Apeiron Nedir, Ne Demektir?

Anaksimandros’un temel sorunu da ilkenin özü (arkhe) sorunudur. Anaksimandros arkhe kavramıyla duygusal verili olanı aşarak hedefi belli olan bir yönde metafizik bir kavrama doğru ilk adımı atmaktadır.



Arkhe olarak niçin ‘sonsuz’u (Apeiron) seçtiğini de bilmektedir. Çünkü sırf böyle bir kavram yaşam sürecinin sonsuza kadar devamını güven altına alabilir. Ona göre doğmak birlik olmaktır, ölmek her şeyin ilkesine dönmektir ve dünyanın tanıdığı ya da tanıyacağı bütün varlıklar sonsuz sayıda olmuş ve olacaklardır. Anaksimandros sonsuz’u nitel yönden homojen ama hâlâ belirsiz bir madde yığını olarak düşünüyordu. Sonsuz kavramıyla sonsuz (sınırsız) maddeyi kastettiği zaman, bununla sırf madde ile gücün henüz birbirinden ayrılmadığını anlatmak istiyordu. Bu dünyada olup bitenler Anaksimandros’a göre asla sona ermeyen harekete dayanmaktadır. Bu hareket ilkenin özüne ait olduğuna göre, ilke de özü vasıtasıyla olup bitenleri kavranabilir duruma getirecektir. Önemli başka bir adımı da ilkenin evrensel süreçteki etkisini tek tek tasarlama ve ancak ondan sonra kavranabilir duruma getirme denemesidir.



Aperion birinci anlamda sınırsızlıktır. Kelimenin kökü peras, sınır demektir. A, olumsuzluk ön ekidir. Bu bir okyanusa benzetilen bir sınırsızlıktır. Yani mekânca sınırsızlık, bütün her yeri kaplıyormuş gibi görünür. Bu aynı zamanda nicelik olarak da sınırsızlıktır. Aperion, öyle bir şey ki bütün nesne ve niteliklerin kendisinin içinde toplandığı bir belirsizliktir. Aperion’un en önemli noktası belirsiz olmasıdır. Çünkü bütün nitelikler ve nesneler onda birleşmiştir.

Görünen dünyanın ve ondaki değişmenin açıklanmasına yönelik olarak varlığın aslının esasının ne olduğu ve bu kaynaktan bütün var olanların nasıl meydana geldiğini Anaksimandros, Apeiron kavramını temele alarak açıklamağı denemiştir. Anaksimandros’a göre bütün var olanlar Apeiron’dan meydana gelmişler ve yine zorunlu olarak Apeiron’a geri döneceklerdir. Apeiron yaşlanmayacak olan ve doğmamış olan bir şey olarak tasavvur edilmesiyle asıl gerçeklik olarak, var olanlar ise geçici olmalarıyla ‘bir süreliğine’ var olmuş olanlar olarak yani görünüş olarak düşünülmüşlerdir. Temel madde olarak “sınırsız” olan, kökensiz, yok edilemezdir ve onun hareketi de sonsuzdur. Bu hareketin sonucuysa var olanların “ayrışması” ve ortaya çıkmasıdır. Apeiron’dan ilkin Sıcak ile Soğuk ayrışır; bu ikisinden de nemli olan ayrışır; bundan dünya ile hava ve küresel bir dolgu gibi dünyayı çevreleyen ateş çemberi meydana gelmiştir (Zeller, 1980: 29).

Anaksimandros, apeiron kavramını doğrudan, belli birtakım niteliklerini vererek tanımlamak yerine, dolaylı yolla ne olduğunu değil, fakat daha çok ne olmadığını ortaya koyan negatif bir tanımlamayla belirlemeye çalışır. Apeiron kavramı bir yönüyle ‘sınırsız’, diğer yönüyle ‘belirsiz’ kavramlarıyla karşılanabilir. Apeiron’un sınırsız olması, içerisinde yaşadığımız dünyadaki bütün tek tek var olanların kendisinden meydana gelmiş olduğu ve hâlen var olanların kendisine geri döneceği düşünüldüğünde bütün bu var olanları ve gelecekte var olacak olanları da içinde barındırabiliyor olması anlamındadır. Bu konumuyla apeiron adeta var oluşa gelecek olanların ve var oluştan kalkacak olanların kendisinde saklandığı ve saklanacağı bir ‘depo’ işlevindedir. Apeiron’un belirsiz olmasıysa belirli niteliklere sahip olan tek tek var olanların aksine, bir niteliği ya da belirlenimi bulundurmaması, belirlenim dışı olmasıdır. Anaksimandros’a göre toprak, hava, su veya ateşin hepsi birlikte yahut herhangi birisi ‘apeiron’ olmadığı gibi bunların sahip olduğu sınırlı nitelikler de apeironda bulunmaz (Cornford, 1957: 147).



Yine bu temel düşünceden hareketle bütün evrene hâkim olan, söz konusu var olma ve kaynağa geri dönmenin nedeni olarak ise ahlaki bir ilke öne sürülmektedir. Bu ilkeye göre her şeyi, içerisinde biçim almamış, somut olarak var olmayan tarzında barındıran apeiron, var olmak, yani somut var olanlar olmak isteyenlere engel olmamakta fakat var olmanın bedeli olarak da yok olmayı yani apeirona geri dönmeyi şart koşmaktadır. Nietzsche’nin yorumuyla ‘Her varolan mutlaka yok olmayı tadacaktır.’ (Nietzsche, 1985: 38- 41).

Burada var olma, bir biçim alarak içerisinde yaşadığımız gerçeklik alanına ‘çıkma’ olarak tasavvur edilmektedir. Var olanların var olmasını, yani apeiron’dan ayrılarak dünyada olmalarını şekil alma olarak var olma süreciniyse zıtlıklara dayanan kademeli bir oluş olarak ele almak mümkündür. Apeirondan ilkin soğuk ile sıcak, ardından kuru ile yaş, ardından da bunların çeşitli birleşmeleriyle de diğer bütün var olanlar meydana gelmektedir. Apeiron’da bütün var olanların ilkin şekilsiz olarak var olmalar ve bütün var olanların Apeiron’dan çıkıp yeniden Apeiron’a geri dönecek olmaları onun hem nitelik anlamında belirsiz hem de nicelik anlamında sınırsız olduğunu düşündürmekte, aynı biçimde ‘zamanın düzenlenişi’ olarak bütün oluşa ve yok oluşa hakim olan bir yasalılığın varlığını ortaya koymaktadır.

Derleme: Sosyolog Ömer Yıldırım
Kaynak: Felsefe Tarihi; Prof. Macit Gökberk; Remzi Kitabevi; Felsefenin Öyküsü; Bryan Mageee; Dost Kitabevi 



< Filozoflar Dizinine Geri Git

> Bu sayfaya ilişkin etiketler: Anaksimandros (Anaximandros) kimdir, Anaksimandros (Anaximandros) felsefesi, Anaksimandros (Anaximandros) düşüncesi, Anaksimandros (Anaximandros) felsefesi nedir, Anaksimandros (Anaximandros) düşüncesi nedir, Anaksimandros (Anaximandros) eserleri nelerdir