Bilimsel Bilginin Özellikleri Nelerdir?

Bilimsel bilgiyi, sınırları önceden belirlenmiş bir alanda, bilmek amacı ile genel geçer bilgiye ulaşmak için sistemli olarak, belli bir yöntemle elde edilen bilgidir, diye tanımlayabilmek mümkündür.

Bilimsel bilgi, belli özelliklere sahiptir. Bu özellikleri ise şu şekilde sıralamak mümkündür:



1. Nesnellik ya da objektiflik: Bilimsel bilgi, bilim adamlarının inanç, kanaat, bakış açısı ve dünya görüşlerinden bağımsız olarak ortaya konan bir bilgi türüdür. Bu da bilimsel bilginin kişiden kişiye, toplumdan topluma değişmez oluşunun bir göstergesidir. Bilimsel bilgi, herkes için geçerli olan doğruları içerir. Bu doğrular deneysel yollarla kanıtlanabilir olduğundan da bilimsel bilgi genel kabul görmektedir. Örneğin su, normal şartlar altında dünyanın her yerinde 100 derecede kaynar. Suyun 100 derecede kaynama noktasına çıkıyor oluşu, bilimsel, nesnel bir bilgidir.

2. Olgusallık: Olgusallık, bilimin ele aldığı durumların gözlenebilir fiziksel gerçekliğin içinde var olması ve duyu organlarımızla algılanabilir, deneylenebilir olması anlamına gelmektedir. Örneğin suyun kaynıyor oluşu, gözlemlenebilir ve duyumlarımızla algılanabilirdir. Bizler suyun hangi sıcaklığa çıkınca kaynadığı bilgisini, suyun olgusal olarak gözlenmesi sonucunda elde edebiliriz. Özetle olgusallık, bilimsel bilginin somut bir karşılığa dayanarak ortaya çıkabiliyor oluşudur.

3. Genelleyicilik: Bilim tek tek olgularla uğraştığı gibi bu olguların kendi içlerindeki benzerlikleri ile de genellemelere ulaşır. Somut barlığın herhangi bir alanını veya o alanın bir parçasını ele alan bilim, bunlarla ilgili genel yasalara ulaşır. Böylece olgular arasında var olan ilişkileri de ortaya koymuş olur. Örneğin yüksekten bırakılan nesnelerin aşağıya doğru düşme eğilimini açıklayacak olan bilim bunu yaparken taşın da pamuk parçasının da yaprağın da düşme potansiyelini, yerçekimi yasasıyla açıklar. Olgusal olarak durumlar farklıdır; fakat olay, aynıdır: düşme olayı.



4. Evrensellik: Bilim bütün insanlığın ortak mirasıdır. Bilimin bugün bulunduğu gelişmişlik noktası, farklı kültürlerde yetişen farklı bilim adamlarının katkısıyla oluşmuştur. Herhangi bir bilim dalında insanlığın sahip olduğu bilgi birikimi, yalnızca o bilgiyi elde eden kişinin, grubun ya da topluluğun malı değil, bütün insanlığın ortak varlığıdır. Çünkü bilim, tarih boyunca birbirini tamamlayan çalışmaların ortak bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Bu ürün de tüm insanlığın hizmetinde olmak durumundadır. Örneğin, tıp alanında geliştirilen herhangi bir tedavi yöntemi, yalnızca o yöntemi bulan kişinin, grubun ya da toplumun malı olarak belli bir insan grubuna değil, bütün insanlığa ve bütün tıp alanına aittir. Evrensellik ayrıca, bilimsel yasaların bütün toplumlarda aynı kabul edilmesi olarak da karşımıza çıkabilmektedir. Örneğin kanser hücreleri, dünyanın her yerinde kanser hücresidir ve bunlara karşı verilen mücadele de evrensel bir mücadeledir.

