|
Ernst Cassirer
Kimdir?
Ernst Cassirer 1874-1945. Alman filozofu. Kant felsefesinden hareket
eden ve Kant'ın insan zihnindeki a priori kavramların doğal dünyaya
şekil verme yollarıyla ilgili temel ilkelerini genişleten Cassirer, bir
kavramın çok sayıda tekil örnekten, bireysel varlıktan soyutlama yoluyla
elde edildiği görüşüne şiddetle karşı çıkmış ve tıpkı Platon gibi,
kavramın, bilgiyi düzenleyen bir araç olarak, tikellerin, bireysel
nesnelerin sınıflandırılabilmesi için daha önceden var olduğunu
belirtmiştir.
Cassier'in Temel Felsefesinin Özeti
Ernst Cassirer Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Breslau'da doğmuş.
Yeni-Kantçı felsefe ekolüne bağlı olmasıyla bilinen Magdeburg
Üniversitesi'nde asistan olarak görev almıştır. Kant'a yakınlık
duyarken, "absolute kurallar" peşinde koşan Hegel'i eleştirmiştir.
Ayrıca Vico ve Herder gibi hermeneutik ve kültürel bilimlerde etkili
olmuş şahısların tesiri altında kalmıştır.
Ernst Cassirer düşüncelerini Kant'a dayandırmıştır. "Sembolik
Formların Felsefesi" isimli eseri ile de ün kazanmıştır.
Cassirer bu eserinde, tüm sembolik formların genel bir felsefesini inşa
etmeyi amaç edinmiştir. Dilsel formlardan mistik düşünceye ve oradan da
bilim felsefesine geçiş yapmıştır. Bu değişik formların nasıl oluştuğunu
anlamayı amaç edinmiştir.
Cassirer elementlerin içeriğinin ve ilişkilerin karşılıklı olarak
birbirlerini oluşturduğunu ve inşa etiklerini söyler. Epistemolojik
süreçlerde bir farklılaşma vardır, bu da bireysel elementlerin farklı
tipteki ilişkilerle ifade edilmesinden kaynaklanır.
Tüm sembolik formların temel prensibi onların sadece spesifk olanla
anlaşılabileceği, spesifik olanın ise genele referans verilerek
anlaşılabileceği düşüncesini 1942'de yazdığı "The Logic Of
Cultural Sciences" isimli eserinde anlatmıştır. Bu manada
sosyolojide, özellikle kültür sosyolojisinde önemli bir isim olarak
kabul görmektedir.
Simgesel Formlar Felsefesi
Cassirer'in felsefeye yeni-kantçı mevzilerden en büyük katkısı, Magnum
Opus'u olan 3 ciltlik "Philosophie Der Symbolischen Formen"
("simgesel formlar felsefesi") eserinde geliştirdiği paradigmadır.
Cassirer'in bilim felsefesine göre modern bilimsel düşünce "işlevsel
kavram" üzerine kuruludur. Aristocu kavram üretimi kuramına (bir
tikellikler seti içindeki farklılıklar ve benzerliklerden yola çıkarak
müşterek bir tözsel unsur bulup bundan kavram üretmek) karşıt olarak
"işlevsel kavram" bir tikellikler setini bir seri içinde düzene sokacak
bir ilke peşindedir.
Tikelliklerin bir seri içinde sıralanması, bir "töz"den farklı olarak,
düzene soktuğu unsurlardan bağımsız bir gerçekliğe ya da anlama sahip
değildir. unsurlar ancak serinin içindeki pozisyonlarına göre anlam
sahibi olurlar. Cassirer bu model ile insan zihninin bilişsel ya da
bilişsel olmayan faaliyetleri sırasında deneyim denen herzeyi kurusunu
açıklamaya çalışır.
"İşlevsel kavram"ın kökeni tabi ki de Kant'tır. Cassirer bunu, insan
deneyiminin ayrılmaz bir parçası olan "simge" ile ilerletir. Buradan
yola çıkarak, Kant'ın "aklın eleştirisi" Cassirer'de "kültürün
eleştirisi" haline gelir. Her farklı kültürün, algılanan tikellikleri
belli bir düzene sokma yolu vardır. Her kültürün kendi formu, kendi
nesne kurma, nedensellik anlatma, mekan tasarımı, zaman ve sayı
tahayyülü vardır. Buradan hareketle Cassirer mit, din, dil, sanat, tarih
ve bilim gibi şeyleri "simgesel formlar" olarak kurar. Başka formların
da mümkün olduğunu söylese de mesela ahlaklılık, teknoloji, ekonomi gibi
"form"ları pek açmaz.
"Simgesel Formlar Felsefesi"nin üçüncü cildinde ("bilgi
fenomenolojisi") bize bilincin temel gelişimine tekabül eden 3 tane
simgesel form olduğunu anlatır:
(a) ausdruckfunktion - tüm bilgi
ve kültür "ifade (ausdruck) işlevi"nden kaynaklanır. "İfade" düzeyinde
bir nesne "hissedilir". Bilinç bu düzeyde "mit" halini alır. Simge ve
simgelenen aynı gerçeklik seviyesindedir.
(b)
darstellungsfunktion - hissedilen mitik imge dilin mantıksal güçlerinin
kilidini açar ve "temsiliyet (darstellung) işlevi"ni üretir. Bu işlev
ile ortak duyusal nesnelerin dünyası yaratılır, nesnelerin nitelikleri
ve sınıfları doğar. Simge ve simgelenen artık ayrı gerçeklik düzeyleri
haline gelir.
(c) bedeutungsfunktion - bunun ötesine
"işaretleyici (bedeutung) işlev" ile geçilir, bu da bilimsel ve kuramsal
düşünceye tekabül eder. Burada "simgesel sistemler"in yaratılması mümkün
kılınır. Simgeler burada diğer simge düzenlerini işaretlerler: matematik
ve matematiksel mantık örnek verilebilir.
Cassier'den Seçme Sözler
- "Kültür; tekrar ve yenilik arasındaki bitmeyen bir savaş alanıdır.
Gelenekte somutlaşan tekrar, kültürün tutucu; atlamalarda ve
sıçramalarda somutlaşan yenilik ise kültürün özgürleştirici güçleridir."
- "Bir şeyi anlamak için onun işlevini anlamak lazımdır."
|