Anselmus Kimdir?

Anselmus 1033-1109 yılları arasında yaşamış olan ve Tanrı'nın varlığına ilişkin ontolojik kanıtıyla tanınan Hristiyan filozoftur.



İtalya’nın kuzeyindeki Aosta’da 1033 yılında Roma asilzadesi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Anselmus, bu yüzden bazı zamanlar Aostalı Anselmus olarak da anılmaktadır. 23 yaşına kadar kaldığı Aosta’da Benedikten tarikatının rahipleri tarafından eğitilmiştir. Yaklaşık üç yıl boyunca Avrupa’da değişik yerleri ziyaret etmiş ve 1059’da Bec Manastırı’na girmiştir. Bec’teki hocası Lanfranc, dönemin Canterbury başpiskoposudur ve bu görevini sürdürürken 1089’da ölünce Anselmus onun görevine 1093 yılında atanmıştır.



O, Augustinus’un “anlamak için inanıyorum” görüşünü almış, inancı akıl ile temellendirmeye çalışmıştır. “İnanmak için, anlamaya çalışıyorum” değil de “Anlamak için inanıyorum” tavrını benimseyen ve inanç-akıl ilişkisi söz konusu olduğunda, akıl karşısında inanç ya da imana, bilgi karşısında da otoriteye öncelik veren bir filozof olarak karşımıza çıkmıştır. Anselmus’un bu çabası, skolastisizmin, akıl ile inancı birleştirmeye çalışmasının bir göstergesidir.

Anselmus, yargıların mutlağı olmalıdır görüşündedir. Örneğin iyi varsa mutlak iyi de olmalıdır. Varlık varsa mutlak varlık da olmalıdır. Ona göre bu düşünce yoluyla Tanrı’nın varlığı ispatlanmış olacaktır. Anselmus’un, bir başka Tanrı kanıtlaması da şöyledir: Tanrı en yetkin varlıktır. Tanrı’nın var olmadığını düşünürsek, bir yanıyla Tanrı eksik kalmış olur. Oysa Tanrı’nın tanımı en yetkin varlık olduğudur. Demek ki Tanrı vardır. 

Anselmus, Augustinus’un ilk günahın bütün nesiller boyu sürdüğü düşüncesini kabul eder. Ona göre Tanrı insanları bu ilk günahtan kurtarmak için insan biçimine girmiş (İsa) ve bütün insanları ilk günahtan kurtarmak için çarmıha gerilmiştir. Skolastizmin bu ilk döneminde din ve felsefe uzlaştırılmaya çalışılmıştır. Dinsel kavramlar, akılla açıklanmaya çalışılmış ve bunun için Platon’un kavram realizmi kullanılmıştır.



Anselmus’un Tanrı kanıtlaması birden fazladır. Bazı felsefe tarihçileri bunlardan üçünün kayda değer olduklarını düşünmektedir: Birinci Tanrı kanıtlaması, aslında bütün bir felsefe tarihi içinde ön planda olan yaklaşımdır. Buna göre aklımız ve duyularımız, çevremizde pek çok iyi şeyin bulunduğu konusunda bilgi iletirler. Bu noktadaki temel soru şudur: Bütün bu iyi şeyler, tek bir iyi şeyden dolayı mı iyidirler; yoksa her birindeki iyilik kendine özgü bir özellik mi içermektedir? Elbette bu sorunun Anselmus tarafından verilen cevabı açıktır: Bütün iyi şeyler tek bir iyiden dolayı iyidirler.

Anselmus’un başka bir Tanrı kanıtlaması da gene başka kanıtlamaları hatırlatan bir gelişim göstermektedir. Ona göre her şey varoluşunu, varoluşunu bizzat kendisi aracılığıyla gerçekleştiren bir varlıktan almaktadır. Var olmak, belli bir düzeyde mükemmellik içermektedir. Aşağı yukarı mükemmel olan her var olan, bu mükemmelliğini en yüksek derecede mükemmelliği sahip olandan almaktadır ve o da Tanrı’dır. Anselmus son olarak “İnanmaktayız ki sen (Tanrı), kendisinden daha büyüğü düşünülemeyecek olan bir şeysin.” diyerek ünlü ontolojik Tanrı kanıtlamasının temel önermesini ortaya koymaktadır.



Anselmus’a göre adalet, iradenin düzgün kullanımı ile ilgilidir. İrade, düzgün bir eğilim sergiliyorsa o zaman hakikati bulan bir eylem ortaya çıkmış demektir. İradenin özgürlüğü, erdemli davranış demek olan doğruluk veya dürüstlükle yakından ilişkilidir. Anselmus’a göre bu özgürlük, doğruluğu sadece kendisi için isteme durumudur. Anselmus’a göre iradenin üç anlamı vardır. İrade, her şeyden önce isteme gücü veya yetisi anlamına gelmektedir. İkinci olarak irade, isteme gücünün eğilimi veya etkilenimi olarak anlaşılabilir. İradenin üçüncü anlamı ise isteme eylemidir. Bu eylemlerin ortaya çıkması, bilgi ile ilgili bir süreçtir. Zira herhangi bir şeyi isteme, aklın işleyişine uygun eylemde bulunmayı gerekli kılar. Bu yüzden seçme ve irade ile akıl arasında gözle görülür bir paralellik bulunmaktadır. İrade, o hâlde ahlaki olarak doğruları tercih etme gücüdür. Bu gücün de kendisini dayandırdığı en temel unsur, Tanrı’nın kendisidir. Bundan dolayı Anselmus’un ahlak anlayışı, büyük ölçüde ilahi dayanakları olan bir anlayış sergilemektedir.

İngiltere Krallığı ile kilise arasındaki kavgada kilise adına önemli kazanımlar elde eden Anselmus 21 Nisan 1109’da ölmüştür. Kaleme aldığı eserleri arasında Okur Yazar Hakkında (De Grammatico), Monologion, Ruhun Tanrı’ya Seslenişi (Proslogion), Hakikat Hakkında (De Veritate), Seçme Özgürlüğü Hakkında (De Libertate Arbitrii) sayılabilir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

Ayrıca lütfen bakınız:

- Anselmus'un yaşamı ve yapıtları
- Anselmus'un Tanrı anlayışı nedir?
- Tümeller tartışması nedir?
- Anselmus'un ahlak anlayışı nedir?
- Anselmus'un Tanrı kanıtlamaları