Ahlak Felsefesinin Temel Kavramları

İyi: Bireyin yapması gereken, ahlakça değerli olan davranışlardır.



Kötü: Bireyin yapmaması gereken davranışlardır.

İyi ve Kötü

Eylemleri ahlaki anlamda “iyi” ya da “kötü” olarak belirleyen nedir? Başka bir deyişle iyi ve kötüyü belirleyen ölçütler nelerdir? Bu, çoğu kez sosyal normlara indirgenmekte ve toplumca onaylanan eylemler iyi, onaylanmayan-meşru görülmeyenler kötü olarak nitelendirilmektedir.

Felsefe, ahlaki eylemi sosyal normlarla sınırlamaz; iyiliğe ve kötülüğe daha ilkesel ve evrensel düzeyde bakar. Ahlaki eylem, öncelikle irade ve seçme sorunudur. İradeyle ilgili olmayan, seçmeye dayanmayan örneğin akli yeterliliği olmayanların davranışları ahlaki olarak nitelendirilemez. Bir eylemin amacı (niyet, kasıt), süreç ve sonuçları üzerinden değerlendirilebilir. Bazı düşünürler niyeti ön planda tutar. Onlara göre iyi ve kötü, davranışları ortaya çıkaran düşünceye, niyete bağlıdır.

Niyeti iyi olan birinin davranışı kötülüğe sebep olsa dahi kötü olarak nitelendirilemez. Sonucun önemli olduğunu söyleyen düşünürler ise iyi ve kötüyü belirlemede niyete değil davranışın sonucuna bakılması gerektiğini söyler. Davranışın sonucu kötüyse davranış da kötü olarak kabul edilir. Daha bütüncül olarak amaç, süreç ve sonucun iyiliğe yol açması; diğerlerine veya doğaya zarar vermemesi esasına sahiptir. Ahlaki eylemi temellendirme konusunda niyetin yanı sıra haz, yarar, mutluluk, ödevi yerine getirme, doğruluk, sevgi ve Tanrı’nın koyduğu kurallara uygunluk gibi çok çeşitli ölçütler bulunmaktadır.



Özgürlük: Bir insanın kendi iradesiyle istediğini yapabilmesi ve karar alabilmesidir. Özgürlük, iyi veya kötüyü seçebilmesidir. Bir eylemin ahlaki olabilmesi için, onun özgürce yapılması şarttır.

Sorumluluk: Bir insanın kendi özgür iradesiyle bilerek ve isteyerek yaptığı eylemlerin sonuçlarına katlanabilmesi ve sonuçlarını üstlenebilmesidir.

Özgürlük ve Sorumluluk

“İnsan, eylem ve davranışlarında ne kadar özgürdür?” sorusu, ahlak felsefesinin temel sorunlarından biridir. Bu soru, özgürlük ve sorumluluk ilişkisi bağlamında ele alınır. Ahlak; kişilerin bilinçli hareketleriyle, irade ve seçmeleriyle ilgili bir alandır ve özgürlükten ayrı düşünülemez.

Özgürlüğün tanımı çok çeşitlidir ama üzerinde uzlaşılmış bir tanımı da bulunmamaktadır. Bununla birlikte ahlaki anlamda kişinin her türlü dış etkiden bağımsız olarak özgür iradesiyle karar vermesi ve eylemde bulunmasıdır. Sorumluluk; kişinin eyleminin amacını, süreçteki etkilerini ve her türlü sonucunu kabullenmesi, üstlenmesidir. Sorumluluk, özgür iradeyle birlikte vardır. Özgürlüğün olmadığı durumda sorumluluktan bahsedilemez.

Bununla birlikte düşünürler, özgürlük ve sorumluluk ilişkisi konusunda farklı düşünceler ortaya koymuştur. Bunlardan belirlenimciliğe (determinizme) göre evrende her olayın nedeni vardır. Kişilerin ahlaki seçimleri, daha önce yaşadıkları olaylara ve ruhsal ve fiziksel faktörlere bağlıdır.

Dolayısıyla özgür iradeye ve bunun getirdiği sorumluluğa tam olarak sahip olunamayacağını söyler. Kişinin eyleminde keyfîlik yoktur çünkü kişi özgür değildir. Belirlenimciliğin bir türü olan kadercilik (fatalizm) görüşü, kişilerin kaderinde olan her şeyin, kişiler onu seçmiş olsun ya da olmasın, onların başına geleceğini savunur. Kişinin geleceği belirlenmiş olduğu için özgür iradeden de söz edilemez. Bu kadercilik anlayışı kabul edildiği zaman insanın ahlaki düşünüşü, seçimleri ve eylemleri tümüyle anlamsızlaşır. Dolayısıyla yaptıklarından da sorumlu tutulamaz.

Belirlenimcilik ve kaderciliğin karşıtı olan belirlenmezcilik (indeterminizm), kişinin ahlaki kararlar verip eylemde bulunurken özgür olduğunu, ahlaki seçimlerinin daha önceki fiziksel ve ruhsal olaylar tarafından belirlenmediğini ve insanın aklı sayesinde mutlak bir seçme özgürlüğüne sahip olduğunu öne sürer. Ahlaki özerklik olarak nitelendirilen otodeterminizme göre insanın davranışını belirleyen ve yönlendiren birtakım etkiler vardır ancak bu, özgürlüğünün olmadığı anlamına da gelmez. Bu görüş, kişinin ahlaki anlamdaki kararlarını iradesi ve seçimiyle kendisinin oluşturduğunu ileri sürer. Özgürlüğün kaynağı kişide, onun kişiliğindedir. İnsanlar, aklını kullanabildiği ve kişiliğini geliştirebildiği ölçüde özgürdür



Erdem: İradenin ahlaki açıdan iyi ve değerli davranışlara yönelmesidir. Mesela; bilgelik, cesaret, adalet, çalışkanlık, dürüstlük, doğruluk, hoşgörü vb.

Vicdan: Bir insanın eylemler karşısında sahip olduğu iç duygu ve bilinçtir (sestir). İyi ile kötüyü ayırt etme yetisidir. Bir çeşit iç mahkemedir.

Ahlak yasası: İnsanların nasıl davranacağını belirleyen genel kurallardır.

Ahlaki karar: Bireyin, kendi özgür iradesiyle bilerek ve isteyerek ahlak yasalarına uygun karar vermesidir.

Ahlaki eylem: Ahlaki bir değere uygun düşen eylemdir. Bu eylem, ahlak yasalarına uygun ve bilinçli olarak yapılmalıdır.

Mutluluk: İnsanın, yaptığı davranışları sonunda duyacağı iç (ruh) huzurudur.

Ödev: Bir davranışı ahlak yasasına uyarak yapma zorunluluğudur.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı