Dış Dünya Gerçekliği

Hume’un köktenci empirizmi onu, cisimlerin ya da nesnelerin bizim dışımızdaki sürekli ve bağımsız varlığını doğrulayacak hiçbir yol ya da yöntem bulunmadığını onaylamaya götürdü. Sıradan deneyimimiz bizim dışımızda şeylerin varolduğunu bize telkin eder, ama tüm idelerimizin izlenimlerin kopyası olduğu fikrini ciddiyetle ele alırsak, bunun felsefi sonucu “bizim tüm bildiğimizin izlenimler olması gerektiğidir. İzlenimler içsel öznel durumlardır ve dışsal gerçekliğin açık bir kanıtı olamazlar. Kuşkusuz biz daima nesnelerin gerçek bir dünyası varmış gibi davranırız; bu durumda Hume, tümümüzün nesnelerin var olduğuna ilişkin düşünmelerimizi kendiliğinden doğru olarak almaya istekli idi, ama o, bizim niçin bir dış dünya olduğunu düşünmemizin nedenini araştırma işine girişti.



Nesnelerin bizden bağımsız varolduğunu duyularımız bize söylemez, o halde onları algılamayı bıraktığımız zaman, varolmaya devam ettiklerini nasıl biliriz? Bir şeyi algıladığımız zaman bile biz asla nesneden, ondan sağladığımız izlenimden ayırt edebilecek bir görüş de dâhil ikili bir görüş elde edemeyiz; biz sadece izlenime sahip oluruz. İzlenimlerin ya da idelerin ötesinde onları mümkün yapan şeylere ulaşmaya zihin için hiçbir yol görünmüyor. Düşünme yoluyla gökyüzünün derinliklerine ya da evrenin en uzak noktalarına belki gidebiliriz ama kendi kendimizin ötesine bir adım bile ilerleyemeyiz. Ya da herhangi türden bir varoluşu kavrayamayız. Şu halde bizim dışımızda bir şeyler dünyasının varolduğu inancı, izlenimlerimizin iki özel niteliğine ilişkin olarak imgeleme gücümüzün bir ürünüdür; imgeleme gücümüz izlenimlerde sabitlik ve tutarlılık gibi iki özellik yakalar. Örneğin pencereden baktığımda hep aynı dağı, evi ve ağaçları görüyorum. Bakmaktan vazgeçerek başka şeyler yapıyorum sonra gelerek pencereden yine bakıyorum. Gördüğüm nedir? Bir önceki bakışımda gördüklerimin aynısıdır. Yani şeylerin düzenlenişinde bir değişmezlik, sabitlik olduğunu görürüm. Karşımda gördüğüm şeylerin aralarındaki düzenleniş tarzı hep aynıdır. Bu izlenimlerimizdeki değişmezlik-sabitliktir. Buna dayanarak imgelem, bize onları görsek de görmesek de onların aynı düzen içinde kalacağını düşündürür. Aynı şekilde her ne zaman ateşe bir odun atsam odunun yanarak kül olacağını biliyorum. İşte bu da şeylerin değişim sürecindeki tutarlılıktır. Ateşe ilişkin izlenimlerimizde değişim süreci bakımından hep bir tutarlılık vardır. Bu nedenlerden ötürü imgelem, dışımızdaki nesnelerin bağımsı z varoluşa sahip olmayı sürdürdüğüne inanmaya bizi sürükler. Ama bu bir inançtı r, ussal bir kanıt değildir, çünkü izlenimlerimizin nesnelerle bağlantılı olduğu iddiası akılda herhangi bir temelden yoksundur. Hume bu kuşkuculuğunu benlik, töz ve Tanrı konularına da genişletir.



Hume herhangi bir ben kavramına sahip olduğumuzu kabul etmez. Bunun paradoksal bir durum olduğunu öne sürer. “Ben” demekle ne demek isteriz? Bu ide hangi izlenimden türetilmiş olabilirdi? Ben idemizi oluşturan sürekli ve özdeş bir gerçeklik var mıdır? Değişmez bir biçimde ben idemizle birlikte giden herhangi bir izlenime sahip miyiz? En içtenlikli bir biçimde ben-kendim dediğim şeye bir giriş yapmaya çalıştığım zaman kendimi hep özel bir algıya, sıcak, soğuk, sevgi, nefret, acı, haz gibi özel bir algıya gitmiş olarak buluyorum. Herhangi bir anda, bir algının dışında olarak asla benimi- kendim dediğim şeyi yakalayamıyorum. Sonuç olarak Hume, sürekli bir ben-özdeşliğini kabul etmez. İnsan deyince geriye kalan şey, ona göre, farklı algıların bir toplamından ya da paketinden başka bir şey değildir. Şu halde niçin ben diye düşünüyoruz, bunun açıklaması ne olabilir? Hume bunu bize sürekli özdeşlik izlenimi veren belleğin gücüne bağlar: Hume zihni muhtelif algıları ardı ardına görünüme getiren bir tür tiyatroya benzetir. “Ama bu sahnelerin sunulduğu yer kavramına en yakın mesafede bulunmuyoruz” (akt. Stumpf, 1994: 285).



Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı