Historizm (Tarihselcilik) Nedir, Ne Demektir?

İnsan ve bütün insani bireyler -herkes ve her "ben"- tarih tarafından meydana getirilmiş şeylerden ibarettir.



Peki nasıl? Tarihinin gerektirdiği gibi. Benim bu özelliklerim var ise, benim geçmişimden ebediyete kadar uzayıp giden tarih sebebiyledir. İran, İslam ve Şiilik tarihi; iç içe geçmiş, birbiri ile örülüp dokunmuş, benim geçmiş tarihimi meydana getirmiş, bu yüzyıla kadar gelmiştir. Bu tarihin sonunda dünyaya gelen, büyüyüp gelişen ben, tarihimin bana verdiği özelliklerin hepsini taşıyorum. Şimdi İran ve İslam tarihinin sonunda bulunmak yerine, Büyük Fransız İhtilali, Rönesans, Orta Çağ veya bugünkü Batı dünyasının tarihinin sonunda yer alsa idim, başka bir dilim, başka düşünce ve duygularım, başka ahlak ve gidişim olurdu. Şu halde bu "ben" ile o "ben", iki ayrı tarihe sahip oldukları için iki ayrı insan olmuştur. Bu durumda yine benim özelliklerim, tarihin temel belirleyici olduğu yol ile benim elimden çıkmış ve tarihin iradesine teslim edilmiş oluyor.



Pekiyi, böyle bir durumda ben nasıl seçerim? Kendi istediğim gibi mi? Hayır, tarihin benim hakkımda seçtiği gibi. Şimdi ben Farsça konuşuyorum, siz de Farsçayı bizim konuşma ve anlaşma dilimiz olarak dinliyor ve anlıyorsunuz. Farsçayı ne siz seçtiniz ne de ben. Bu dili bize tarihimiz verdi; gözümüzü açtığımızda bu dili tarihsel bir belirlenim ve zorunluluk olarak kabul ettik; bu dil ile konuşuyoruz, bunu reddedemezdik. İslam'ı kabul edip benimsemiş isek de biz seçmedik, tarih seçti, bizim bu seçime katkımız olmadı.

Tarih tarafından seçilip şartları düzenlenmiş bir çevrede doğuyor, yetişiyor ve olgunlaşıyoruz. Cildimizin rengini tabiatın verdiği ve bizim seçmediğimiz gibi ruhumuzun rengini de tarih veriyor ve biz seçmiş değiliz.

Derleyen:
Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı; "İnsanın Dört Zindanı" Ali Şeriati