Anselmus'un Tanrı Anlayışı

Anselmus’un temel olarak Platoncu görüşleri benimsediğini söylemek mümkündür. Bununla birlikte onun Platon hakkındaki düşünceleri genellikle ikincil kaynaklar aracılığıyla elde edilmiştir. Bu konuda Augustinus’un önemli bir etkisi olduğu açıktır. O dönemde, çevirisini Calcidius veya Cicero’nun yaptığı iki ayrı Timaios çevirisi ortalıkta dolaşmaktaydı ve Anselmus, büyük bir ihtimalle bu çevirileri de okuma fırsatını bulmuştu.



Anselmus, ortalama bir Ortaçağ filozofu gibi insani bilginin kaynaklarının akıl ve iman olduğunu düşünmekteydi. Bununla birlikte Anselmus, Lanfranc’ın öğrencisi idi ve imanın bütün bir insan araştırmasının başlangıcı olması gerektiğini söylüyordu. Biraz sonra göreceğimiz ünlü Tanrı kanıtlamasını da sergilemiş olduğu Proslogion adlı çalışmasında şunları söylemektedir: “Zira inanayım diye anlamayı gözetmiyorum; fakat anlayayım diye inanıyorum. Çünkü aynı zamanda şuna inanıyorum ki inanmadıkça anlamayacağım da.” (Anselmus, Proslogion, I: “neque enim quaero intelligere ut credam, sed credo ut intelligam”.)

Anselmus’un bu yaklaşımı ileri sürerken, felsefe ile ilahiyat arasındaki farkı bildiğini varsaymak gerekir. Bununla birlikte o, imanın ancak akılsal bir çalışma ve gayret sonucunda yetkinleşeceğine inanmaktaydı. Başka bir deyişle Anselmus’un niyeti, imanı aklın yerine koymak değildi. Bu yaklaşım üzerine inşa edilen anlayış, bir süre sonra kendiliğinden Anselmus’taki doğal ilahiyatı da belirginleştirmektedir.



Doğal ilahiyat, vahiy yardımından çok akıl yürütmedeki doğal süreçler aracılığıyla kavranılabilecek bir Tanrı anlayışını dile getirmektedir.

Elbette bu ilahiyatın başında ve sonunda, hem bir ilke hem de amaç olarak Tanrı’nın kendisi yer almaktadır. Onun için önemli olan, imanın ve buna bağlı olarak dogmanın öncelikle kurulmasıdır. Bu kuruluş aşamasından sonra akıl, “zorunlu nedenler” (rationes necessariae) aracılığıyla imanın nesnesindeki gizemleri, sırları anlamak girişiminde bulunabilir. Bu gizemlerin hepsini birden çözmesine imkân olmasa da Teslis (Trinitas) gibi ifadeleri anlamak bu şekilde mümkündür. Belki de bu yüzden Ortaçağ boyunca kendisine yakıştırılan isim “İkinci Augustinus” olmuştur.

Döneminin öteki diyalektikçileri gibi mantıksal yargılardan imanın ağırlığını çekmeyen Anselmus’un, Augustinus’tan destek alarak geliştirmiş olduğu özgün bir Tanrı kanıtlaması bulunmaktadır. Aslında Anselmus’un Tanrı kanıtlaması birden fazladır. Bazı felsefe tarihçileri bunlardan üçünün kayda değer olduklarını düşünmektedir:



Lütfen Bakınız:

- Anselmus'un Tanrı kanıtlamaları
- Tümeller tartışması nedir?

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı