|
Charles Robert
Darwin ve Evrim Kuramı
Biyolojide evrim, canlı türlerinin nesilden nesile değişime uğrayarak
ilk halinden farklı özellikler kazanmasıdır. Evrim, bir canlı
popülasyonunun genetik kompozisyonunun zamanla değişmesi anlamına gelir.
Tarihçe
Mitolojik insan tarihinde de rastlanıldığı gibi, bir olgunun ortaya
çıkışında bileşenlerin değişime uğramaları ile ilgili süreç tanımının
felsefi açıdan "evrim" kelimesi ile belirginleşmesi çok eskiye dayanır.
Darwin`in "Türlerin kökeni" adlı eserinde yer alan "Yaşam ağacı", canlı
evriminin anlatımında kullandığı mitolojik bir simgedir ve pek çok
inançta yer alır (ing. Tree of life [1], fr. Arbre de vie, alm.
Lebensbaum, osm. Şeceri hayât, ibr. Etz hayim). Herhangi bir "sağlam ve
doğru" biyolojik altyapısı olmasa da, Aristoteles'ten Konfüçyüs'e kadar
birçok önemli isim evrim kavramı konusunda yazmıştır. Ayrıca, evrim
konusunda İbn'i Haldun ve İbn-i Sina farklı teoriler sunmuşlardır. 19.
yüzyılda Lamarck, kazanılan karakterlerin kalıtımına dair bir hipotez
öne sürmüş, fakat yaptığı deneyler bu hipotezin yanlış olduğunu
göstermiştir. Aynı yüzyılda Charles Darwin, Galapagos Adaları'ndaki
gözlemlerine dayanarak, evrimin mekanizmasını doğal seçilimle
açıklamıştır.
Evrimin mekanizmasınının anlaşılmasında ve açıklanmasında bugün geçerli
olan bilimsel sentez, Charles Darwin tarafından 1859'da ortaya atılmış
olan evrim kuramı üstüne kuruludur. Evrim kuramına göre canlılığın
devamı ve çeşitliliği doğal seçilimle sağlanır. Doğal seçilimin üç temel
bileşeni bulunur: Genetik karakterlerin devamını sağlayan kalıtım,
farklı karakterlerin popülasyondaki zenginliğini sağlayan çeşitlilik, ve
bu çeşitli karakterlerden doğadaki koşullara en uygun olanının hayatta
kalmasını sağlayan seçilim.
1930'lar ve sonrasında daha önce Gregor Mendel tarafından ortaya konmuş
olan kalıtım kuramı, moleküler biyoloji'nin kalıtımın moleküler
temellerine dair sağladığı bilgi ve Darwin'in kuramının
bütünleştirilmesiyle evrim kuramı modern halini aldı. Güncel bakış
açısıyla evrim, bir gen havuzu içinde bir nesilden diğerine belli bir
karakterin oluşmasında etkili olan allellerden birinin sıklığının
değişmesi olarak tanımlanabilir. Doğal seçilim, genetik özelliklerin
üremeye katkısı, ve popülasyon yapısı bu değişime etki eden
faktörlerdir. Bu güncellenmiş evrim teorisinin adı "Sentetik evrim
kuramı"´dır. Sentetik evrim kuramı´nın bügünkü bilimsel değeri hakkında
kuramsal biyoloji uzmanı Theodosius Dobzhansky şöyle demiştir: "Evrimin
ışığıyla aydınlatılmadıkça, biyolojide hiçbir şey bir anlam ifade
etmez!"[2]
Doğal Seçilim
1831-1836 yılları arasını, Darwin, işi gereği, dünyanın farklı
bölgelerine seyahat ederek geçirmiştir. Bu yıllarda aklında bir tür
evrim kuramı şekillenmeye başlamıştır. Farklı bölgelerde geçen 3 yıl
sonunda, evrim teorisine en çok katkıda bulunacak yer olan Galapagos
Adalarına varmıştır. Darwin bu adalardaki doğal yaşamı ve canlıları,
Güney Amerika'dakiler (anakara) ile kıyaslamış ve o dönem için şaşırtıcı
bazı bağlantıları keşfetmiştir. Burada geçirdiği dönem sonunda "başarılı
nesiller sonunda yeni bir türün, halihazırdaki bir türden yavaşça
gelişerek oluştuğu" kanısına vardı. Doğal seleksiyon (seçim/seçilim)
adını verdiği bir işlem sonucunda bu değişimlerin ortaya çıktığına
inanıyordu:
Darwin'in bu teorisi 3 ana temel üzerine oturmuştur:
Bir canlı popülasyonunda çeşitli karakteristikler mevcuttur ve bu
değişken karakteristikler popülasyondaki bireyler tarafından yeni
doğanlara aktarılır.
Canlılar ölenlerin yerine geçecek sayıdan daha fazla yavrularlar.
Ortalamada popülasyon rakamları genelde sabit kalır, hiçbir popülasyon
sonsuza kadar büyüme göstermez.
Bu temellere göre Darwin, her popülasyonda birçok bireyin hayatta
kalamadığı, kurtulamadığı veya üreyemediğini belirtmiştir. "Varolma
mücadelesi"nde sınırlı birçok kaynak için ve mevcut riskler (yırtıcı
hayvanlar vb) yüzünden popülasyonun her bireyi bir diğeriyle
yarışmaktadır. Bu varolma mücadelesinde, ortama en iyi adapte olabilmiş
bireyler seçici bir avantaja sahip olmaktadır ve daha çok yaşamakta ve
daha çok üreyebilmektedir.
Türlerin Kökeni
20 yıldan daha fazla bir süre, Darwin düşünceleri için delil topladı.
1858'e kadar fikirlerini yayımlamaktan kaçındı. Fakat 1858'de, Alfred
Russel Wallace, Darwin'e Darwin'in düşüncelerine çok benzer bir evrim
teorisi fikrini mektupla yollayınca, Darwin düşüncelerini kamuya sunmak
istedi. Daha sonra Darwin ve Wallace evrim teorisi ve doğal seçilim
üzerine beraberce bir tez yazıp yayımladılar. Yine de, özellikle 1859'da
yayımladığı ünlü kitabı "On The Origin of Species by Means of Natural
Selection or the Preservation of Favoured Races in the Struggle for
Life" (Yaşam Mücadelesinde Doğal Seçilim veya Avantajlı Irkların
Muhafazası Yoluyla Türlerin Kökeni Üzerine) sayesinde Darwin'in adı
Wallace'dan çok daha fazla duyuldu. Darwin'in bu kitabı daha sonra
biyoloji tarihinin en etkili ve önemli kitaplarından olmuştur.
Tartışılanlar
Evrim kuramı, insanlığın kökenine ilişkin sonuçları nedeniyle ortaya
atıldığından bu yana sosyal ve politik alanda en çok tartışılan bilimsel
kuramdır. Bunun sonucunda, kuramın bilimsel algılanışı ile popüler
algılanışı oldukça farklı olagelmiştir. Evrim kuramına popüler düzeyde
karşı çıkan ve onun yerine yeryüzündeki canlılığın kökeni ve
çeşitliliğini doğaüstü bir yaratıcıya bağlayan akımlara genel olarak
yaratılışçılık adı verilir. Evrim kuramının bazı iddialarına karşı çıkan
bir başka hareket ise Akıllı tasarım hareketidir. Bahsi gecen gorus ve
hareketlerden hiçbirisi bilimsel olarak geçerli bir kanıt ortaya
koyamamıştır, ve bu alanda bilimsel olarak nitelendirilebilecek herhangi
bir calışma ortaya koymamıştır.
Kuram Terimi
Klasik eğitimde bilimsel yöntem bir hipotezle başlar. Destekleyen
deneyler sonucu hipotez kurama dönüşür. Kuramın tekrar tekrar
desteklenmesi durumunda ise bilimsel bir kanun ortaya çıkar. Ne yazık ki
bu anlayış, modern bilimin oldukça gerisindedir.
Modern bilimde kullanıldığı anlamıyla kuram, tutarlı bir bütün oluşturan
gerçekler ve açıklamalardır. Görelilik Kuramı, Kuantum Kuramı, Evrim
Kuramı dendiğinde anlaşılması gereken budur. Modern fiziğin temel
taşlarından olan Görelilik ve Kuantum kuramları, şu an üzerinde deliller
toplanan, yeteri kadar test edilip güven verdiklerinde kanun konumuna
yükselecek hipotezler değillerdir. Evrim kuramı da benzer bir statüye
sahiptir. Biyolojideki bir çok veriyi birleştirip anlaşılır kılar; henüz
kanıtlanmamış, test aşamasında olan bir tahmin değildir. Modern bilimde
ve özelde biyoloji çevrelerinde Evrim Kuramının, oldukça sağlam temeller
üzerine inşa edildiği inancı hakimdir.
Evrim Kuramını türlerin kökenini açıklamak için anlamlı bir model olarak
gören bilim adamlarına göre, anlaşılması gereken, bilimin amacının
değişmez kanunlar ortaya koymak olmadığıdır. Newton'un kanunlarının, her
ne kadar yaklaşık olarak doğru olsalar da, evrenin gerçek bir temsilini
veremedikleri (dolayısıyla yanlış oldukları) hatırlanması gereken bir
nokta olarak gösterilmektedir.
Evrim Kuramının Bilimsel Statüsü
Tartışmalarda sıkça ortaya konulan konulardan bir tanesi evrim kuramının
bilimsel statüsüdür. Bu konu, eğitim, din, felsefe, bilim ve politika
bağlamında sıkça gündeme getirilmektedir. Bu konu daha çok Amerika
Birleşik Devletleri'nde Hıristiyan cemaat ve lobilerin öncülüğünde
gündeme gelmektedir. Fakat diğer ülkelerde, eğitim ve politikaya
uzanmaya çalışan yaratılışçı görüşlerin savunucuları tarafından da
gündeme getirilmektedir. Evrim kuramını destekleyen reddedilemez
kanıtlar ve neredeyse mutlak denebilecek derecede bir bilimsel konsensüs
olmasına rağmen, yaratılışçı şeklinde adlandırılan çevrelerce bilim
dünyasında iki kutup varmış gibi gösterilmeye çalışılır. Yaratılışçı
çevreler Amerika Birleşik Devletleri'nde, toplumdan büyük oranda destek
görmediği iddiası ile Evrim Kuramı'nın okullarda bilim derslerinde
okutulmasına karşı çıkmaktadır. Bu konuda Amerika'da yüzbinlerce bilim
insanını temsil eden bilimsel meslek kurumları ve onun yanında 72 Nobel
ödülü sahibi bilim insanı Evrim Kuramı'nı destekleyen bildiriler
yayınlamıştır. Buna ek olarak açılan davalarda evrim kuramının bilimsel
olduğu kabul görmüş bir teori olarak kabul edilmiş ve okullarda
okutulmasının devamına karar verilmiştir.
Bilimsel camianın büyük bölümü, biyoloji, paleontoloji, antropoloji ve
diger disiplinlerdeki görüngüleri açıklayan yagane kuramın Evrim Kuramı
oldugunda hemfikirdir. 1987 de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına gore
Amerika'daki doğa bilimleri alanında 500,000 bilim insanından yaklaşık
%99.85'lik bir bolümünün evrim teorsini desteklediği ortaya konulmuştur.
Evrim-yaratılış tartışmalarında uzman konumunda olan Brian Alters, doğa
bilimleri alanlarında çalışan tüm bilim insanlarının %99.9'unun Evrim
Kuramı'nı desteklediğini belirtmiştir. Benzer şekilde, dünyanın değişik
ülkelerindeki bilimsel çevreler defalarca Evrim Kuramı'nın bilimsel
olduğuna ilişkin bildiriler yayınlamıştır[3]. 1987 yılında Amerika'daki
biliminsanları arasında yapılan bir araştırma, 480.000 bilim insanından
sadece 700 bilim insanının yaratılışçı ve benzeri açıklamalara itibar
ettigini, ya da Evrim Kuramı'na karşı şüphe duyduğunu göstermiştir. Ve
bu 700 (%0.158) bilim insanından sadece küçük bir bölümü doğa bilimleri
alanında akademik çalışma yapmaktadır [4]. Son yıllarda yapılan benzeri
karşılaştırmalar, Evrim Kuramı'nı bütünü ile reddeden ya da ona karşı
şüphe duyan bilim insanlarının oranının yaklaşık olarak %0.054 civarında
olduğunu göstermiştir. Karşı çıkanların %75.1'i biyoloji dışındaki bilim
dallarında çalışmaktadır.
Yaratılışçıların bilimsel konsensüs konusundaki iddialarını çürütmek
icin Amerika Ulusal Bilimler Akademisinin başlatmıs olduğu Steve Projesi
[5] bu konuda verilebilecek iyi bir örnektir. Bu projenin amacı, isminde
sadece Steve geçen bilim insanlarının kaç tanesinin Evrim Kuramı'nı
desteklediğini ortaya koymak. Ortaya çıkan liste (Steve-o-meter)
çoğunluğu biyoloji dallarında çalışan bilim insanlarını sıralamakta ve
her türden yaratılışçıların, akıllı tasarımcıların (Yeni Yaratılışcı)
yayınlamış oldukları listeden daha kalabalık olduğunu
göstermektedir.Bilimsel konular, elbette kimin listesinin daha uzun
olduğu temelinde tartışılmamalıdır, fakat dünyada bilim dünyasında bir
çelişkinin olmadığını, tam tersine çok güçlü bir konsensüsün olduğunu
göstermesi açısından güzel ve eğlendirici bir örnek olarak kabul
edilmelidir.Gelişmiş ülkeler seviyesindeki 32 ülkeyi içeren bir
çalışmada evrime inanmayanların oranı %75 ile en yüksek olarak
Türkiye'de bulunmuştur.Türkiye'den sonra ise "yeni yaratılış" akımının
kökeninin geldiği ABD yer almaktadır. Türkiye'de amerikan kökenli bu
akımın ([1]) en güçlü temsilcisi Harun Yahya takma adı ile Adnan
Oktar'ın düzenlediği kampanyalar evrim karşıtı görüşün yaygınlaşmasında
büyük etkisi olmuştur. Örneğin 1999 yılında bazı öğretim görevlilerini
evrimi öğrettikleri gerekçesiyle "Maoist" olarak tanımlamış ve tehdit
etmiş ve bu nedenle aleyhinde dava açılmıştır.Ancak halen evrim karşıtı
aktüviteleri yoğun olarak devam etmektedir([2]) .
[1] Wikipedia (İngilizce)
[2] "Nothing in biology makes sense, except in the light of
evolution!"
[3] http://en.wikipedia.org/wiki/Level_of_support_for_evolution#_note-29
[4]http://en.wikipedia.org/wiki/Level_of_support_for_evolution#_note-Newsweek_1987_Martz_McDaniel
[5] http://en.wikipedia.org/wiki/Project_Steve
|