Carl Rogers'in Eğitim Hayatı ve Okul Kariyeri

İçine kapanık olarak büyüyen ve ailesinde de bir aile sıcaklığı bulamayan Rogers'ın hayatında kitaplar büyük bir yer tutar.



Okula başladığında arkadaşlarından birkaç sınıf ötesinde okuma seviyesindedir. Bu onu daha da fazla yalnızlaştırır. Lisans eğitimi için Wisconsin Üniversitesi'ne giden (1920 - 1924) Rogers üniversite yıllarında kendisini ait hissettiği alanı bulmaya çalışmıştır. Wisconsin Üniversitesinde ziraat eğitimine başladıktan sonra rahip olmak istediğine karar vermiştir. Kendisini rahiplik mesleğine daha iyi hazırlayabileceğini düşündüğü tarih bölümüne geçmiştir.

1922 yılında üçüncü sınıf öğrencisi iken on kişilik bir öğrenci grubu ile altı aylık Çin gezisine katılmıştır. Çin gezisi hayatında büyük bir etki yaratmıştır. Bu gezide savaştan dört yıl sonra Alman ve Fransız gençlerin birbirlerinden nasıl da nefret ettiğine şahit olmuştur. Evinden uzakta geçirdiği Çin gezisinde dini ön kabullerini sorgulamış ve ailesinin dini inançlarını daha fazla kabul edemeyeceğine karar vermiştir. Kiliseden ziyade İsa'nın kendi kişiliğine hayranlık duymaktadır. Oldukça içten bir şekilde ailesine yazdığı mektuplar ailesini şoke ederek öfkelendirse de Rogers içtenlikten vazgeçmemiştir. Ailesinin öğretilerinden ayrılma kendisi için zor olsa da bu kararından sonraki yıllarda hoşnut olmuştur. Bu yıllarda başlayan kırılma ileride agnostik olmaya itmiştir kendisini. Rogers daha ilerleyen yaşlarında ise mistik, maneviyat ve aşkınlık gibi deneyimlere daha açık olmuştur.



Yüksek lisans eğitimini teoloji üzerine yapmıştır (1924 - 1926).  1924 yılında o zamanın en liberal okullardan biri olarak nitelendirilen Union Theological Seminary'de teoloji eğitimine başlamıştır. Okulda Rogers'ı en çok etkileyen ders ise şu olmuştur: Öğrenciler üniversite yönetiminden bir hocanın bulunmadığı serbest konuşabilecekleri bir ders temin etmesini istemiştir. Okul yönetimi genç bir asistanın derslere aktif katılmayarak dinleyebileceği bir derse şaşırtıcı bir şekilde izin vermiştir. Rogers direktif olmayan bu dersten büyük bir hoşnutluk duymuştur. Hocasız geçen bu derste birçok öğrenci neden teoloji eğitimi aldıklarını sorgulamış ve bu mesleği bırakmıştır. Daha sonraları bu deneyiminden hareketle "bir mesleği bırakmak istiyorsanız, ben bu mesleği niye seçtim sorusunu kendinize sorun" demiştir.

Teoloji eğitimi sırasında rahip olmaya hazırlanan Rogers küçük bir kilisede vaazlar vermiştir. Diğer vaizlerin aksine çok kısa sunumlar yapmıştır. Başkalarına ne yapmaları gerektiğini söylemekten ve kendi dünya görüşünü başkalarına empoze etmekten büyük bir rahatsızlık duymuştur. Carl Rogers mesleğinde kalabilmek için belirli fikirleri ömür boyu kabul etme düşüncesini korkunç bulduğunu dile getirmiştir. Bunu ileriki yıllarda bilimsel araştırmaların körü körüne kabulü hakkında da dile getirmiştir.

Üniversite yıllarında eğitim felsefesi ve yeni gelişmekte olan psikoloji ve psikiyatri derslerine ilgi duymaya başlamıştır. Yakınlarında bulunan Columbia Üniversitesinde Leta Hollingworth'un verdiği klinik psikoloji derslerine misafir olarak katılmıştır. Teoloji alanının önkabulleriyle devam etmek istemeyen Carl Rogers yüksek lisans eğitimi sonrasında bu alanda devam etmemiştir.



Doktora eğitimini Columbia Üniversitesinde tamamlamıştır (1928 - 1931). Teoloji eğitimine devam etmemeye karar veren Rogers için yeni bir kariyer tercihi hiç de zor olmamıştır. Sıklıkla ziyaret ettiği Columbia Üniversitesi Eğitim Fakültesinde kalıcı olmaya karar vermiştir. Doktora yıllarında çocuk danışmanlığına yönelmiştir. Bir anlamda çok bilinçli tercihler yapmak yerine ilgi alanlarının peşinden gitmiştir. Eşi Helen ise bu konuda kendisine büyük destek sağlamıştır. Rogers1931 yılında doktorasını tamamlamıştır. Doktora tezinde 9-13 yaşları arasındaki çocuklara uygulanan bir kişilik adaptasyonu ile ilgili test geliştirmiştir. Bu test 1970'lere kadar oldukça çok uygulanan bir test olmuştur.

Carl Rogers'ın bu dönemdeki yaşamına iki farklı akım yön vermiştir. Bir yandan üniversitede pozitivist bilim felsefesine uygun bir şekilde uygulanan objektif istatistiki metotlar Rogers'ın bilime verdiği aşırı öneme uymaktaydı. Fakat ilahiyat okurken her şeyin din ile açıklanmasından hoşnutsuzluk olan Rogers akademisyenlik hayatında da her şeyin bilim ile açıklanmasından rahatsızlık duymuştur. Diğer yandan ise çalıştığı ortamda yoğunluklu olarak psikodinamik yaklaşım uygulanıyordu. Bu iki çok farklı akım arasında kalan Rogers'ta oluşan memnuniyetsizlik kendi metodunu geliştirmesinde etkili olmuştur.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı