyden önce bir filozof ve aynı zamanda bir eğitimci doktor, müzisyen ve rahipti. Marsilio Ficino’nun babası Medici ailesiyle yakınlığı olan başarılı bir cerrahtır. Oğlunu Floransa’daki Bologna Üniversitesine göndererek doktor olmasını ister. Bunun sonucunda Marsilio Ficino Cosimo de Medici’yle tanışır. Tıp eğitiminin yanında felsefe çalışmaya başlar. 1456 (19 Ekim 1433–1 Ekim 1499) yılında Ficino 23 yaşındayken yazma ve yorumlama yeteneği Akademi’nin yöneticisi Cosimo de Medici (1389-1464) tarafından keşfedilir ve Platon Akademisi’ne müdür olarak seçilir. Cosimo’nun Ficino’ya Platon’u kendi dilinde okumasını önermesi üzerine Yunanca öğrenir. Ficino çalışmalarına Hermes Trismegistus’a atfedilen eserleri Latinceye çevirerek başlar. Daha sonra Platon’un tüm eserlerini, Plotinus’un Ennead’larını, Porphyry, Iamblichuc ve Prochlus’un eserlerini Latinceye çevirir ve yorumlar. Ficino 15.yy’ın sonlarına doğru Platon, Plotinus, Hermes Trismegistus’un antik majisini yeniden ortaya çıkararak Ortaçağ Avrupası’nın fikir dünyasında bir zelzele yaratır.



Ficino’nun çalışmaları 18 kitaptan oluşur. 1468’de “Aşk Üzerine”, 1469’da “Platonik Teoloji” ve “Ruhların Ölümsüzlüğü”, 1473’te “Hıristiyan Dini”, 1489’da tıbbi ve astrolojik eseri “Hayat Üzerine Üç Kitab”ı yayınlanır. 1473’ten sonra birçok küçük tezler yazmaya devam eder. “Ruhların Ölümsüzlüğü”nde tek bir kökeni ve birliği gösterir. “Hıristiyan Dini” adlı eserinde ise insanın ilahi kökeni yanında insan-Tanrı ilişkisini işler.

Ficino 1459 yılında Cosimo de Medici’nin himayesi altında Platon ile ilgili çalışmalarını sürdürür. Villa Careggi’de 1462 yılında Floransa Akademisi kurulur. Platon Akademisi’nin İmparator Justinien tarafından kapatılmasından 900 yıl sonra Careggi’de yeniden hayat bulur. Floransa’da kurulan Platon Akademi aynı zamanda Floransa Akademisi veya Careggi Akademisi olarak da isimlendirilmektedir. Medici ailesinin desteğiyle Ficino ve arkadaşları Pimander ve Hermes Triamegistus’un çevirilerini yapmak ve Platonik çalışmalar için burada toplanır. Floransa Platon Akademisinin çalışmaları 3 bölüme ayrılır. 1-Kolokyum, Konferans, Ezberden Okuma ve Serbest Felsefe ve Edebiyat Tartışmaları. 2-Platon’unun doğum ve ölümünün kutlandığı sempozyum. 3-Yarı Didaktik aktiviteler, Özel Konferanslar, Retorik Kursları, Metin Çevirileri Münazaralar, Özel Olaylarla İlgili Konuşmalar. Ficino’nun yönetiminde Floransa Akademisinin üyeleri için düzenlenen programlar iki ana motif altında toplanır. Birincisi Plethon’dan miras kalan düşünce ve Hermes’den Plotinus’a uzanan büyük felsefi ve teolojik geleneğe ait bilgelik. Ficino bu yaklaşımını Ortodoks Hıristiyan düşüncesiyle uzlaştırmaya çalışır. Bu nedenle Hıristiyan yazarları (St. Augustine Dionysius the Areopagite ve Cusanus’a kadar olan diğerleri) bu geleneğe ekler. Bu yolla dini öğreniş ve dini felsefe konusunda kendi teorisini yaratır. İkinci motif Argyropoulos, Bessarion, Fielfo ve diğerleri Platon ve Aristoteles felsefesini uzlaştırarak bir uyuma ulaşırlar. Ficino bu konuda “Platon kardeşi” Giovanni Pico della Mirandola ile birlikte Platon ve Aristoteles arasında oluşturulan karşıtlığın uyuma dönüştürülmesi gerektiğine inanır. Ficino ile artık, metafizikten arınmış hümanist bir Platon ile karşılaşılır. Böylelikle Aristoteles’e olan tepki de yumuşar ve bu iki düşünürün temelde birleştiklerine inanılmaya başlanır. “Ficino’ya göre, Platon ile Aristoteles’in felsefeleri bir ve aynı aklın ortaya koyduğu doğrunun iki ayrı biçimde dile gelmesidir. Daha sonra Ficino, Platonculuk ile Hıristiyanlığın felsefi sentezini gerçekleştirmeye, din ile felsefeyi uzlaştırmaya çalışacaktır. Ficino için Platon, felsefenin Hıristiyanlığın karşısında olmadığı konusunda canlı bir tanıktır. Ficino çeviriden yoruma ve yorumdan doktrine geçerken kendine Plato’nun doğum gününün Lorenzo tarafından Villa Carreggi’deki kutlaması Ressam Luigi Mussini ait olanla Ģerh ettiği düşünürlerden aldıklarını hiçbir zaman ayırmaksızın din, büyü ve felsefenin ortaklığında yeni bir yaşama biçimi yaratmak istediğini söylemektedir.”2



1469-1492 yıllarında Floransa’nın başında olan Lorenzo Medici himayeci ve akademinin bir üyesidir. Bu dönem Floransa Akademisi’nin yükseldiği dönemdir. 1494 yılında Piero Medici, Lorenzo’nun oğlu ve varisi Floransa’nın dışına sürülür. Aynı yıl Angelo Poliziano (Politian) ve Giovanni Pico della Mirandola’nın ölümüyle Akademi dönemine geçer. Ficino’nun (1 Kasım 1499) ölümüyle, çalıĢmalarını en yakın müridi Francesco Zanoli Cattani da Diacceto sürdürür. 1522 yılında Floransa Akademisinin birçok üyesi Giulio de' Medici’ye karĢı düzenlenen entrikanın içinde kendilerini bulurlar. Bu tarih aynı zamanda Floransa Akademisinin sonu olur.

Ficino Platon’dan her anlamda etkilenmiştir. Atina dışında kurulan Platon Akademi gibi Floransa Akademisi de Floransa dışında kurulmuştur. Konferans salonunda Atina Akademisi’nde de yer alan şu söz “Her Şey Tanrı’dan gelmiştir ve Tanrı’ya dönecektir.” göze çarpar. Ayrıca Plato’nun bir büstü de yer almaktadır.

Ficino öğrencilerine sadece Platon’cu bir tavır içinde olmamıştır. Sokrates gibi değerleri sorgulamaları ve doğruluğa yönelmeleri içinde çaba sarf etmiştir. 1490 yılında Alman Martin Prenninger yazdığı mektupta üyelerini üç gruba ayırdığını söyler. Birinci sırada, Medici ailesi, ikinci sırada tanıdıklar veya üyeler veya yaşıtları, üçüncü sırada öğrenciler yer alır.

Platon gibi Ficino da evinin kapılarını arkadaşlarına açar. Böylelikle Platonik aileyi oluşturan Platonik kardeşlik kurulur. Ve kendiside bu ailenin “baba”sı olur. Kurduğu bu topluluk tinsel bir aile gibidir, topluluğun üyeleri birbirine sevgi ile bağlıdır ve Rönesans’ın ortaya çıkışının en güçlü nedenlerinden biri olmuşlardır. “Bu kayıtsızlığımız ve bu uyuklama sonsuza dek sürmeyecektir. Bulutlar dağılacak ve bizim ardımızdan gelenler antik zamanların saf ışığının merkezine dönebilecekler.”3 Rönesans’ın ilk büyük Hümanisti sayılan Petrarch’ın bu umut dolu sözleri Ficino’nun çalınmalarıyla gerçekleşir. Şair, retorikçi, avukat, politikacı, rahip, doktor ve müsizyenlerden oluşan yüze yakın üye Ficino önderliğinde bir araya gelir. Alman Martin Prenninger yazdığı mektupta Akademiyi şekillendiren mürit ve arkadaşlarının isimlerine de yer verir. Andelo Poliziano, Alessandro Braccesi, Carlo Marsuppini, Leonardo da Colle, Bernardo Vettori, Giovanni Pico della Mirandola, Bernardo de' Medici, Pietro di Marco Parenti, Bernardo di Simone Canigiani, Piero Compagni, Pier Saderini, Oliviero Arduini, Piero Guicciardini, Piero and Bernardo del Nero, Bindaccio Ricasoli, Bartolomeo, Nicollo and Philippo Valori, Demetrio Calcondila, Giuliano and Lorenzo de' Medici, Domenico Benivieni, Antonio di Paolo Benivieni, Girolamo Amazzi, Bastiano di Antonio Foresi, Antonio d'Agostino da S. Miniato, Francesco Bandini, Girolamo Rossi, Pietro di Leonardo Leoni da Spoleto, Cherubino di Bartolo Quarquagli, Baccio di Luca Ugolini, Riccardo di Marco Angioleri d'Anghiari, Lorenzo di Silvestro Guiducci, Antonio di Bellincione degli Agli, and Francesco Cattani da Diacceto. Listedeki diğer isimler : Comandi, Nuzzi, Lippi, Colucci, Martini, Calderini, Dovizi, Cocchi, Michelozzi, G. Guicciardini, A. Albizzi, F. Rinuccini, G. V. Soderini, B. Rucellai, F. Carducci, A. Lanfredini, and G. Canacci.



Bu listede Cristoforo Landino’nun adının yer almayışı dikkat çekicidir. 1450 yılında Landino Floransa’nın entelektüel yaşamında önemli bir yere sahiptir. Ficino’dan çok etkilenen Landino Ficino’yla birlikte çalışmasına rağmen listede adı yer almaz. Arthur Field, Ficino Landino’yu Akademinin bir üyesi saydığında onu öğrencisi olarak adlandırmasına neden olacağını söyler. Ficino’dan 10 yaş büyük olması ve Floransa’da seçkin bir yere sahip oluşuyla Ficino Landino’yu öğrencisi gibi görmez. Landino’nun Disputationes Camaldulenses 1460 yılının sonuna doğru yayınlanır. Rönesans' ta yayınlanan ilk Platonik diyalogdur.

Zamanı gelen düşüncenin gücüne hiçbir ordu karşı koyamaz. Victor Hugo’ya ait olan bu söz Platon Akademi’sinin Floransa’da ortaya çıkışını çok güzel betimliyor. 1462 yılında kurulan Platon Akademi’nin kurulmasına etken olan unsurları aktarabilmek için tarihte kısa bir yolculuk yapmak uygun olur. Bu yolculuğun ana eksenini Floransa’da Platon’u yeniden ortaya çıkaran kaynaklar oluşturur.

Rönesans’ın doğum yeri olan İtalya’da Antik Çağ’a bir dönüş olarak Antik eserlerin incelenmesi önem kazanır. Antik eserleri anlamak, özümsemek ve yeniden canlanması için Grek-Roma, İbrani, Mısır ve Keldani gelenekleri araştırılarak, Rönesans’ın özgün yorumlarına ulaşılır. Floransalı, Cenovalı ve Venedikli banker ve tüccarlar yeni bir dünya görüşünün ortaya çıkışında önemli rol oynar. 1434 yılından beri Floransa kent devletinin başında bulunan Medici ailesi Antik Çağ eserlerinin çevrilmesi ve ortaya çıkarılmasında büyük katkıları olur. Bu eserlerin çevrildiği yer olan Maria degli Angeli Kilisesi aynı zamanda Maria degli Angeli Kilisesi

Camaldolese Akademisinin merkezidir. 15. Yüzyıl boyunca Antik Çağ düşüncesinin yeniden canlanmasının kaynağını Camaldolose emirleri oluşturur.

Ravenna’lı Saint Romuald tarafından 11.yüzyıl da Camaldolese inziva geleneği kurulur. Bu gelenek Yunan Babalarının geleneğiyle sıkı bağlara sahiptir. Camaldolose kardeşlerin uyguladığı Mısır Çöl Babalarına ait pratikler erken dönem Floransalı hümanistler tarafından da uygulanır. Ficino’nun döneminde pratikler ve mistik teoloji Camaldolose spiritüalizmi ve Platonik felsefe ışığı altında bir araya getirilir. Ficino’nun Platonik Teolojisine Camaldolose Hellenist Ambrogio Traversari’nin Antik Çağ Hıristiyan Platonist çevirileri kaynaklık eder. Traversari’nin arkadaşları ve müritleri erken Floransa Platonizminin özünün şekillenmesinde etkili olur. Camaldolese kardeĢliğinin Medici ailesiyle sıkı bağları bulunur. Medici ailesi Platon’a ilgi duyulmasını sağlar. Ficino Platon ve Plotinus’un gizemlerini S.Maria degli Kilisesinde yorumlar ve burada bu konuda çeşitli vaazlar verir.



Ficino’nun doğum yılı olan 1433 yılında Cosimo de Medici Diogenes Laertius’un Vitae philosophomm’un ilk Latin çevirisine ulaşır. Bu çeviri ilk Platonik felsefenin geniş bir özetini içerir. Yıllar sonra Ficino Platonik teolojiyi yorumlar. 1433 yılı aynı zamanda Camaldolese ve Platonizm arasındaki yakınlıkta bir dönüm noktasını işaret eder.

Cosimo ve Niccolo Niccoli tarafından Traversari geniş çaplı pagan çalışmalarını çevirmesi için teşvik edilir. 1433 ve 1439 yılları arasında Traversari Dionysius the Areopagite’in Operasını çevirir. Bizanslı bilgin Aeneas Gazeus Aristoteles’in en değerli öğrencisi Theophrastus’un doğa konusundaki yapıtlarını yeniden çevirir. 1433 ve 1434 yılları arasında Traversari Gaza’nın çevirdiği Theophrastus’a ait metni yeniden çevirir. Bu metin 5.yüzyılda İskenderiye’de düzenlenmiş, insan ruhunun ölümsüzlüğüyle ilgili felsefi bir diyalogtur. Bu diyalogta konuşmacılar Platonik felsefe ve Hıristiyan Kutsal Kitabı arasındaki yakınlığı işaret eder.

Ambrogio Traversari Medicilerin Bilginleri Ficino, Poliziano, Bicchi, Landino

Traversari’nin çevirileri ve çalışmaları Ficino’ya rehberlik eder. Traversari’nin başladığı çalışmaları sürdüren Ficino kendi Platonik anlayışına ulaşır.

Doğu ve Batı Kiliselerini birleştirmek için toplanan Floransa Konsülüne ön ayak olan arkadaki güç Traversari’dir. Traversari’nin yakın arkadaşı ve Ficino’nun hamisi Cosimo de Medici Floransa Konsülünün toplanmasını organize eder. 1438 yılında İstanbullu Georgios Gemistos Plethon (1355-1450) bu toplantıya katılmak için Floransa’ya gelir. Floransa’ya yerleĢen Plethon Platon ve Yeni Platonculuk öğretilerini aktarmaya başlar. Plethon Platon’un bütün çalışmalarını kapsayan el yazmalarını da beraberinde getirir. Traversari’nin önerisiyle Cosimo de Medicilerin Bilginleri Ficino, Medici bu yazmaları satın alır ve 20 yıl sonra Ficino’ya çevirmesi için verir. Poliziano, Bicchi, Landino Floransalı Ficino ve platonik akademisi Rönesans’a zihinsel ve tinsel ilham kaynaklarını kazandırır. Platon ile insandaki ilahi kökeni yeniden ortaya çıkarır. Ficino ve akademisi etrafında buluşmuşĢ düşünürler Lorenzo dé Medici, Alberti, Poliziano, Landino, Pico della Mirandola dönemin en parlak grubunu meydana getirmiş ve Rönesans’ın bedenleşmesini sağlamışlardır. Doğrudan Ficinio’dan ilham alan büyük Rönesans' sanatçıları Boticelli, Michelangelo, Raphael, Titian, Dürer ve diğerleri de yenilenmeyi sanat alanına taşımışlardır.



“Görsel sanatlar Ficino için çok önemliydi; çünkü ruha, ilahi dünyadaki kökenini hatırlatma işlevini taşıyorlardı. Böylece Floransa’da resmin önemi artmıştır. Müzisyen olarak hedefi, insanın en yüksek duygularından olan kendini adamayı ortaya çıkarmaktı ve böylece çağdaşları onun olağanüstü etkisini tanıdı. Botticelli’nin İlkbahar’ını yakından etkileyen kişiydi.”

Ficino 1473’te Floransa Katedrali’nin rahibi oldu. Rahiplik onun için en büyük işti; çünkü Tanrı’nın yerinde, O’nun işini insanların arasında yapmak anlamını taşıyordu. Ona göre insan ruhu tanrıdan türemiştir ve sonra yine ona dönecektir. Evren en başında Bir olanın bulunduğu bir basamaklar ülkesidir ve tüm bağlar insanda düğümlenir ve bu sayede insanda bilmek gücü vardır. 5

Eugenio Garin’e göre, … “O olmasaydı, manevi hayatın yeniden keşfedilmesi ve 16. 17. Yüzyılların ahlaki ve dini hayatını simgeleyen yeni bakış açısı anlaşılamazdı… O modern bilincin en iyi ustalarından biriydi.”6 Ortaçağ’ın Aristotelesçi Skolastisizmi insanı hareketsiz bırakarak bireyin kendi kapasitelerini kullanmasını engellemiştir. Hümanizm bireyi özgürleştirerek, kendi yaşamına ve çevresine seyirci olmaktan öteye geçemeyen insanı olması gereken doğallığı içinde hareket edebilmesinin yollarını açmıştır. Ortaçağ boyunca dayatılan değerlerle çevrelenmiş insanı kendi ruhunu keşfetmesi ve onunla tekrar buluşabilmesinin yolları açılmıştır. Bu da eğitimi önemli ve etken kılmıştır. “Hümanistlere göre, insan yaratıcıdır ve aynı zamanda kendisinin yaratıcısıdır, başkasını taklit eden biri değildir.”7

Öğretiler rehberliğinde insan kendini değiştirerek olması gereken mükemmelliğe ulaşabilir.

Ortaçağ felsefesi, gerçeği aramak yerine o an için geçerli olan gerçekliği destekleyecek cevaplar üretmeyi seçmiştir. Gerçeği dinle ilişkilendirerek, katı değiştirilemez hazır cevaplar sunmuştur. Bu hazır cevaplarla donatılan insanın hareket etme yetisi elinden alınmış kör bir dünyada yaşamaya mahkûm edilmiştir. İnsanı çevreleyen bu görünmez hapishanenin kapıları Rönesans’la açılır ve insanı özgür kılar. Bu dönemde felsefe, tüm Avrupa’yı yeniden canlandıracak çok büyük kültürel bir hareketin doğması için kendini teolojiden ayırır. Din ile felsefeyi birbirinden ayıran yeni bir bilginin oluşması sağlanır. Ve öze eski öğretilerin tekrar hatırlanmasına geri dönülür. “Özellikle Platoncu ve Yeni Platoncu felsefe aracılığıyla Grek ve Roma, Hermetika aracılığı ile Mısır, Kaldeli Kahinler aracılığı ile Persler, Kabala aracılığı ile Yahudilik mirasları ele alındı ve geliştirildi.”8

Ficino Hermetik bilgelik ve Platon Felsefesine ait eserleri Latinceye çevirmiş ve aynı zamanda Avrupa’da yayılmasını sağlamıştır. “Yeni Platoncu ve Hermetik felsefe insana dönük olmakla birlikte bir vatandaş olarak onun rolüyle, evrendeki yeriyle, kutsal ile ilişkisi ve insanın doğaüstündeki güçleriyle ilgilidir. Floransa’da yeniden ortaya çıkmış ve yeni bir yaratıcılık için bir çıkış noktası olmuştur.”9



“Plotinus’a göre ruh, kapsadığı vücudu canlandırır ve kontrol eder, ruh bedene dahil değildir beden ruha dahildir. Pico della Mirandola’ya göre insanın iki vücudu vardır: Birincisi Platoncular tarafından göksel taşıyıcı (ya da nous) olarak adlandırılır ve akılcı ruhun (psykhe) nüfus edilemez kılıfıdır. İkincisi diğer unsurların birleşimi olup büyüme ve bozulma yasasına bağlıdır. Bu insanı ikili olarak tanımlayan Hermetik geleneğe kadar gitmektedir. “beden olarak ölümlü, esas insan olarak ölümsüz.” (Corpus Hermeticum) Ficino için, gerçek insanı oluĢturan onun ölümlü görünüĢü değil, ölümsüz ruhudur. Sadece bu ruhu gören, insanı görmüş olur.”10

Ficino ve Mirandola Hermetik gelenekteki ve Yeni Platonculuğa ait öğretileri kendi görüşleriyle yeniden yorumlayarak kendi özgün görüşlerini dile getirirken özle olan bütünlüğü korumayı sürdürmüşlerdir. Ficino beden seviyesindeki ruhu toprağa sürüklenen bir taş olarak betimler. Aynı zamanda insanın doğasında bir ateş gibi yükselerek, Tanrı’ya doğru yükselmeye teşvik eden arzuda yer alır. Yersel ve göksel arasında hareket eden ruhla ilgili Platon Phaidros diyalogunda şu örneği verir. “Biri beyaz öteki yağız iki atın çektiği bir arabayı kullanan bir sürücü simgesi ile canladırmıştır. Burada sürücünün kendisi, arabayı güden olarak aklı karşılar; beyaz at soylu isteğe, yağız at da maddi isteğe karşılıktır. İşte ruhun yağız kötü atla simgelenen yönü, arabayı hep aşağılara doğru sürüklemek istediği için, Tanrısal dünyada ruhu ideaları görmekten alıkoymuş, onun yeryüzüne düşerek bir vücutla birleşmesine, böylece ruhla bedenden kurulmuş insanın meydana gelmesine yol açmıştır.”

İnsan yersel ve göksel arasında bir seçim yapmak zorundadır. “şeytani olan ve kutsal arasında konumlanmış olan insan, doğru yolu bulma sorumluluğuna sahiptir.”12

Bu sorumluluğu yerine getirebilmesi için de, başlangıçta insan mükemmel, tamamlanmış olarak inşa edilmemiştir. Mükemmel insanı yaratabilmek insanın elindedir. Hümanizm, kişiye yeni bir dünya yaratabilecek kapasiteye sahip olduğunu yeniden hatırlatır. Kişinin yaratım kapasitesi kutsal güçler ve Tanrı’yla bir birlik içindedir. Doğada ki farklı görünüşler kutsal güçler ve Tanrı’nın yansımalarını sunar.

İdealar, her şeyin modelleridir, en iyi örnekleridir. Evrendeki her şeyin değişmeyen dünyada bir en iyi örneği, modeli bulunmaktadır. Evren mükemmel ise bunu gören ve bilen insan da mükemmel olmak için gayret gösterecektir. Doğadaki mükemmelliği insanın kendisinde amaçlaması Platon’un eğitim ile hedeflediğidir. Eğitim insandaki tüm araçları, işleyişi mükemmel bir şekilde öğrenip kullanmanın bir aracıdır.



E.Garin’in dediği gibi “hümanizm, insanın eğitimi için bir okul olmuştur; her türlü otoriteden ve önyargıdan arınmış bir okul.”13 Böyle bir anlayış Antik Çağ’ın Platon Akademisi’nin Rönesans’ta yeniden hayat bulmasını sağlamıştır. Floransa’da kurulan Platon Akademi form olarak Platon’un kurduğu akademiyle benzerlikler gösterse de kendine özgü bir yapı oluşturur. Burada yapılan toplantıların tam anlamıyla akademik olduğu söylenemez. Fakat kendi statüsü, kuralları olan ve resmi bir kurula sahip enstitü konumundadır. Akademi Platon’u seven, onun felsefesini araştıranları bir araya toplayan kültürel yaşamın merkezi olmuştur.

İnsanın mükemmel formunu inşa edebilmesi için özü kökenle temas eden öğretilerle buluşabilmelidir. “Ficino’ya göre, ustalar ile temas, bizim yeniden doğuşumuza imkân veren bir uyarıcı etkidir.”14 Platon’un Akademisi bize öğretilerle buluşabilmenin yolunu sunar. Bu yolun bugüne ulaşabilmesini M.Ficino’ya borçluyuz. Rönesans’ın kazandırdığı yeniden yorumlama aşkı öğretileri tekrar etmek yerine günün koşulları içinde içselleştirerek yeniden yaşamamızı sağlar. Bugün Platon’un Akademisi aktif olarak var olmasa da, ilahi kökenimize dönme yolunda ve özümüzde var olan erdemleri anımsama çabamızda her zaman var olacaktır.



Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım
Kaynaklar:

1- Rönesans’ın Ruhu, SCHWARZ Fernand, OHMANN Isabella, Yeni Yüksektepe Yayınları, Ankara

2- Antik düşünce ve sanatın 15-16. Yüzyıl Batı resim sanatı üzerindeki yansımaları, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Anabilim Dalı Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat Programı Yüksek Lisans Tezi, PELVANOĞLU Burcu, İstanbul 2005

3- MARSILIO FICINO: His Theology, His Philosophy, His Legacy, MICHAEL J. B. ALLEN AND VALERY REES WITH MARTIN DAVIES, 2002, LEIDEN-BOSTON-KOLN

4- Yeni Yüksektepe Dergi, Rönesans-Hümanizm Gerçeği, SCHWARZ Fernand, OHMANN, Rönesans-Marsilio Ficino, ÖRÜCÜ Güner, Sayı:29

5- Academy Florentine, CISZEWSKI Marian

6- Felsefe Tarihi, Prof. GÖKBERK Macit, Remzi Kitabevi, İstanbul 1998