Augustinus'un Varlık Felsefesi (Ontolojisi)

Augustinus varlıkları, deyim yerindeyse, değerine göre sıralar. Bu değeri belirlemenin ölçütleriniyse, aslında, genel olarak “hakikat”i tanımlayışından çıkarır. Bu, Augustinus’un bir önkabulünden dolayı böyledir: hakikat ile Tanrı aynı şeydir. İtiraflar’da Manicilerin öğretisini eleştirdiği bir bölümde bu özdeşliği ortaya koyar: “Sadece hakikatin ta kendisi olan senin hakkında değil, yarattığın dünya ögeleri hususunda da yanılıyorlardı.”



Augustinus’un Tanrı’nın nitelikleri olarak gördükleri şeyler, Platon’un mağara alegorisinde güneşe yüklediği niteliklerle hemen hemen aynıdır. Bu Tanrı tasarımını Augustinus Yeni-Platonculardan edinir. Ona göre, Platon’u en iyi anlayan ardılları, kendisinde varoluşun nedenini, anlamanın nihai biçimini, kendisine göre tüm yaşamın düzenleneceği amacı barındıran bir Tanrı fikri geliştirmişlerdir. Bu Tanrı tasarımlarıyla da Platoncular Hıristiyanlık inancına en yakın felsefeyi geliştirmişlerdir: Bu Tanrı, yaratılmış her şeyin yaratıcısı ve nedenidir; bilinen şeylerin ve bilmenin ışığıdır; yapılması gereken şeylerin göstericisidir; Yeni-Platonculara göre, doğanın ilk nedeni, doğru öğreti ve mutlu yasam onda bulunur.

Daha önce de söylendiği gibi, Augustinus Tanrı ve hakikati birbiriyle özdeşlestirdiğinden, hakikate ilişkin tasarımını da Platoncuların görüşlerine dayanarak oluşturduğundan, kendi Tanrı tasarımıyla Platoncuların hakikat tasarımı hemen hemen birbiriyle aynı özellikleri içinde barındırır. Varlık basamaklarının belirlenişi de hakikatin Platoncu ölçütlerine dayanılarak yapılır.



İlkin, Tanrı duyulur nesneler alanında değildir. Onu burada aramak, başarısız bir girişimde bulunmaktan başka bir şey değildir:

Hakikati ele geçirmeye can atarken seni arıyordum Tanrım. Bunu henüz itiraf etmedim. ... Seni, beni hayvanlardan üstün kılan aklımla değil de bedenimin duyularıyla arıyordum.

Oysa Platoncular, duyuların hakikati, yani Augustinus için hakikatin kendisi olan Tanrı’yı gösteremeyeceğini kanıtlayarak doğru olan yolu ortaya koymuşlardır.

Ancak Platoncu filozofların kitaplarını okuduktan sonra, hakikati görünen nesnelerin dışında aramayı öğrendim ve senin görünmeyen niteliklerini yapıtların aracılığıyla gördüm.

Tanrı’nın cisimler alanında olmadığının kanıtı, cisimlerin Tanrı’nın nitelikleri arasında yer alan niteliklere sahip olmamasıdır: bu niteliklerden biri değişmezlik, diğeri bozulmazlık, bir diğeri de duyulara gelmezliktir. Bu üç özellik, Tanrı’yı, daha sonra değinilecek olan başka birkaç özellikle birlikte, cisimler alanının üstüne yerleştirir. Bu, İtiraflar’da söyle dile getirilir:



Ben bir insan olarak, ... seni yüce, tek ve hakiki Tanrı olarak kavramaya çalışıyordum. İçten, senin bozulmaz, değişmez ve dokunulamaz olduğuna inanıyordum. Bu kesin inancın nasıl ve nereden geldiğini bilmiyordum ama kesin olarak bildiğim bir şey vardı: bozulabilen bir varlık bozulmayandan daha aşağı bir varlıktır. Dokunulmaz da dokunulabilir olandan üstündür ve hiçbir değişime uğramayan da değişebilenden daha iyidir.

Çünkü cisimler dünyası kendisine devinimin ve değişimin egemen olduğu dünyadır. Cisimler yoktan var olurlar, varken sürekli değişime uğrarlar ve sonra yok olurlar. Bu nedenle onların hakiki olduğu söylenemez. Diğer yandan hiçbir cisim kendi formuna sahip de değildir, çünkü bir varlığın kendi formuna sahip olabilmesi demek, Augustinus için, bu forma değişmeden, bozulmadan sahip olabilmesi demektir. Oysa cisimler, belirli bir forma bürünen ama bunu değişik koşullar altında yitirebilen varlıklardır. Bu nedenle cisimler kendi formlarının sahibi değil sadece.14 Bu formları onlara verense bir başka varlıktır: yani, cisimlerin formlarının ilk örneğini tasarlayan Tanrı:

"... bu şeyler [cisimler] üzerine derinliğine düşünmüş olan kişi, ilk biçimin, biçimleri değişken olan bu şeylerin kendisinde olmadığını çıkarır."



Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı