Hayatla Bilimsel Bilginin İç İçeliği

Bilim insanın içinde yaşadığı doğayı ve toplumu, hatta kendisi anlamasını, kavramasını ve bu alandaki olayları açıklamayı bilmesini sağlar. Ama sadece bununla kalırsa bilimsel bilgi pasif, durağan bir bilgi; insan kafasında bir süs olur. Oysa bilimsel bilgi sadece anlama, kavrama ve açıklamakla yetinmez, kişide bir güç haline gelir, onun tabiatı kendi ihtiyaçları doğrultusunda kullanabilmesini ve değiştirmesini sağlar.

Bilimin amaçları konusunda birbirine zıt iki görüş vardır. Bazılarına göre bilim, sadece gerçeklerin açığa çıkmasına yardım eder. Bu nedenle bilimin hayata uygulanmasında veya bilimi hayatın hizmetine vermekte fazla bencil davranmamalıdır. Pragmatizm ve utilitarizm gibi bazı görüşler de bilimin esas amacının, insan hayatını kolaylaştırmak olduğunu savunurlar.



Bilim tarihçilerinin yaygın kanaati, tarihte antik Yunanlıların bilimsel çalışmayı neredeyse hiçbir maddî menfaat beklemeden yapmış olmaları; buna karşılık Romalıların faydacı davrandığı ve sadece teknolojiye uygulayacakları bilgi ile meşgul olduklarıdır.

Çağdaş uygarlık ve modern endüstri, her türlü doğa güçlerinden yararlanmak istiyor. Bunun da yolu, bilim vasıtasıyla doğa kanunlarını bulmak ve kontrollü olarak insan hizmetine sokmaktır.

Bazı bilim adamları salt teorik çalışmayı sever ve gerçeğin peşinde koşarken hiçbir zaman maddî çıkar düşünmüyor; bazıları ise özellikle hayatta uygulanabilecek insana güç kazandırabilecek bilgiler peşinde koşuyor.



Bazı bilimler daha ziyade saf bilim, bazı bilimler de uygulamalı bilimlerdir. Bazı bilimlerde teorik çalışmalar bazı bilimlerde ise uygulamalı çalışmalar daha çoktur. Meselâ tıp, mühendislik, tarım ve hayvancılık, sosyoloji ve iktisat teorik olmaktan ziyade uygulamalı bilimlerdir. Hatta sosyoloji, politika, tarih gibi bilimlerde teorik zemin son derece azdır.

Bilimin hayatla iç içe olmasının en güzel örneklerini tıp bilimi ve uygulamalarında görmekteyiz. Röntgen ışımaları, tomografi cihazları, ölçme âletleri, biyoloji, tıbbi kimya, klinik psikoloji v.s. vasıtasıyla âdeta bütün bilimler insan sağlığının korunmasına yardımcı olmaktadır.

Tarım ve hayvancılıktaki yeni gelişmelerde, yeni bitki ve hayvan kültürlemelerinde, her şey bilimsel bilgiye göre olmaktadır. Şu anda gıda mühendisliği olmadan insanın sağlıklı beslenmesi mümkün müdür? Metalurji, boya, kağıt, cam, porselen v.s. alanlarında yeni bilgi sistemleri egemendir. Makine, elektrik ve kimya sanayileri bu alandaki saf bilimsel çalışmalardan doğmuştur. Artık bilimsel bilgiye dayanmayan sanayi ve teknoloji kısa zamanda gerileyip kapanmaktadır.

Bugün içinde yaşadığımız yüksek uygarlık, 17. yüzyıldan beri devam eden bilim ve teknolojinin karşılıklı işbirliği sayesindedir. Hemen her sahadaki sanayi uygulamaları bilimsel bilgi olmadan mümkün olmamaktadır (doğal olarak bu ilişki tek taraflı değildir; bir çok bilimsel buluşlarda sanayi ürünleri olan deneysel malzemeler,ölçme araçları v.s. sayesinde mümkün olmaktadır).



İnsan hayatında bilimsel bilgi giderek daha fazla egemen oluyor. İnsanın toplumsal hayatında bile bir rasyonelleşme egemen oluyor. Her şeyde değerlendirme ve ilerleme ölçütü akıl ve bilimsel bilgi oluyor. İçinde yaşadığımız çevre giderek daha teknik bir çevre oluyor.

Şu anda çağdaş insan toplumlarının ana karakteristiği bilimsel bilginin toplumun bütün işlerinde ve bütün katmanlarında egemen olmasıdır. Bilimsel bilgiye dayanarak yönetilen ve yaşayan toplumlara bilgi toplumu deniliyor.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı; Mustafa Ergün, "Felsefeye Giriş"