Alan Kuramı Nedir, Ne Demektir?

Alan kuramını (field theory), sosyal psikolojinin kurucusu kabul edilen Kurt Lewin ortaya atmıştır. Lewin, fizikteki alan teorisinden yola çıkarak insanların karşılaştıkları durumlar sonucunda gerçekleştirdikleri psikolojik etkinliklerin psikolojik alanda ya da yaşam alanında (life space) meydana geldiğini düşünmeye başlamıştır. * Psikolojik alan, belirli bir kişi veya grubun davranışları üzerinde etki gücüne sahiptir ve belirli bir zamanda sadece bu kişi ve gruplar için geçerlidir.



Yaşam alanı, birey, çevre psikolojik alanın öğeleri olarak ele alınmaktadır. “Alan, her bir parçanın diğer parçalardan etkilendiği dinamik bir sistem olarak tanımlanabilir. Gestalt kuramcıları alan kavramını pek çok düzeyde kullanırlar. Kişinin algıladığı çevre bir alan olabileceği gibi, bir organizma olarak kişinin kendisi de birbirleriyle ilgili parçaların etkileşimiyle oluşan dinamik bir sistemin oluşturduğu bir alan olarak düşünülebilir. Bu dinamik sistem içindeki en ufak bir değişiklik, tüm sistemi etkiler. Alan kuramı içinde önemli olan bütünü oluşturan parçalardan herhangi birindeki bir değişiklik değil, bu değişikliğin bütüne nasıl yansıdığıdır.” (Tatar, 2009).

Alan Kuramının Temel Kavramları

Yaşam alanı, bireylerin belirli durumlardaki davranışlarına etki eden olgu veya gerçeklerin hepsini içeren, kişinin var olan psikolojik çevresiyle etkileşimi esnasında kendini belli eden gereksinimlerinden meydana gelmektedir. Yaşam alanının, kişinin hayatındaki bütün durumları kapsadığı belirtilmesine rağmen Lewin bu durumu kabul etmemektedir. Yaşam alanında meydana gelen durumların bir sınırının olduğunu ve sadece ortaya konulan davranışla ilgili durumları kapsadığını belirtmektedir.

Örneğin, “maça gitmekle sinemaya gitmek arasında bir çatışma yaşayan bireyin bundan farklı olarak annesiyle ilgili anıları, geleceğe ilişkin umutları ve dünyanın geleceğiyle ilgili kuşkuları olabilir. Ancak, tüm bunlar, bireyin o andaki davranışını etkilemiyorsa, yaşam alanı içerisinde belirtilmezler ya da yer almazlar.” (Öner, 2000).



Yaşam alanı, kişinin edindiği tecrübelere dayanarak farklılık oluşturabilir (Schultz, 2007).

İhtiyaçlar ve hedefler; bireylerin ihtiyaçları, yaşam alanının merkezinde bulunan ve yaşam alanının içindeki bilişsel yapılardır. Hedefler ise; ihtiyaçları karşılama noktasında belirlenmesi gereken önemli unsurlardır.

Gerilim ve güçler; gerilim, ihtiyaç temelli bir durumdur ve bireyin ihtiyaçlarını giderme noktasında karşılaştığı engeller sonucunda gittikçe artar, ancak bu durum organizmanın hedefe ulaşmasıyla birlikte azalmaya başlar. Güç ise; “İtici, kısıtlayıcı ve ateşleyici olmak üzere farklı özellikleri olan üç tür güç tanımlanmıştır. İtici güçler (driving forve) hedefe doğru hareketi sağlar. Engeller ise kısıtlayıcı güçleri (restraining force) oluşturur. Organizmanın dışındaki birimlerin istekleri de ateşleyici güçleri (induced force) meydana getirir.

Lewin güçleri psikolojik vektörler olarak betimlemiştir. Bir güç oluştuğunda kişi ya o gücün yönünde harekete geçer ya da bilişsel yapısını değiştirir. Bu nedenle güçler, “içsel ihtiyaçlar”, “hedefin niteliği” ve “hedefe olan psikolojik uzaklık” olmak üzere üç psikolojik olguya bağlı olarak ortaya çıkarlar.” (Tatar, 2009).

Bölgeler; “yaşam alanı içindeki bölgeler bilişsel, bedensel ya da sosyal aktivitelere ilişkin olabilir. Bu üç bölgedeki aktiviteler birlikte yaşam alanı içindekilerin algılanmasında etkili olurlar.” (Tatar, 2009).



Alan Kuramının Beş Temel İlkesi

Ele alınan bu beş temel ilke alanın içeriği, bütünselliği ve sürecine dair bilgiler vermektedir.

1. Organizasyon İlkesi

Günlük hayatımızda karşılaştığımız durumları bir bütün olarak algılar ve ona göre anlam yükleriz. Davranışlar, meydana geldikleri çevreden bağımsız olarak düşünülemezler. Davranış, alandaki konumuna bağlı olarak anlam kazanır. Belirli durumlarda meydana gelen davranışlar birbirlerinden bağımsız değildirler, bu davranışların temel aldıkları hedefler veya ihtiyaçlar o an için alanın bütününden etkilenmektedirler.

2. Eşzamanlılık İlkesi

Yaşanılan zamandaki yaşam alanını, geçmişteki anılar ve geleceğe dair gerçekleşmesi istenen durumlar meydana getirir.

3. Biriciklik İlkesi

Bütün durumlar ve kişiler kendine has ve tektir. Eşit şartlarda olmalarına rağmen birbirinden bağımsız iki bireyin davranışlarını açıklayacak benzer kurallar yoktur.

4. Süreçte Değişme İlkesi

Alanda süreklilik arz eden bir değişim söz konusudur. Yaşanılan durumlar kalıcılık göstermezler. Sabit hiçbir şey yoktur, kişiler tarafından yaşanılan durumlar yaşandıkları anda kalırlar. Yaşantılar birbirlerinden farklıdır. Bu sebeplerden dolayı terapilerde en önemli durumlardan biri de zamanlamadır. Terapi sürecinde gerekli görüldüğü için yapılan müdahaleler zamanlamanın elverdiği ölçüde bireye yararlı olabilir.

5. Olası Uygunluk İlkesi

Alanda yer alan parçalar bütün ile alakalı ve anlamlı olup tek bir parça dahi gereksiz görülerek alanın dışına atılamaz. Durum ne olursa olsun “görünen” ne varsa ilgilenmek Gestalt terapistlerinin önem verdikleri bir durumdur.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı