Sofistlerin Ortaya Çıkışı

Sofistlerin arka planında olduğu düşünülebilecek olanlardan birincisi, hekimlik geleneğinin de kendisine dayandırıldığı Hippokrates’tir (MÖ 460 - 377). Gezginlik ve ülkeler arasında ticaret yapma geleneğine dahil olan Hippokrates gibiler hem kendi gördükleri yerlerdeki insanların yaşama biçimlerini aktarıyorlar hem de henüz gitmedikleri yerler hakkında bilinmesi yararlı olabilecek gelenek ve görenekleri, insan yapısı eserleri ve doğal ortamına ilişkin bilgileri öğrenmek istiyorlardı. Hippokrates’in çalışmalarından anladığımız kadarıyla bu amaç doğrultusunda insan karakteri ve çevre ilişkisi üzerine çeşitli gözlemler kaleme almış, yabancı kültürlerin ve onların yaşama mekânlarının incelenmesine yönelik çeşitli yol ve yöntemler de geliştirilmiştir.



Sofistlerin kültürel arka planına ilişkin verilebilecek ikinci örnek ise Herodotos olabilir. Herodotos’un tarihsel olarak olup bitenleri aktarmasının yanı sıra gerçekleştirdiği bir diğer şey, Eski Yunan kültürü ile yabancı kültürlerin siyasi yapılarını karşılaştırılıp eleştirel bir gözle değerlendirmeye tabi tutulmasıdır. Özellikle eserinin III. kitabında siyasi bakımdan üç yönetim biçimi tartıştırılmıştır. Bunlar; Perslerin tercih ettiği yönetim biçimi olarak belirtilen iki yönetim biçimi, oligarşi ve monarşi ile Yunanların tercih ettiği yönetim biçimi olarak belirtilen demokrasidir. Her bir yönetim biçiminin farklı kişilerin ağızlarından tartıştırılmasından amaçlanan ise, her ne kadar Yunanlara özgü olduğu belirtilen demokrasinin üstünlüğünü belirtmekse de bu yöntem, aynı zamanda dönemin farklı kültürlerindeki farklı yönetim biçimleri hakkında okuyuculara bilgiler sunulması bakımından işlevsel bir yöntem olarak da değerlendirilebilir. Benzer şekilde Yunan dünyasına yabancı olan ülkelerin gelenek ve göreneklerinin aktarıldığı pek çok bölümün de bu şekilde ikili işlevinden söz etmemiz mümkündür. Bu anlatımlar öncelikle bir bilgilendirme aracı olurken Yunanların, kendi kültürlerinin biricik geçerli kültür olmadığını, kendileri dışındaki kültürlerin de kendilerine özgü gelişim dinamiklere sahip olduklarını fark etmelerine de yol açmıştır. Bu anlatımlarda, kültürler arasındaki gelenek ve inanç farklılıklarının değerlendirilebileceği belli ölçütlerin bulunmadığı, her kişiye göre kendi kültürünün daha iyi olduğu, her kültürün değerlerine saygı gösterilmesi gerektiğine vurgular yapılmaktadır (Herodotos: 1991. III. 38.).



Sofistlerin ortaya çıktığı dönem Solon’un yönetimde olduğu dönemdir. Bu dönemde artık krallık yönetimleri sona ermiş, soyluların hâkimiyetindeki iktidar düzeni sarsılmıştır. Bu dönemde Solon’un (MÖ 630 - 560) öncülüğünde demokratik devlet yönetim anlayışları gelişmeye başlamıştır. Solon döneminde Atina’da gelişen sosyal ve ekonomik yapı neticesinde belli başlı üç siyasi kesimin ortaya çıktığı belirtilmektedir. Söz konusu sosyal ve ekonomik gelişmenin nedeni ise Atinalı çiftçilerin aşırı borçlanması olarak gösterilse de bunlar birden çoktur. Bunlardan birincisi nispeten zengin soyluların oluşturduğu kesimin durumu, ikincisi fakir ve topraksız kalmış köylülerin içinde bulunduğu sıkıntılı ekonomik ortam, üçüncüler de ticaretle uğraşan ve bu iki kesime göre orta yolu temsil eden kesimin Atina şehrindeki konumudur.

Solon döneminde yapılan değişiklikler ve bu değişikliklerin önemleri kısaca şunlardır:

1. Sahip olunan gelire göre kamu görevlerinin dağıtılmasıdır.

2. Nispeten zengin olanlar kamu hizmetlerinde daha önemli görevler alabilirken geliri daha düşük olanlara ise, önemi daha sonra anlaşılacak olan, meclis üyeliği ve jüri üyeliğine katılabilme hakkı tanınmıştır.

3. Bütün vatandaşlara resmî işlerde görev alma hakkı tanınmasının yanı sıra, yalnızca kendilerini ilgilendiren durumlarla ilgili değil, herhangi bir vatandaşın uğradığı haksızlık durumlarıyla ilgili olarak dava açma hakkı da tanınmıştır (Plutark, 2005: XVIII).



Solon’un gerçekleştirdiği bu yeniliklere paralel olarak, önemli bir Yunanlı devlet adamı olan Perikles’in (MÖ 495 - 429.) etkileri de önemlidir. Bu süreçte, Atina vatandaşları, siyasi temsilde eşit haklara sahip olmuştur. Atina şehrinin yurttaşları dışında yabancılara tanınmayan bu hak, mahkemelerde yabancıların kendilerini temsil edememeleri, fakat onları Atina yurttaşlarının temsil etmesini beraberinde getirmekteydi. Perikles’in bir konuşmasında Atina’lı yurttaşların, şehrin yönetimine ortak payla katıldığı belirtilir (Thukydides, 1969: II-37). Perikles’in bu yaklaşımı, Atina şehrinin siyasal örgütlenmesini uzmanlaşmış belli bir kesime bırakmak yerine tüm yurttaşların katılımına açmayı amaçlamıştır. Bu bakımdan yapılan antlaşmalardan dolayı yabancı ülkelerin Atina’da görmek zorunda oldukları hukuk davaları, sıradan vatandaşlardan kurulan halk mahkemeleri önünde görülmekteydi. Bu uygulamanın mahkeme ücretlerinden pay alan Atina halkına büyük yararlar sağladığına “... Atina halkının beğenilmeyen bu uygulamadan ne çok yararlar sağladığını hesaplamak kolaydır. Bir kere, mahkeme ücretlerinden çıkan, yıl boyunca durmadan ödenek almak vardır....” biçiminde değinilir (Tunçay, 1969: 11).

Sofistlerin, ayrıntılarıyla ele aldığımız kültürel arka planının yanı sıra felsefe arka planına da değinilmelidir. Sofistlerin felsefe arka planı olarak değerlendirilebilecek olanlar, Ksenophanes ve Herakleitos’tur.



Felsefe Tarihine bakıldığında Ksenophanes’in, sofistleri de derinden etkilemiş olan görelikçi anlayışların başlatıcısı olarak değerlendirilebilir. Ksenophanes ile başlatılabilecek olan, insanın duyularını ve tecrübelerini aşan ve bu bakımdan da insan bilmesinden bağımsız bir gerçekliğin var olduğu, fakat insanın bu gerçekliğin bilgisine ulaşamayacağına dair bir anlayış vardır. Bu anlayışa göre insan bilmesi, deneyim ve tecrübeler ile sınırlıdır ve bu sınırı aşan hakikatler alanını bilemez ve hiçbir zaman da bilemeyecektir. Öte yandan insanın bilmesi, onun tecrübeleri ile sınırlı da olsa, bu anlayışa göre, insan hakikatlere olmasa bile, içinde bulunduğu duruma göre her zaman daha fazla bilgiye ulaşabilecek, bu bilgileri de kullanarak daha iyiye ulaşabilecektir. Görüşleri önceki bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınan Ksenophanes, insanın ölçü olduğunu ifade eden Protagoras’ın felsefe anlayışının arka planını oluşturan düşünürlerden birisidir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı