Descartesçı Şüphecilik ve İlk Çağ Şüpheciliği Nedir, Ne Demektir?

Descartes’ın Felsefi Düşünceler’inin mutlak bir şüphenin kullanılmasıyla başladığı bilinmektedir.



Descartes duyularn tanıklığını reddeder (Gördüğümüzü, duyduğumuzu, hareket ettiğimizi düşünürüz; ancak bunların bir yanılgı olduğunu anlarız), hatta matematik doğruları reddeder (Çünkü her şeye gücü yeten “kötü niyetli bir cin”in bütün düşüncelerimde beni aldatıyor olmaktan hoşlanması? mümkündür). Fakat bu Descartesçı şüphe, septiklerin şüphesinin tamamen tersidir.



İlkin Descartesçı şüphe, gelip geçicidir (Descartes, düşündüğü ve şüphe ettiği olgusu dışında her şeyden şüphe edebileceğini fark ettiğinde bu şüphe sona erer. Bu kendisinden şüphe edilmesi mümkün olmayan “Düşünüyorum, o halde varım” doğrusu, kendisinden birçok başka doğrunun fışkıracağı bir ilk doğrudur). Sonra bu şüphe iradi bir şüphe, işlevi, düşünme eyleminin kendisini tüm saflığıyla ortaya çıkarmak için “zihni duyulardan, hatta her türlü düşünme konusundan uzaklaştırmak” (abducere mentem a sensibus) olan, Descartes’ın deyişiyle, “yapmacık” bir şüphedir.

Descartes şüphesi özümüz bakımından ruh olduğumuzu ortaya koymak amacıyla sahip olduğumuz düşünceleri geçici olarak bizden uzaklaştırmayı hedefleyen bir çilecinin pedagojisiyle aynı değere sahiptir. Descartesçı şüphe yöntemseldir. Doğruyu araştırmann hizmetine sunulmuş bir tekniktir. Descartesçı şüphe iyimser ve “kahramanca” (Hegel) bir şüphedir, o felsefe binasının inşa edilmesinden önce gelen bir alan temizlemedir, yeni bir felsefe kurmak için daha önceki bütün bilgilerin iradi olarak bir yana bırakılması, yok sayılmasıdır.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 3. Sınıf “Çağdaş Felsefe Tarihi” Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı