Zorunluluk ve Rastlantı Nedir?

Zorunluluk temel ve içsel, rastlantı, temel olmayan ve dışsal bir bağlantı biçimidir. Ne var ki zorunlulukla rastlantı eytişimsel bir birlik ve bağımlılık içindedir. Aynı olgu, hem zorunluluk, hem de rastlantıdır. Örneğin bitkinin ölümü için rastlantı olan dolu olgusu, bölgenin atmosferik koşullarının zorunlu sonucudur, eş deyişle bir zorunluluktur.



Zorunlulukla rastlantı eytişimsel bir bağımlılık içinde birbirlerine de dönüşebilirler. Örneğin ilkel toplumda rastlantı olan alışveriş, kapitalist toplumda zorunluluğa dönüşmüştür.

Zorunlulukla rastlantı, birbirlerinden ayrı olarak tek başlarına varolmazlar. Rastlantı zorunluluğun bir beliriş biçimidir ve onu tamamlar. Rastlantı her zaman bir yasayı gizler. Örneğin kapalı bir kap içindeki gaz molekülleri, birbirlerine ve kabın duvarlarına rastlantısal olarak çarparlar, ne var ki kabın her duvarındaki gaz basıncı zorunlu olarak aynıdır. Böylelikle gaz moleküllerinin rastlantısal devimlerinin altında gazın fiziksel ve kimyasal zorunluluğu görünür. Bu yüzden bilim rastlantıları daima göz önünde tutar ve onları en aza indirgemeye çalışır, böylelikle de zararlı rastlantılara karşı insanlığı korur. Örneğin demiryollarının bilimsel bakımı, rastlantısal kazaları en aza indirir ve hatta kimi koşulların gerçekleştirilmesi durumunda büsbütün de ortadan kaldırılabilir.



Metafizik ve idealizm, zorunlulukla rastlantının bu eytişimsel bağlılığından habersizdir. Ya zorunluluğu saltıklaştırıp yazgıcılığa, ya da rastlantıyı saltıklaştırıp yadgerekirciliğe (indeterminizm, özgür irade) düşer. Çünkü metafiziğe ve idealizme göre biri varsa öbürü yoktur ve zorunlulukla rastlantı bir arada bulunamaz. Engels şöyle der:’’Yüzeydeki rastlantıların hüküm sürdüğü her yerde bu rastlantıları belirleyen iç ve gizli yasalar vardır. Sorun, bu yasaları bulup ortaya çıkarmaktır’’.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); "Felsefe Sözlüğü" Orhan Hançerlioğlu