5. Birikimlilik: Bilim, dinamik bir süreçtir; düzenli olarak önceki bilimsel çalışmalar ve bilimsel teoriler üzerine gelişme ve yenilenme gösterir. Bunun sonucu olarak bilimsel bilgi de dinamiktir ve gelişip yenilenebilir. Bilimin düzenli olarak hem insanlığın geçmiş bilgi birikiminden faydalanıp hem de geleceğe bilgi aktarımı sağlaması, bilimin birikimsel oluşunu tanımlamaktadır. Birikmek, üzerine koyarak, gelişerek ve değişerek yön almak anlamında olduğundan bilim de önceki bilgilerin üzerine koyup gelişirken insanlığın geleceğine dönük de birikim yapmaya devam etmektedir. Örneğin günümüzde kullanılan son derece ileri teknolojik teleskoplar, 10. yüzyılda yaşamış olan İbn-i Heysem’in optik çalışmalarının sonucunda geliştirilmiştir.

6. Tutarlılık: Tutarlılık, mantık biliminin ortaya koyduğu bir yapıdır. Tutarlılık, düşüncelerin ortak bir ilkeyle; bağıntı, düzen, kavram ya da fikirle birbirine bağlanmış olması durumu; mantıklı bir bütünün parçaları, ögeleri arasında, karşılıklı bağlantı ve uyum bulunması hâlidir. Bilimsel bilgi de hem üretilirken hem de doğrulanırken mantık kurallarına uymak durumundadır. Birbirini yanlışlayan bilgilere bilimde yer yoktur. Bir sistemi oluşturan bilgilerin birbiriyle tutarlı olmasına, çelişkiye düşmemesine özen gösterilir.



7. Tekrarlanabilirlik: Bilim incelediği olguları determinist bir anlayışla, yani neden-sonuç ilişkisine göre ele alır. Bu neden-sonuç ilişkisi ise deneysel yöntemle ortaya çıkarılır. Bu bakımdan elde edilen sonuçlar başka bilim adamları tarafından ya da herhangi bir doğal durumda, ya laboratuvar koşullarında ya da doğal ortamında tekrar elde edilebilir. Yani bilim adamları aynı araştırma koşullarını oluşturarak aynı sonuçlara ulaşabilirler. Örneğin suyun donma sıcaklığı normal şartlar altında eksi dört derecedir. Bu bilgiyi aynı şartlarda sınadığımızda aynı sonuca ulaşacağımız açıktır.

8. Uygulanabilirlik: Bilimin sonuçları, insan yaşamını kolaylaştırmak amacıyla kullanılabilir. Aslında bilimin amacı, günlük yaşamda insanlara kolaylıklar getirmek değildir, sadece bilmektir; ama biz bilimin sonuçlarından yararlanmayı da tabii ki ihmal etmemekteyiz. Örneğin cisimlerin ısıyla genleşmesi bilimsel bir bilgidir. Biz bu bilgiden yararlanarak aletler üretip bu aletlerle de yaşantımızı kolaylaştırabilir.

9. Eleştirellik: Bilim adamı, eleştirel olmalıdır. Çünkü eleştirmek, yani sorgulamak, bilmenin olmazsa olmaz şartıdır. Bir bilimsel kuram ya da önerme, olgular tarafından desteklendiği, olgularla uyuştuğu sürece doğru olabilir. İşte bilim adamı, olgular tarafından desteklenmeyen, olgular tarafından yanlışlanan bilgilerde ısrar etmeyen, yanlış olanların yerine doğrularını koyabilen, kendisini ve bilimsel yapıp etmelerini eleştirebilen insandır.

10. Sistemlilik, Düzenlilik: Bilimsel bilgi belli bir yöntem dâhilinde elde edilir. Tek tek olaylardan hareketle olgular hakkında genel yasalara ulaşır. Yani tepeden inme bir biçimde bilimsel bilgi oluşturulmaz. Örneğin, laboratuvar ortamında yapılacak olan çalışmalar için belli bir yöntem ve yol izlenir. Bu durum, bilimin sistemli oluşunu göstermektedir. Bir sistem içerisinde ilerlemeyen bir bilim anlayışı, şüphesiz ki kaosa sebep olabilecektir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve "Sosyolojiye Giriş" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM)