Bernardinus Telesius Kimdir?

Evren anlayışı bakımından şunları öne sürer: Tüm varoluş madde ve güç ilkeleri üzerinde temellenir. Güç birbirine karşıt iki öğeden oluşur; bunlar sıcak ve soğuktur; sıcak yayılıma yol açar, soğuk ise büzüşmeye götürür. Ayrıca sıcak beraberinde kuruluğu getirirken, soğuk faktörü nemli ya da ıslak olanla birlikte gider.



Bu iki güç etkeni varoluşun tüm form ya da çeşitlerinden sorumludur. Ama madde her türlü güce maruz kalmasına karşın temelde aynı olarak kalır. Tüm sistemin uyumluluğu her bir ayrı şeyin bu etkenler içinde kendi doğasına uygun olarak gelişmesi ve gelişimi esnasında geri kalanlara hem yarar sağlaması hem de onlardan yararlanması biçiminde olur. Telesius’a göre, devinim içinde sıcak olan Güneşi, soğuk olan bu Dünyayı temsil etmektedir. Ne var ki onun bu görüşü Copernicus’un ellerinde çürütülmüş olma şanssızlığına uğrayacaktır. Ama ay üstü ve ay altı dünyaları arasındaki sınırı kaldırması doğru bir öngörüdür ve kendinden öncekilerin hiçbiri tarafından düşünülmemiş bir noktadır. Madde ile zihin arasındaki ilişkiye değgin açıklamaları da geleneksel açıklamalara karşı çıkmaktadır: maddesel güçler varsayım gereği duygulanabilirler-hissedebilirler; maddeye daha işin başında bilinç bahşedilmiş olmalıdır; çünkü bilinç vardır, böyle olduğuna göre, yokluktan oluşmuş olamazdı. Ruh maddesel koşullardan etkilenen bir yapıya sahiptir. Çünkü ruhun kumaşı maddeseldir. “Ruh, içinde ısıyı barındıran iyi bir maddedir, beyinde yoğunlaşmış ve tüm vücuda yayılmıştır. Ruh organizmanın parçalarını bir arada tutar ve onların devinimini başlatır” (Thilly, 2007 13). Görüldüğü gibi Telesius’un bu yaklaşımı ruhu maddeye indirgemekte, böylece ruhu tinsel yapıda gören ve maddeye karşıt bir töz olarak kabul eden düalist (ikici) yaklaşımlara da meydan okumuş olmaktadır. Ne var ki tüm bu şemanın sonunda belki teolojik baskıların da etkisiyle sisteme tümüyle yabancı bir öğeyi kabul etmiştir; daha yüksek bir itici güç; var olan ruhsallığımıza Tanrı tarafından eklenen bir ruhsallık türü daha vardır: Bu, bir tür ölümsüz olan ruh aracılığıyla duyu dünyasının ötesine geçmeyi başarabiliriz.



Bireysel ruhların ölümsüz bir parçasının da bulunduğu fikri yukarıda gördüğümüz gibi İbn Rüşdçülerin de öne sürdüğü bir husustur. Ne var ki bireysel ruhun ölümlü olduğunu açıkladıktan sonra, bir de ölümsüz bir parçası olduğunu iddia etmek çelişik olmaktadır. “Akıl bile duyularla gelen izole edilmiş verilerin bir toplamından yığınından başka bir şey değildir” dedikten sonra, böylesine soyut, ölümsüz bir ilkeyi öne sürmesi somut ve empirik nitelikli açıklamalarıyla hiç bağdaşmamaktadır.

Telesius’a göre madde daha en baştan bilinçlidir ve ruhun yapıldığı kumaş maddeseldir.



Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM)