20. Yüzyıl Felsefesinde Fenomenoloji ve Gerçeklik-Görünüş Sorunu

18-19. yüzyıl ve sonrası felsefelerin doğa bilimlerine yaklaşması, felsefede hakikat arayışının ve değer oluşturma özelliklerinin yitirilmesine neden olmuştur.



Doğa bilimleri, fiziksel dünyanın nesnelerinin bilgilerini ortaya çıkardığı iddiasını taşımaktadır. Ancak insan, doğa bilimlerinin bilgisini değil kendi deneyimlerini yaşar. Kişinin deneyimleri, nesnelere yönelen bilinçle sağlanır. Bu bilinç, fenomenolojik yöntemle nesnelerin özünün bilgisini bilmeyi yani anlamları bulmayı gerçekleştirir. Anlamları bulmak veya inşa etmek insanın özneleşmesidir. Özne olmak da bilincin üzerine dönmeyi gerektirir. Husserl, “Bilinç her zaman bir şeyin bilincidir.” düşüncesiyle bilincin içeriklerine yani fenomenlerin özünün bilgisine ulaşmayı hedefler.



Fenomenoloji, kelime anlamının da tam karşılığı olmak üzere fenomenin incelenmesidir. Fenomen, duyulara konu olan ve duyusal alanın nesneleri olarak ele alınır. Fenomenler nesnenin kendisi değil, nesnenin insan zihnine konu olan şeklidir. İnsan, aklının duyuları aracılığıyla nesneleri kendi algısında deneyimler.

Husserl, fenomenoloji ile felsefi bir yöntem oluşturur. Bu yöntem, fenomenlerin özünün bilgisine ulaşmayı ve dolayısıyla bilincin çözümlenmesini sağlayacaktır. Bilincin özü yönelim olduğundan bilince yönelik araştırma; bilincin kendisine değil içerdiğine, yöneldiği şeye yani fenomenlere yönelik olmak zorundadır. Fenomenolojik yöntem, fenomenlerin özüne ulaşabilmek için daha önce edinilmiş bilgilerden, ön yargılardan, rastlantısal özelliklerden uzaklaşmak ve bu bilgileri paranteze almaktır. Husserl, paranteze almayı şu üç durum için gerekli görür:

1. Tarihle ilgili paranteze alma: Toplumsal yaşantının oluşturduğu görüş ve ön yargılardan uzaklaşma

2. Varoluşla ilgili paranteze alma: İncelenen nesnelerin gerçekten var olup olmadıklarına yönelik şüpheden uzak durma

3. “İde”lerle ilgili paranteze alma: Nesnelerin renk ve şekil gibi özelliklerinden arındırmayı sağlama

Paranteze alma yöntemiyle fenomenlerin özüne ulaşılacaktır. Örneğin bir insanın masanın özüyle ilgili bilgisi, karşısında duran masaya dair fenomenolojik yöntemle elde edilir. Masaya dair tüm ön bilgiler ve masanın rengiyle şeklinin paranteze alınmasıyla birlikte kişide oluşan bilgi, masanın özüne dair bilgidir. Bu bilgi “öze dair sezgi”dir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı