Kavram Realizmi (Kavram Gerçekçiliği) Nedir, Ne Demektir?

Kavram realizmi, Orta Çağ felsefesinde, tümellerin bireylerden ayrı ve daha yüksek bir varoluşa sahip olduklarını öne süren felsefi görüştür.



Albertus Magnus tümeller probleminin geldiği durumu üç temel kategoriye ayıracak bir sınıflandırmaya gider ve tümel olanın içinde bulunabileceği üç durumdan bahseder. Bunlar, “şeyden önce”, “şeyin içinde” ve “şeyden sonra” şeklindedir. Buradaki ilk görüş, tümellerin fizik nesnelerden önce varolduğu; ikinci görüş, tümellerin fizik nesneyle beraber varolduğu fikrine dayanır. Üçüncü görüş ise, tümellere fizik nesnelerden sonra, nesnel bir gerçekliği olmaksızın, uzlaşım yolu ile ulaşıldığını ifade eder. Bu görüşlerden ilki Platoncu kavram realizmi, ikincisi Aristotelesçi gerçekçiliğin; üçüncüsü ise adcıların tümel anlayışını özetlemektedir.



Kavram realizmine göre kavramlar ya da tümeller, insan zihninden bağımsız gerçek varlıklar olarak bulunurlar. Örneğin sıcak su, sıcak hava, sıcak ev vb. varlıklar geçici birer varlık olarak görüntüler dünyasında mevcut iken “sıcaklık” kalıcı bir gerçeklik olarak soyut, genel ve değişmez bir varlıktır ve sudan, havadan ve evden ayrı olarak kendisinde vardır. Buradan da şu sonuca ulaşmak mümkün olacaktır: Asıl varolan; Doğa, Duru, Tuba, Ömer isimleriyle anılan insanlar değil, yalnızca “insan” kavramı ya da tümelidir. Bu yaklaşıma göre, asıl varolan, bizzat varlığın kendisi değil, kavramıdır. Örneğin insanın bizzat kendisi var değildir, asıl varlık olarak, “insan” kavramı vardır.

Patristik dönem felsefesinin büyük düşünürü Augustinus, hem Platon’dan miras alınan radikal kavram realizmini savunmuş ve hem de bu görüş üzerinde önem taşıyan birtakım değişiklikler yapmıştır. Buna göre; tümeller, Platon’da olduğu gibi, tikellerden ayrı ve bağımsız bir biçimde varolan formlar olarak değil de Tanrı’nın zihnindeki ideler olarak düşünülmüştür. Augustinus’a göre tümeller kalıcı tözsel gerçeklikler olamazlar çünkü hiçbir şekilde fiziksel varoluşları yoktur. Fakat tümellerin fiziksel varoluşlarının olmaması, onların zihnin yalın kavramları oldukları anlamına da gelmemektedir çünkü onlar, Tanrı’dadırlar. Burada Augustinus’un Platon’la bir benzerliği daha karşımıza çıkmaktadır, tıpkı Platon’daki gibi Augustinus da tümellerin dünyadan ayrı bir yerde varolduklarını söylemektedir.

Hazırlayan:
Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı, MEB Ders Kitabı