Cabir bin Hayyan (Câbir b. Hayyân)'ın Tabiat Felsefesi (Tabiyyun) Anlayışı

Cabir bin Hayyan’ın tabiat felsefesi, geleneksel küçük alem (insan) büyük alem (kainat) anlayışına ve semavi güçlerin yeryüzündeki hadiselere tesiri fikrine dayanır.



Çalışmalarında özellikle üzerinde durduğu madenler ona göre kükürt ve civanın farklı oranlar ve özel semavi etkiler altında birleşmesinin sonucunda oluşur. Madenler arasındaki farklılıklar ise ihtiva ettileri civa-kükürt oranı ile, oluşumu gerçekleştiren semavi etkilerdeki farklılıktan doğmaktadır. Binlerce yıl toprak altında çeşitli etkilerle evrimleşen madenlerin en mükemmeli altındır. Kimyacı değersiz madenleri altına dönüştürürken söz konusu semavi etkileri kontrol edebilir olmalıdır. Bu yaklaşımın tabii bir neticesi olarak madenlerin zahiri ve fiziki özelliklerinin yanı sıra ruhi özelliklerinin de bulunduğu sonucuna varan Cabir, iksir kavramıyla bu görüşünü temellendirmiştir.



Cabir’in kozmolojisi monizme ulaşır. Bu felsefeye göre Aristo geleneğindeki düşüncenin aksine, en değerli varlık ne yalnız ruh ne de yalnız ceset olup ruhla cesedin birlikte meydana getirdiği varlıktır. Buradan insanın bütünüyle ruhani varlıklardan daha üstün tutulduğu anlaşılmaktadır ki, bu da Kur’an-ı Kerim’in insana bakış açısıyla tam bir uyum arz etmektedir.

Cabir’e göre duyulur olmayanda duyulura, yani nefiste cisim olmaya doğru bir arzu vardır. Cabir tabiatı iyileştirmenin, hatta tabiatta bulunmayan canlılar türetmenin mümkün olduğundan söz ederek Eflâtun’dan daha ileri gitmiştir. Maddi alemde matematiğe dayanan bir düzen olduğunu savunan Cabir, aynı zamanda gramerle fizik arasında da bir uyum olduğundan söz etmektedir çünkü gerek dil gerek tabiat benzer kanunlar ile ortaya çıkmıştır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı