Viyana Çevresi Filozofları

Mantıkçı pozitivizm, Viyana’da bir araya gelen bir grup felsefeci ve bilim adamının düşünsel arayışları neticesinde şekil almış bir felsefî yaklaşım olarak belirlenebilir. Viyana Çevresi olarak anılan bu topluluğun faaliyetleri, 1920’lerin başından 1930’ların ortalarına kadar yayılır. Topluluk, fizikçi ve felsefeci Moritz Schlick’in önderliğinde 1924’ten 1936’ya kadar, düzenli olarak haftalık toplantılar yapmışlardı r. Çevrenin bir diğer önemli adı Rudolf Carnap, gruba 1926 yılında katılmıştır.



Viyana Çevresi’nin önde gelen adları arasında, matematikçi Hans Hahn, fizikçi Philipp Frank, toplum bilimci Otto Neurath ve eşi matematikçi Olga Hahn Neurath, felsefeci Viktor Kraft, matematikçi Theodor Radacovic ve Gustav Bergmann sayılabilir. Daha sonra bu kişilere Schlick’in öğrencileri Friedrich Waismann, Herbert Feigl ve Marcel Natkin; Hahn’ın öğrencileri Karl Menger ve Kurt Gödel de katılmıştı r. Ancak bu kişilerin bazıları, resmî olarak grubun üyesi iken bazıları, kendilerini sadece sempatizan olarak tanımlanmayı tercih etmişlerdir. Örneğin Hahn’ın öğrencileri arasında yer alan Karl Popper bazı toplantılara katılıp tartışmalarda taraf olsa da kendisini hiçbir zaman grubun bir mensubu olarak görmemiştir. Grubun üyeleri ve sempatizanları, bu sayılanlarla sınırlı değildir. Değişik zamanlarda toplantılara katılan ve ayrılan başka adlar da olmuştur.



Viyana Çevresi’nin çalışmaları ve tartışmaları 19. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın başlarına yayılan dönemde özelikle mantık, matematik ve fizik alanında gerçekleşen ilerlemelerin ışığında deneyciliği ve bilimi yeniden şekillendirmek üzerine kurulmuştur.

Bu bakış açısının temel nitelikleri şu şekilde özetlenebilir:



Metafizik karşıtlığı:
Bu bakış açısına sahip düşünürlere göre felsefe, metafiziksel düşünüş biçimlerinden ve metafiziksel önermelerden arındırılmalıdır. Aşağıda ayrıntılı bir biçimde ele alacağımız gibi, metafiziksel ifadeler, yanlış olmaktan çok anlamsızdır.

Sentetik a priori yargıların olanaklılığının reddedilmesi:
Birinci bölümde ortaya koymaya çalıştığımız gibi, matematikte ve fizikte yaşanan bazı gelişmeler, Kantçı matematik ve bilim anlayışına etkili darbeler indirmiştir. Grup üyelerinin, fizikle ve matematikle yakın ilişkileri, bu konuda önemli bir farkındalık yaratmıştır. Matematiğin ve bilimin sentetik a priori yargılara dayalı bir zemini yoksa, matematiğin ve bilimin temelleri neye dayandırılacaktır? Çevrenin tartışmalarının, belki de en önde gelen teması budur.

Matematiğin mantıkçı bir biçimde temellendirilmesi:
Grup Frege, Russell ve Whitehead gibi mantıkçıların çalışmalarından haberdardır ve matematiğin önermelerinin mantıksal, yani analitik ve a priori olduğunu düşünmektedirler. Çevrenin toplantılarına bir süre katılan Wittgenstein’ın Tractatus’ta ortaya koyduğu mantık anlayışı, bu konudaki eğilimleri güçlendirmiştir.



Doğrulamacı anlam anlayışı: Mantıkçı pozitivizm denince, belki de ilk akla gelen terim, doğrulamacılıktır. Bu anlayışa göre, bir önermenin anlamı, onun doğrulanma yöntemidir. (Bu ifadenin neyi içerdiğini, aşağıda, Moritz Schlick’in sundu- ğu biçimiyle anlamaya çalışacağız.)

Yakın zamanda yapılan tarihsel çalışmalar grup üyelerinin aynı ya da benzer görüşlerden çok, farklı görüşlere ve bakış açılarına sahip olduklarını göstermektedir. Viyana Çevresi’nin destekçilerinden bilim felsefecisi Carl Hempel, 1991 yılında yaptığı bir yorumda, Viyana Çevresi’nin, birisi özellikle Schlick ve Carnap’ın, diğeri ise Otto Neurath’ın çalışmaları ekseninde gelişen iki ayrı çizgisi olduğunu öne sürmüştür. Schlick ve Carnap’ın çizgisi, dilin mantığının çözümlenmesine dayalı iken Neurath’ın bakış açısı çok daha pragmatiktir (Wolters 2003, s.117).

Lütfen Bakınız:

- Moritz Schlick kimdir?
- Rudolf Carnap kimdir?

Hazırlayan:
Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı