Dante ve Rönesans, Dante'nin Rönesans'taki Etkisi

Dante (1265-1321), Rönesans'ın başlarında yaşamış büyük bir şairdir. Şiirlerini Latincede değil İtalyancada yazarak erken Rönesans'ın bir temsilcisi olmuştur. Çünkü Rönesans'ın bir özelliği de Latin dilinden ana dillere dönüşte kendini gösterir. Dante dönemin önemli kent devletlerinden Floransa’da doğmuş, Ravenna’da sürgündeyken ölmüştür. En önemli yapıtı Divina Commedia (Kutsal Komedi) İtalyancanın en önemli eseri ve dünya yazınının başyapıtlarındandır.



Dante bu yapıtla İtalya’da “en büyük şair” olarak bilinir ve “İtalyan dilinin babası” olarak anılır. Kutsal Komedi üç bölümden oluşur: Cehennem (Inferno), Araf (Purgatorio) ve Cennet (Paradiso). Yapıt, Dante’nin Cehennemden başlayıp Cennette son bulan yolculuğunu betimlemektedir. Bu yolculukta hayranlık duyduğu Latin şair Vergilius ve sevdiği kadın olan Beatrice ona yol göstericilik yaparlar. Dante’nin cehenneme yönelik betimlemeleri çok canlıdır ve modern okuyucuyu da etkilemektedir. Araf lirik bir anlatımla kotarılmıştır. Cennet en teolojik içerikli bölüm olduğu için dili oldukça ağırdır. Dante en güzel, mistik ve ekstatik pasajlarda günah çıkarı r ve yolculuğun sonunda Tanrı ile yüz yüze gelmeyi başarır. “Bu en yüce aşamada betimleme kapasitemi kaybettim,” diye yazar. Yapıttaki Rönesans' ruhu eserin içeriği kadar, İtalyanca yazılmış olmasından da kaynaklanır.



Eski klasik yazarlarla rekabet edebilecek yerli yazın yaratma çabalarıyla O, Rönesans’ın bir öncüsü olmuştur. Böylesine ciddi içerikli bir yapıta neden komedi denildiği merak edilebilir: Dante’nin zamanında tüm ciddi, öğretici yapıtlar Latince yazılmaktaydı. Latince dışındaki dillerde kaleme alınan yapıtlar önemsiz ve sıradan görülüyordu. Ayrıca “komedi” sözcüğü, klasik anlamında, düzenli bir evrene duyulan inancı yansıtan yapıtlara göndermede bulunuyordu. Buna göre evrendeki tüm olaylar mutlu ya da “eğlenceli” bir sona doğru yönelmekle kalmıyor, ama aynı zamanda, her şeyi sonul bir iyiye doğru düzenleyen bir kutsal istenç tarafından etkilenmiş olan bir son söz konusu oluyordu. Buna göre Dante için yapıtta cehennemden cennete doğru ilerleyiş, terimin paradigmatik ifadesini yansıtmaktaydı. Etik yönden bir ruhsal bulanıklıktan, sonunda Tanrının bir görülüşüne ulaşabilmek de söz konusu anlamla uyumludur.

Dante dönemin ortak yazın ve bilim dili olan Latincede değil, kendi dili olan İtalyancada yapıtlar üreterek Modern çağın bir özelliği olan “ulusal dillerde yapıt üretme” etkinliğine öncülük etti.

Dante’nin siyasi görüşleri ise Monarchia isimli bir başka eserinde ortaya konur. Burada evrensel barışı oluşturabilmek için evrensel bir monarşinin zorunluluğuna değinmekte, bu bağlamda Katolik Kilisesinin üstlenebileceği rolün evrensel bir barı ş için yol göstericilik olduğunu söylemektedir. Bu görüşlerinden dolayı yapıt Dante’nin ölümünden sonra dönemin Papası tarafından toplatılıp yakılmıştır. Dante bu eserde Thomas Aquinas’tan beri süregelen Papa mı, imparator mu tartışması nda imparatordan yana olmuş, Ortaçağ imparatorunun konumunu idealize etme yolunu tutmuş, Batı Roma imparatoru olan Alman kökenli bir yöneticiyi halen tüm insanlığın dünyevi yöneticisi olarak göstermiştir. Bu imparator tüm gücünü papadan değil Tanrıdan almıştı. Dante’nin yöneticinin gücünü papalıktan bağımsız ve onun üstünde düşünmesi Ortaçağ geleneksel ruhuna ters düşen bir yeniliktir.



Dante papanın kutsal egemenliği yerine imparatorun dünyevi egemenliğini yücelterek Ortaçağ’ın geleneksel siyaset anlayışından kopmuştur.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM)