Sosyolojizm (Toplumculuk, Cemiyetçilik) Nedir, Ne Demektir?

Sosyolojizm, cemiyetin veya sosyolojinin asıl olması ve toplumculuk demektir.



Sosyolojizm şöyle der: Tabiatın üzerimizde etkili olduğu doğrudur; fakat çok değil. Tarihin insan ve yapısı üzerinde etkili olduğu da doğrudur; fakat o kadar değil. Gerçekten beni meydana getiren şey, bana egemen olan sosyal düzen ve sosyal çevredir. Eğer ben cömert veya çok gayretli ve hamaset dolu kahraman isem, feodalite düzeni içinde büyüyüp olgunlaştığım içindir. Paragöz, parayı seven biri isem, burjuvazi düzeni içinde yetiştiğim içindir. Ata binip pala sallayan biri isem, aşiret düzeni içinde yaşadığımdan dolayıdır. Başka türlü isem başka tür bir düzen içinde olmam nedeniyledir.

Sosyal düzen, yani toplumsal ilişki, üretim ilişkileri, mülkiyet düzeni, üretim araçları, bütünü ile sınıfsal ilişkiler ve toplumun tamamını meydana getiren toplumuma egemen şekil ve formalite; insani bireyin benini kendi karar verdikleri gibi oluşturan etkenlerdir. Demek ki ben kötü olursam, bende kötülüğü yaratan veya seçen, toplumsal çevredir; iyi olursam, bende iyi olmayı yaratıp beni ona çağıran ve bana ait olmayan toplumsal çevredir.



Sosyolojizmde birey yoktur, insan seçen bir "ben" olarak var olamaz. Her birey toplumun onu meydana getirdiği gibidir. O halde herkes, "insan" değildir; çünkü artık bizzat kendileri seçemezler. İnsan; "ben, kendim" diyebilen kişidir. İnsan, "Ben, bunu şu sebep ve argümanlarla seçtim." diyebilen, seçmeyebilecekken seçebilen kimsedir. Bu aşama, insan olarak var bulunmak aşamasıdır.

Mevlana şöyle der:

"Şunu mu yapayım yoksa bunu mu demen,
İşte bu seçimin delilidir güzelim."


Ancak sosyolojizme göre, bu kararsızlığı da sende toplum meydana getirmiştir. Toplumsal ve toplumbilimsel etkenlerden bazıları seni filan şeyi seçmeye çağırırken, diğer bazı çevre etkenleri seni başka bir şeyi seçmeye iter veya zorlar. Şu anda iki grup toplumsal etkene maruz kaldığın için kararsızlığa düşersin. Örneğin bazı kimseler, dindar veya dinsiz olma konusunda kararsızdırlar; hangisini seçmeleri, dini mi dinsizliği mi tercih etmeleri gerektiği konusunda tereddüt içindedirler. Derler ki bu tereddüt ve kararsızlık, insanın dini veya dinsizliği seçme imkanına sahip oluşundan değil, bazı toplumsal etkenlerin senin dindar olmam, Batı'dan gelip toplumsal düzenimize giren ve sende de bulunan bazı etkenlerin ise senin dinden uzak bulunmanı istemelerinden ileri gelir. Demek ki sen bu etkenlerin elinde oyuncaksın; dini seçtiysen, dini toplumsal etkenlerin sende üstünlük sağladığı, yok eğer dinsizliği seçtiysen, dıştan gelen etkenlerin geleneksel etkenlere üstünlük sağladığı anlaşılır. Bu demektir ki sen toplumsal düzeninin senin için aldığı kararın oyuncağısın. Sonuçta senin varlığın yok, benim varlığım da yok; yani sen de yoksun ben de yokum.

Derleyen:
Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı; "İnsanın Dört Zindanı" Ali Şeriati