|
Louis Althusser:
Devletin İdeolojik Aygıtları
Althusser, toplumun kendi imgeleminde bireyi nasıl gördüğünü anlamanın
gerekli olduğunu düşünmekteydi. Kapitalist toplumda, insan birey olarak
genellikle bencillik özelliği olan bir özne olarak kabul edilmektedir.
Althusser için, ne var ki bir insanın kendini bu şekilde algılama
kapasitesi doğuştan gelen bir özellik değildi. Daha çok bu, bireylere
bir öznenin rolünü (forme) benimseten kurulu toplumsal uygulamaların
yapısı içinde kazanılmaktadır. Toplumsal uygulamalar bir yandan bireyin
özelliklerini belirler ve bir yandan da sahip olabilecekleri
özelliklerin derecesi ve her toplumsal uygulamanın sınırları hakkında
kişiye fikir verir. Althusser bizim bir çok rolümüzün ve davranışımızın
bize toplum tarafından verildiğini tartışır: mesela, çelik işçilerinin
yaptığı üretim ekonomi uygulamasının bir parçasıyken, avukatların
çalışması politik-hukuk uygulamasının bir parçasıdır.
Ne var ki bireylerin diğer özellikleri, iyi bir yaşam hakkındaki
inançları veya kendi doğası hakkında metafizik yansımaları gibi, çok
kolay bir şekilde bu kategorilere uymaz. Althusser açısından, bizim
değerlerimiz, arzularımız, tercihlerimiz bize, belli bir konuyu
aydınlatıcı açıklamalar yaparken bireyleri özneler olarak görmenin
tanımlayıcı özelliğine sahip ideoloji uygulaması tarafından telkin
edilmektedir. İdeolojik uygulama, aileyi, medyayı, dinsel
organizasyonları ve en önemlisi, propagandası yaptıkları düşünceler
açısından eğitim sistemini içeren Devletin İdeolojik Aygıtları (DİA)
diye adlandırılan kurumlar bütününü kapsamaktadır. Ne var ki, bizim
bencil olduğumuzu bize düşündürten bir DİA yoktur. Aslında bu inancı
biz, bir kız çocuğu, bir öğrenci, bir çelik işçisi, bir meclis üyesi
olurken öğreniriz.
Bir çok kurumsal biçimine rağmen, ideolojinin işlevi ve yapısı tarih
boyunca değişmemekte ve sabit kalmaktadır, aynen Althusser'in ideoloji
hakkında ilk tezinde söylediği gibi, “ideolojinin tarihi yoktur”. Bütün
ideolojiler, her ideoloji diğerine göre farklılık gösterse de bir özne
inşaa eder. Kolayca akla gelebilecek şekilde Althusser bunu belli bir
konuyu aydınlatıcı açıklamalar yapma (interpellation) içeriği ile
resmetmektedir.
Caddede yürüyen bir birey örneği kullanır: bir polis düdüğü ya da başka
bir ikaz sesini duyması üzerine birey kendi etrafında döner ve artık bu
basit vücut hareketiyle o insan bir özneye dönüşmüştür. Althusser bu
işlemi kişinin kendisini sesin öznesi olması olarak görmesi ve bunu
yanıtlamaya hazırlanması açısından tartışır. Onun caddede yürümesinde
şüpheli hiç bir şey olmamasına rağmen, kişi seslenilenin kendisi
olduğunu düşünür. Bu kabullenme geri dönüşlü olarak çalışan bir yanlış
bir kabullenmedir: madde olarak birey her zaman ve çoktan ideolojinin
bir öznesidir. Bireyin bir özneye dönüşmesi her zaman ve çoktan
olmuştur; Althusser burada Spinoza'nın immamence teorisine büyük bir
borcu olduğunu kabul eder. Bu şu demektir:bizim kim olduğumuza dair
fikrimiz ideoloji tarafından bize sunulmaktadır.
Althusser'in ikinci tezi “ideoloji maddi bir varlığa sahiptir”:
“Düşünceler (bir ideal veya ruhsal varlıkla donatıldığı kadarıyla) ,
bir ideolojik aygıt tarafından son seçenekte tanımlanan ritüeller ile
yönetilen uygulama hareketlerinde varlıklarının hak ettiği kesin sınıra
ulaşıncaya kadar görünmez olmaktadır. Bu nedenle özne takip eden sistem
tarafından hareket ettirildiği müddetçe hareket edebilmektedir (
kendinin gerçek gerekliliğinin sağlanması amacıyla yola çıkmak): kendi
inancına göre hareket eden bir öznenin somut hareketlerindeki var oluşu
hayata geçiren bir maddi ritüel tarafından yönetilen maddi uygulamaları
tanımlayan maddi bir ideoloji aygıtında var olan ideoloji...(İdeoloji ve
Devletin İdeolojik Aygıtları'ndan)”
Bu maddi ritüeller Bourdieu'nun habitus içeriği ile DİA bir anlamda
Foucault'un disiplin kurumlarıyla karşılaştırılabilir. Althusser bir
insana yeryüzündeki yerinin ne olduğunu ve İsa tarafından merhamet
görmesi için ne yapması gerektiğini anlatan Tanrı'nın sesi örneğini dile
getirir –Hıristiyan İdeolojisinin bir şekillenmesi olarak-. Buradan Althusser bir insanın kendini Hıristiyan olarak tanımlayabilmesi için
gereken noktanın altını çizer; önce bir özne olmalıdır. Kimliklerimizi,
kendimizi ve toplumsal rollerimizi maddi ideoloji aynalarında görerek
kazanırız.
< Felsefe
Akımları Dizinine Geri Git
< Louis
Althusser Dizinine Geri Git
< 20. Yüz
Yıl Tarih Felsefesi Dizinine Geri Git
< Filozoflar
Dizinine Geri Git
> Bu sayfaya ilişkin etiketler:
Louis Althusser
kimdir, Louis Althusser felsefesi,
Louis
Althusser düşüncesi,
Louis Althusser felsefesi nedir,
Louis
Althusser düşüncesi nedir,
Louis Althusser eserleri nelerdir,
Louis Althusser ve
felsefe,
felsefede Louis Althusser,
Louis Althusser felsefesi,
Louis Althusser ve epistemolojik kopuş,
Louis Althusser ve
devletin ideolojik aygıtları,
Louis Althusser ve dia,
Louis Althusser devletin ideolojik aygıtları nedir,
Louis Althusser
devletin ideolojik aygıtları nelerdir,
Louis Althusser devletin
ideolojik aygıtları nedir |
|