|
Bilinç Nedir?
(Os. Şuur, İstiş'ar, Zamir, Hatır, İdrâk, İlim, Vukûf, Vicdân, Hissi
bâtın, Hissi nefis, Akide, İtikat, İnsâf, Derûn; Fr. Conscience, Al.
Bewusstsein, Selbstbewusstsein; İng. Consciousness, İt. Coscienza)
İnsanın çevresini ve kendisini anlamasını sağlayan anlıksal süreçlerin
toplamı.
1. Etimoloji: Osmanlıca şuur anlamını veren Türkçe bilinç terimi
bilmek mastarından, Osmanlıca vicdan anlamını veren Türkçe bulunç terimi
bulmak mastarından türetilmiştir. Bu türetimde Osmanlıca terimlerin
Arapça anlamları göz önünde tutulmuştur. Her iki anlam da Hind-Avrupa
dil grubuna bağlı Fransızca, İngilizce ve İtalyancada aynı terimle
dile getirilir. Terim, Hind-Avrupa dil grubunun kesmek ve yarmak
anlamlarını veren skei kökünden türemiş, Latince aynı bilgilere sahip
olduklarından ötürü kişiler arasında kurulan dayanışma anlamını veren
conscientia sözcüğü aracılığıyla bu dillere geçmiştir. Terimin bu
dillerdeki ilk anlamı bulunç (Fr. Conscience morale)'tu, sonradan bilinç
(Fr. Conscience psychologique) anlamına kaymıştır.
2. Metafizik: Metafizikte bilinç insandan bağımsız bir güçtür ve
insana verilmiştir, evrensel ya da Tanrısaldır. Metafizik düşünme
dizgesi içinde yer alan idealizme göre de bilinç, maddeden ayrı ve
bağımsız bir güçtür. Bu savda temellenen idealizm antikçağ Yunan
düşünürü Anaksagorasla başlar. Anaksagoras nus adı altında bir evrensel
us düşünmüş ve onu maddenin karşısına koymuştur. Aristoteles'in
deyişiyle, "Anaksagoras, nusun yaratan ve maddenin yaratılan olduğunu
söylemiştir. Çünkü her şey bir aradayken nus gelip düzenlemiştir". Bu
anlayış, bilinç'le maddeyi birbirinden tümüyle ayrı şeyler sayan
Descartes'dan geçerek, onu, evrenselleştiren Hegel'de ulaşır. Hegel'e
göre önce evrensel bir bilinç vardı ve bütün doğa bu evrensel bilincin
ürünüdür, doğa diyalektik evriminin sonunda, gene bu bilince ulaşarak
kendi kendini tanıyacak ve evrim böylelikle son bulmuş olacaktır.
İdealist akımın karşısında yer alan ve antikçağ Yunan düşünürü
Demokritos'la başlayan materyalist akım, kaba ya da Vülger materyalistler
adıyla adlandırılan bilim-öncesi materyalistlerinin bilinç'i maddeyle
aynılaştırmalarıyla uçlaşır. Bunlara göre de, "Karaciğerin safra salması
gibi beyin de bilinç salar". İdealist akımın düştüğü yanılgı kadar
yanlış olan bu sonuç, bilim-öncesi materyalistlerinin gerçekte tek yanlı
metafizik düşünme sistemine bağlılıklarından doğmaktadır.
3. Ruhbilim: Ruhbilimde bilinç terimi, öznenin kendini sezişi ya
da kendinin farkına varışı anlamında kullanılır, algı ve bilgilerin
anlıkta izlenmesi süreci olarak tanımlanır. Geniş anlamda bilinç, usun
kullanılmasıdır. Ruhbilimsel açıdan insan, kendi varlığını ancak
bilinciyle aşabilir. Türk Dil Kur umunca bilinç'le ilgili çeşitli
ruhbilim terimleri önerilmiştir (Bk. Ruhbilim Terimleri Sözlüğü, TDK.
yayını, birinci baskı, s. 35-36): Anımsamayı sağlayamayacak aşamadaki
öğrenme bilinçdışı öğrenme (İng. Subliminal learning), belli bir anda
insanın aynı zamanda algılayabileceği nesnelerin toplamı bilinç
genişliği (İng. Span of consciousness), bilinç sürecini denetlediği
ileri sürülen beyin yeri bilinç katı (İng. Seat of consciousness), hekime
duyulan güvensizlik ya da utançtan ötürü verilmesi gereken bilgileri
saklama bilinçli direnç (İng. Conscious resistance), bir küme yaşantının
ötekilerden ayrılarak kendi içlerinde örgütlenmesi bilinçliliğin
bölünmesi (İng. Split-off consciousness), nesne ve olaylara karşı uyanık
bulunma durumu bilinçlilik (İng. Consciousness), belli bir anda bilinçte
bulunmayan ama anımsanıp bilince çağrılabilen anıların bilinçteki yeri
bilinç öncesi (İng. Foreconscious, Preconscious), Froydculuğa göre
baskıya alındıklarından ötürü doğrudan anımsanmamakla beraber gizli
yollardan bilinci ve davranışları etkileyen etkenlerin tümü bilinçsiz
bellek (İng. Unconscious memory), kişinin bilincinde olmadığı ve ancak
davranışlarıyla yansıtabildiği eyleme geçme isteği bilinçsiz güdülenme
(İng. Unconscious motivation) terimleriyle dile getirilmektedir.
4. Diyalektik: Diyalektik materyalist felsefeye göre bilinç;
insanın düşüncesi, duygusu, iradesi, karakteri, heyecanı, anlağı,
kanısı, sezisi vb. gibi bütün anlıksal süreçlerinin toplamıdır. Nesnel
gerçekliğin insandaki yansıtıcısıdır. Maddesel olan insan beyninin bir
özelliğidir. Önce maddesel doğa vardı. Doğasal evrim insana ve bilinç'e
kadar gelişti. Bilinç elbette doğasal, eşdeyişle maddi bir üründür ama
maddeyle ayrılaştırılamayacağı kadar aynılaştırılamaz da. Nitekim çocuk
da annesinin ürünüdür ama annesinin aynı değildir. Bilinç, toplumsal bir
üründür ve dil'le sımsıkı bağımlıdır. Dil olmaksızın bilinç de olamaz.
Çünkü dil, başkaları için gerçekleşen pratik bilinçtir. Hayvanın ön
ayaklarının elleşmesi ve ellerin emekte kullanılmasıyla başlayan
insanlaşma, zorunlu toplumsallaşma olgusundan geçerek, dil-bilinç
olgusunu meydana getirmiştir. Bilinç olgusu, insanların yaşma
biçimlerinin ürünüdür. Öyleyse pek açıktır ki bilinç, insanların yaşama
biçimlerini yansıtır. Ama bilinç sadece yansıtmakla yetinen basit bir
ayna değil, belirmesiyle birlikte diyalektiğe girmiş etken bir güçtür.
"Bir sarayda, bir kulübedekinden başka türlü düşünülür". Ama saray
koşullarından doğan saray düşüncesi de saray koşullarını etkiler ve
değiştirir. Marksist diyalektik ipinin iki ucundan biri eylem (pratik),
öbürü de bilinç (teori)'dir. Çeşitli yanlış anlamalar ve yorumlar bu
ipin iki ucunu birden elde tutamamaktan doğmaktadır. İnsansal
girişkenlik (Fr. Initiative), bilinç'le gerçekleşir. İnsan, olaylardan
oluşan bilinciyle o olaylara egemen olabilir. Bilim-öncesi felsefede
insanların yaşama biçimleri düşünme biçimleriyle açıklanırdı, oysa
düşünme biçimleri yaşama biçimlerinin sonucuydu. İnsan, bilimsel olarak
bunun bilincine vardıktan sonradır ki, bilinç'li etkenliğiyle yaşama
biçimlerini de değiştirmeye başlamıştır. Hiç bir şeyi değiştiremeyen
hayvansal çabayla her şeyi değiştirebilen insansal çaba arasındaki tek
fark, insansal çabanın bilinç'li oluşudur. Engels şöyle der: "Bilinçli
amaç, istenmiş bir erek olmaksızın hiç bir şey meydana gelmez". Bilinç,
insanın, kendisini çevreleyen şeyleri fark etmesini, algılamasını ve
algıladıktan sonra kavramasını gerçekleştirdiği gibi istemesini ve
istediğini yapmasını da gerçekleştirir. Marx da Alman İdeolojisi adlı
yapıtında şöyle der: "İşte ancak şimdi, yani temel tarihsel ilişkilerin
dört uğrağını gözden geçirdikten sonra insanın bir de bilinç'i olduğunu
görüyoruz (Marx'ın saptadığı temel tarihsel ilişkilerin dört uğrağı: 1.
ihtiyaçları karşılayan araçların üretimi, 2. Yeni ihtiyaçlar üretimi, 3.
Soyun üretimi, 4. İşbirliği, eşanlamda belli bir üretim tarzı üretimi
uğraklarıdır. O. H.).
Ama gene de bu, arı bir bilinç değildir. Çünkü ruh, daha başlangıçta
hava tabakaları, sesler, kısaca konuşma biçiminde beliren maddenin yükü
altına sokulmuştur. Bilinç ne kadar eskiyse dil de o kadar eskidir. Dil,
başkaları için var olan ve ancak bundan ötürüdür ki benim için de
gerçekten var olan pratik bilinç'in ta kendisidir. Dil, tıpkı bilinç
gibi, başkalarıyla ilişki kurma zorunluluğundan doğmuştur. Nerede bir
ilişki varsa orada insansal bir şey vardır. Hayvanın hiç bir ilişkisi
yoktur, hayvanın başkalarıyla ilişkisi onun için bir ilişki değildir.
Demek ki bilinç, başlangıcından beri bir toplumsal üründür, insanlar
var oldukları sürece de öyle kalacaktır". Demek ki insan topluluğunun
dışında insan bilinci olamaz. Bilincin ürünü olan düşünce de, kendisinin
maddi iskeleti olan dilin dışında var olamaz.
Bundan ötürü bilinç, ilk anından beri dil temeli üstünde biçimlenir.
Engels, konuşmanın ortaya çıkışının, maymun beynini adım adım
bilinçlendirerek insan beynine dönüştürdüğüne özellikle dikkatleri
çekmiştir.
< Felsefe
Sözlüğü "B"
Dizinine Geri Git
< Felsefe
Sözlüğü
Dizinine Geri Git
> Bu sayfaya ilişkin etiketler:
Bilinç nedir,
bilinç ne demektir,
bilinç ne anlama gelir,
bilinç tanımı nedir,
bilinç anlamı nedir,
bilinç ne demektir,
bilinç nedir,
bilinç ne
anlama gelir, bilinç tanımı,
bilinç felsefe,
bilinç kavramı,
bilinç kavramı nedir,
bilinç terimi nedir,
bilinç ne demektir,
bilinç nedir |
|