Johann Georg Hamann Kimdir?

Hamann, 1730 ila 1788 yılları arasında yaşamuş olan Alman filozoftur.



Aydınlanma felsefesinin akılcı düşüncesine karşı, inan-akıl ve deneyin birliğini savunan Hamann 27 Ağustos 1730’da Königsberg’de (bugün Rusya’da Kaliningrad) doğmuş, 21 Haziran 1788’de Münster’de ölmüştür.

Königsberg’de teoloji, hukuk ve felsefe öğrenimi gören Hamann öğrenimini bitirdikten sonra bir süre öğretmen olarak geçimini sağlamıştır. Daha sonra bir dostunun ticaret işlerini yürütmek için 1758’de Londra’ya gitmiş ve orada sürdürdüğü bohem tarzı yaşamından sonra kendini dine adamıştır. Königsberg’e dönünce 1763’te toprak işlerine bakan bir devlet dairesinde memur olmuştur. 1764’te Königsberger Zeitung adlı gazetede çalışmış, 1767’de, dostu olan Kant’ın aracılığıyla girdiği vergi dairesinde sekreter olarak çalışmıştır. Ertesi yıl Prusya gümrük depolarının yöneticisi olmuştur. Ölümünden kısa bir süre önce Münster’e yerleşmiştir.



Kant’ın yakın dostu olan Hamann, onun görüşlerine getirdiği eleştirileri, sağlığında yayımlatmamıştır. Kant ile yazışmalarından felsefesinin büyük ölçüde Gizemcilik’e dayandığı anlaşılır. Yapıtlarında iğneleyici bir dil kullanan Hamann, özellikle yüzyılın gökbilim verilerine dayanarak yaptığı yorumlamaları yüzünden “Kuzey Bilicisi” olarak da tanımlanmaktadır.

Hamann, kimi görüşleri nedeniyle Kant, Hegel, Goethe gibi düşünürlerce ilgi çekici bulunmuştur. Ancak özellikle dili yüzünden onun düşüncesinin özüne ulaşmak çok güçtür. Dönemin tanınmış aydınlanmacı düşünürleriyle dost olmasına karşın onlara en keskin eleştirilerini yöneltmekten çekinmemiştir. Aydınlanma felsefesine karşı çıkışı, bu felsefenin kesinliği, tartışılmaz ussal gerçekliklere dayanması nedeniyledir. Ona göre us, soyutlandığında, gerçeğe ulaşmanın tek yolu olamaz. Ancak inanç ve duyumlara dayalı deneyle birlikte düşünülürse us anlam kazanır. Bu nedenle Kant’ın yaptığı gibi, “salt us”un gücünden söz etmek yanlıştır. İnsanın kendi varlığı ve öteki nesnelerin varlığı salt deney verilerini değerlendiren us ya da salt usla kanıtlanamaz. Bunlar inanç konusudur. İnanç, usun ürünü olmadığından, ondan bağımsızdır, onun hükümlerinden etkilenmez.



Hamann’a göre Tanrı, doğada, insanda ve İncil’de kendini göstermiş, bu yolla yarattıklarına kendini tanıtmıştır. O, isteklerimizin ve düşüncelerimizin tek gerçek konusudur, çünkü her şey tanrısaldır. Us, insana bilgisizliğini bildirmek için verilmiş olmalıdır. Hamann doğal din düşüncesine de karşı çıkarak, Hristiyanlık’ı savunur. Usun yetilerini ele alırken, Hume’unkine benzer bir kuşkucu tutum içinde görülen Hamann, Giordano Bruno’nun özdeşlik ilkesinden de etkilenmiştir. Ona göre, aydınlanmacı filozoflar, doğanın birleştirdiği varlıkları ayırmaktadırlar. Oysa, inanç, us, deney, üst düzeyde düşünülürse bütünü kavramaya yönelik oldukları anlaşılır. Dostu Herder’in dile ilişkin görüşlerini de eleştiren Hamann, dilde insanın buluşu dışında, gizemli öğelerin varlığını savunur.

Hamann’ın yaşadığı çağın usçuluğuna karşı tepkisi, Kierkegaard’da ve genellikle varoluşçuluk üzerinde etkili olmuştur. Bu, Aydınlanma karşısında, Pietizm’in canlanması olarak da anlaşılabilir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı